12 Mayıs 2012 Cumartesi

11 Mayıs 2012 Cuma

Locanda Restaurant - Byblos / Lübnan







Taksi şoförümüz Khalil'in önerisiyle Byblos'daki yemeğimizi Locanda Restaurant da yedik. Restaurantın manzarası gerçekten bir harikaydı. Bir tarafta deniz manzarası bir tarafta Byblos harabelerinin güzelliği. Yemekler çok lezzetliydi ve Beyrut'un içinde bile yemediğimiz (daha doğrusu rastlamadığımız) değişik yemekleri burada yedik. Fiyatlar aşağı yukarı Beyrut'un içindeki restorantlarla aynı. Mesela ikinci resimde gördüğünüz yemeğin adı Hommos Mlawah 9.000 LL (tadı  fena olmamakla beraber çok da özellikli değildi), üçüncü resimdeki yemek Sorrat Lahme 14.500 LL ve çok lezzetliydi. Dördüncü resimdeki ise Fattouche ve 18.000 LL'ydi tadı da güzeldi. Bir de resmini buraya koymadığım bizdeki zeytinyağlı dolma içine benzeyen Kebaibet bel Aadas diye bir yemek vardı o da lezzetliydi. Fiyatı da 11.500 LL'ydi. Bu restorant'da da yemek eşliğinde nargile içiliyordu.

Hall of Fame - Beyrut









Taksi şoförümüz Khalil burası çok güzel deyince adamın bildiği bir şeyler vardır diye gezelim dedik mumya müzesini. (Hall of Fame Jeita yolu üzerinde Zok Mosbeh denilen bölgede) Girişte bir rehber ve düdük çalan polis gibi bir mumya karşılıyor gelenleri (Algılayıcıları hareket fark edince düdük çalıyor). Açıkçası Hall of Fame'i görmesek de olurmuş. Çünkü bir iki tanıdık yüz dışında müzede bulunan çoğu isim arap dünyasının ve Lübnan'ın ünlü simalarından oluşuyor. Bazı mumyalar yanına yaklaştığınızda konuşmaya yada şarkıcıysa şarkı söylemeye başlıyor. Açıkçası hepsi başarılı olmasa da mumyaların (örneğin Clinton homeless gibiydi kirli sakallarıyla) bir iki tanesi gayet iyi yapılmıştı hatta Arafat'ın mumyası fısır fısır oynayan dudakları ve takip eden gözleri ile beni oldukça ürküttü. Müzenin girişi 12 dolar ve çıkışta küçük bir de hediyelik eşya mağazası var. (Lübnan'da bunun haricinde bir iki tane daha mumya müzesi daha var. O yüzden bu tip yerleri çok da seven biri değilseniz boşu boşuna diğerlerine gitmeyin zaman kaybı olur. Çünkü diğer ikisi bunun kadar iyi değil ve hepsinin girişi de yaklaşık 12 dolar kadar)

10 Mayıs 2012 Perşembe

Martyrs Meydanı - Beyrut




Meydanda bulunan bu anıt son derece ilginç ve etkileyici bir abide. Beyrut, liman kenti olmanın bedelini çok ağır ödemiş. Tarih boyunca Ruslar, Fransızlar, İngilizler ve İsrail bombardımanlarına maruz kalmış. İlk üç devlet, heykelin baktığı limandan kenti bombalamış. Bu nedenle heykel, Lübnan halkının azmini gösteriyor. Heykelin merkezinde elinde özgürlük meşalesi taşıyan bir kadın ve bu kadına sarılmış, ancak bir kolu kopmuş bir delikanlı var. Gencin kolu kopuk olmasına rağmen, her şeyi bir tarafa bırakarak özgürlüğü temsil eden kadına umutla sarılmış ve ufku gözler vaziyette. Heykelin önünde elini yardım istercesine kaldıran bir figür ve arka tarafta da ölü bir adam bulunuyor. Anıt yaşanan iç savaştan da bolca nasibini almış her tarafı kurşun delikleri izleri ile dolu. Bu görüntü bana Beyrut'u ve insanlarını daha da çok sevdirdi çünkü yaşadıkları tüm acılara rağmen hepsi çok güleryüzlü, çalışkan ve hayatın keyfine vararak yaşamayı herşeye rağmen beceriyorlar...

Rawsheh (Pigeon - Güvercin) Kayalıkları - Beyrut




Rawsheh kayalıkları Lübnan'ın simgelerinden. Kayalıklar Corniche (sahil yolu) kısmında bulunuyor. Özellikle sabahları spor yapanların yoğunlukta olduğu bu bölgede deniz havası alıp yürüyüş yapabilir, sahildeki cafelerde birşeyler içebilirsiniz...

Al Omari (El Ömer) Camii - Beyrut







1153 yılında Hospitalier şövalyeleri tarafından St. John (Vaftizci Yahya) adına yapılan bir kilise olan ve 1291 yılında Memlükler tarafından camii'ye çevrilen yapı çok ihtişamlı ve büyüleyici bir güzelliğe sahip. Mavi kubbesi çok uzaktan bile fark ediliyor. Her halde hayatımda gördüğüm en büyük kristal avizeyi de burada gördüm. Camiiye girerken başı örtmek yetmiyor. Girişte görevlinin verdiği siyah renkli ekstra baş örtüsünü takıp, siyah cübbe gibi bir şeyi giymek gerekiyor. Ayakkabıları ise camiinin içindeki raflara bırakıyorsunuz. Camii çok temiz ve mis gibi kokuyor. 

Refik Hariri'nin Mezarı - Beyrut


Öncelikle Refik Hariri kimdir biraz bahsedeyim. Hariri Lübnan'nın eski başbakanlarından ve ülkesinde çok seviliyor. Beyrut'u yeniden inşa eden, yeniden yaratan adam olarak biliniyor. 2005 yılında St. George oteli yakınlarında uğradığı suikastte Beyrut da öldürülüyor. Suikast 1 ton TNT'nin patlatılmasıyla oluyor ve Hariri'nin yanı sıra 7 koruması ve 22 sivil de bu saldırıda hayatını kaybediyor.



Refik Hariri'nin mezarı da şehrin merkezinde El Ömer Camii'nin yanıbaşında. Hariri'nin mezarının yanısıra 7 korumasının da mezarı aynı alanda. Korumaların mezar başlarında resimleri bulunuyor ve her bir resime photoshop'la Hariri'nin onlara dua ederken çekilmiş bir fotoğrafı eklenmiş. Mezarlar şimdilik iftar çadırını andıran bir çadırda yer alsa da (anıt mezar yapımı devam ediyormuş) içeride devamlı kuran okunuyor ve güvenlik görevlileri tarafından korunuyor.