İtalya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İtalya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mart 2015 Salı

Roma: Gladyatörlerin destansı şehri / 2.bölüm

İspanyol Merdivenleri 



Açıkçası bana göre o meşhur ispanyol merdivenlerinin pek de ahım şahım bir özelliği yok. Bence en büyük özelliği yer aldığı meydanın ve çevresinin en lüks mağazalar ve restoran, cafelerle çevrili olması. Zaten şansımıza orada da restorasyon vardı Trevi de olduğu gibi. Tıklım tıkış olması tek özelliği...
Yinede tarihinden ve neden bu adı aldığından bahsedeyim biraz. Merdivenler 1725 yılında açılmış. En önemli özelliği kelebek biçimli tasarlanması. o dönemde İspanya büyükelçisi bu meydanda yaşadığı için meydan ve merdivenler bu ismi almış. Alışveriş ve iyi marka meraklıları için de ünlü Via Condotti caddesi hemen bu merdivenlerin karşısında... (Bu arada bu merdivenler ve trevi çeşmesi en çok hırsızlık olaylarının yaşandığı yerlermiş kalabalıktan dolayı. Bilginize...)

Pantheon


Pantheon yunanca tüm tanrıların tapınağı demekmiş. İmparator Hadrianus tarafından 118 - 125 tarihleri arasında inşa ettirilmiş. Pantheon Romada bulunan en eski beton kubbeli ve sağlam kalan binaymış. 43 metrelik çapı bulunan kubbenin o zamanın teknolojisi ile betondan yapılması hala araştırılıyormuş. Söylenenlere göre Pantheon'un o meşhur kubbesinde bulunan delikten sadece ışık giriyormuş ve nasıl bir hesaplama yapılmışsa yağmur, kar vs. girmiyormuş...
Açıkçası Pantheon'un hem ürkütücü hem de büyüleyici bir havası var. Bu kadar iyi korunmuş olması da bu etkileri arttırıyor...
İnternetten bulduğum fotoğraf ne demek istediğimi anlatabilir tam olarak

Altare Della Patria / Vittorio Emanuele II Abidesi



İtalyanlar bu abide ile beyaz pasta diye dalga geçiyorlarmış galiba.  Tabii ki Roma'da bulunan diğer  tarihi eserlerin içinde esamesi okunmayabilir ama ben çok beğendim bu anıtı açıkçası. 1911 - 1925 yılları arasında inşa edilerek Birleşik İtalya Krallığının ilk kralı Victor Emanuel adına yapılmış. Beyaz mermerden yapılan abide 135 metre eninde ve 70 metre yüksekliğinde. Yapının alt kısmında da İtalya Birleşme müzesi bulunuyor. Anıtın üst tarafında da girişi paralı olan bir seyir terası var. 

Navona Meydanı


Romada bulunan en ünlü meydanlardan biri olan Navona aslında stadyum olarak Barok tarzında inşa edilmiş. Romalılar döneminde adı Dominitian stadyumu olan bu meydan 30.000 izleyici kapasitesine sahipmiş. Meydanda Bernini gibi ünlü sanatçıların eserleri, çeşmeleri bulunuyor. Gerçekten de çok keyifli ve cıvıl cıvıl bir meydan. Özellikle geceleri çeşmelerin ışıklardırmalarıyla da ayrı bir havaya bürünüyor.
Biz bir akşam yemek için Navona meydanının çevresinde bulunan restoranlardan birini seçtik. Yemekler gayet güzeldi (Deniz ürünlü makarna, çeşitli deniz ürünleri ve tatlı yedik. Yanında da şarap içtik.) Fiyat ise adam başı yaklaşık 40-45 eu kadardı. Yemek yediğimiz yerin fotoğrafı aşağıda...


Roma 1. Bölüm


İtalya, Roma ve diğer ayrıntılı gezi fotoğraflarıma ana sayfada bulunan İnstagram adresimden ulaşabilirsiniz...

Gelecek yazıda Vatikandayız...

5 Şubat 2015 Perşembe

Roma: Gladyatörlerin destansı şehri / 1.bölüm

Roma'yı gördüğüm kadar anlatmaya nereden başlayacağımı gerçekten bilmiyorum. Floransa'yı yazarken de aynısını hissetmiştim, bir şekilde de altından kalktığımı düşünüyorum ama iş Roma'ya gelince dondum kaldım klavyenin başında. Neyse olduğu kadar artık...


Colloseum

Genel bilgiler

Roma İtalya'nın başkenti ve Lazio bölgesinin en büyük şehri. Katolik kilisesinin merkezi olan ve dünyanın en küçük ülkesi sayılan Vatikan da Roma sınırları içinde. Ayrıca Roma da aynen İstanbul gibi 7 tepenin üzerine kurulmuş bir şehir.

O kadar büyüleyici güzellikte bir şehir ki attığınız her adımda karşınıza çıkan tarihi eserlere ve bu kadar iyi korunmalarına hayranlıkla baka kalıyorsunuz. Roma'yı hak ettiği şekilde gezmek için bence en az 4-5 güne ihtiyaç var. Ben sadece 2 gün kaldığım için çoğunlukla gördüğüm yerleri aktarmaya çalışacağım...


Colosseum / Kolezyum

Kolezyum Roma'nın hatta İtalya'nın simgesi haline gelmiş yapılardan biri. Kolezyum halkı eğlendirici gösteriler sergilemek ve gladyatör dövüşleri için yapılmış bir arena. MS 72 yılında Vespasianus tarafından yaptırılmaya başlanan yapı MS 80 yılında Titus döneminde tamamlanmış. Burada gladyatör dövüşlerinin yanı sıra infazlar, hayvan avcılığı, ünlü savaşların yeniden canlandırılması gibi etkinlikler de düzenlenirmiş. Söylenenlere göre 55 bin kişilik yapının açılış gününün şerefine ilk hafta binlerce insan ve hayvan yapılan gösterilerde öldürülmüş burada.


Colosseum ve bendeniz

Kolezyumu ilk gördüğüm anda da aklıma Gladiator filmindeki sahneler ve Maximus'un arenaya ilk giriş sahnesi geldi zaten. Geçmiş zamanlarda yaşanan depremler bu muhteşem yapıyı etkilese de günümüzde çok iyi korunan bir eser. Hatta bir iki ay önce duvarına K harfi kazıyan bir rus turist 25 bin dolar para cezası ve 4 yıl ertelemeli hapis cezası da verildi. (darısı bizim vandallarımızın başına).
Roma Pass alırsanız (daha sonra yazacağım) bilet kuyruğunda sıra beklemeden içeri girebilirsiniz.
Güncellenmiş olacağı için açılış saatleri, bilet fiyatları ve diğer bilgiler için aşağıda bulunan siteyi incelemek faydalı olabilir.

http://archeoroma.beniculturali.it/en/archaeological-site/colosseum


Roma Forumu ve Palatine tepesi

Roma Forumu hemen Colesseum'un yanında yer alıyor. En önemli antik yapılar bu bölgede yapılmış. Binaların bir kısmı idare binası, hapishane vs. olarak kullanılsa da birçok mabet de bu bölgede yer alıyor. Antik romalılar tarafından "Forum Magnum" yada sadece "Forum" olarak adlandırılan bölge döneminde toplumsal olayların tartışıldığı, konuşulduğu önemli bir yapıymış. İçinde yer alan yapılar ise;
Castor ve Pollux Tapınağı
Romulus Tapınağı
Satürn Tapınağı
Vesta Tapınağı
Venus ve Roma Tapınağı
Aemilia Bazilikası
Julia Bazilikası
Septimius Severus Kemeri
Titus Kemeri
Rostra, politikacıların Roma vatandaşlarına konuşma yaptığı yer.
Hostilia Mahkemesi (Curia Hostilia), Roma Senatosu’nun yeri.
Maxentius ve Konstantin Bazilikası
Tabularium
Antoninus ve Faustina Tapınağı
Urbi Göbeği (Umbilicus Urbi)
Sezar Tapınağı

Ayrıntılı bilgi, açılış saatleri ve bilet fiyatları için (Roma Pass'dan burada da yararlanabilirsiniz)

http://archeoroma.beniculturali.it/en/archaeological-site/roman-forum-and-palatine-hill

Trevi Çeşmesi (yada bizde bilinen adıyla Aşk Çeşmesi)

Poli Sarayının bir duvarına barok üslupta Nıcola Salvi tarafından yapılmış olan çeşme, 1735 yılında inşa edilmiş. 



Açıkçası aşk çeşmesinin daha çok yakın çekim daha doğrusu tek açıdan fotoğraflarını gördüğüm için bir binanın yan tarafına inşa edildiğini düşünmemiştim hiç. Başlıbaşına bir yapı zannediyordum. Şansımıza çeşme tadilattaydı ve muhteşem görünüşünü detaylı göremedik ama üst tarafına kurulan küçük bir köprüden geçiş vardı ve ekranlarda normal hali gösteriliyordu. Tadilat olmasına rağmen tıklım tıkıştı yine de. Para atanlarda vardı tabii ki her zamanki gibi. Ben eksik kalır mıyım bende attım parayı. Bakalım tekrar Roma'ya gidebilecek miyim?


(bu arada bir arkadaşımındediğine göre o iki gidişinde de atmış para ve tekrar gitmiş Roma'ya son gidişinde ise atmamış ve uzun zamandır Roma'ya gitmemesini buna bağlıyor. Para atmanın da bir ritüeli var bu arada. Sağ elinizle sol omzunuz üzerinden atmanız gerekiyormuş. Birinci para dilek için ikinci para Roma'ya tekrar gitmek için üçüncü de aşk için...) Çeşme'nin restorasyon sponsoru da Fendi'ymiş ve 1.5 yıl sürecek olan restorasyonun bedeli 2.5 milyon euro'ymuş. 
(Tadilatsız fotoğraf internetten kullanılmıştır)

Roma Pass
Roma'da gezme için en iyi yollardan biri de diğer ülke ve şehirlerin de çoğunda olduğu gibi Pass card'lar. Roma Pass'la da aldığınız kartın türüne göre müze, arkeolojik alanlar yada kiliseler gibi ücretli gezilen yerlerden belirli sayıda yararlanabiliyorsunuz. Ulaşımda kullanabiliyorsunuz ve bazı ayrıcalıklardan faydalanabiliyorsunuz. Ayrıntılı inceleme için

http://www.romapass.it/p.aspx?l=en&tid=2

Roma 2. Bölüm
http://tatilname.blogspot.com.tr/2015/03/roma-2-bolum.html

29 Ocak 2015 Perşembe

Grand Hotel Fleming - Roma


Geldi sıra yavaş yavaş Roma yazılarına...

Roma'da kaldığımız otel tur boyunca kaldığımız yerlerin en iyisiydi bence. Romanın biraz uzak semtlerinden birinde olsa da bir sorun yaşamadık ulaşım konusunda. Odalar ve banyolar temiz, kahvaltısı da çok çeşitliydi. Her gün otelin karşısında kurulan pazar da çok keyifliydi. Geç saatte acıkınca yemeklerimizi de otelin karşısında bulunan restoranlarda yedik. Fiyatları uygundu yemeklerde gayet lezzetliydi. Romada kalınabilecek otellerden birisi bence burası...

http://www.booking.com/hotel/it/grand-fleming.tr.html?sid=03ee6b772ad71d719edc60a30f28879d;dcid=4;no_rooms=1;req_adults=2;req_children=0&

Bu arada booking.com'da bazı fotoğraflarda kötü görünen kısımlar ve banyolarda duş perdeleri var ama bizim odamız arka bahçeye bakan çok güzel bir odaydı ve banyoda perde yerine panel vardı.

20 Aralık 2014 Cumartesi

Floransa gezi notları: Bölüm 3

Floransa o kadar güzel ki gezilecek yerler yaz yaz bitmiyor. Geldik üçüncü bölüme...

Uffizi Müzesi

Venüs'ün Doğuşu

Orjinal adı Galleria degli Uffizi. Dünyanın en önemli müzelerinden biri. Mediciler döneminde onların ofis binası olarak kullanılmak üzere Cosimo de Medici tarafından yaptırılmış. Bir çok önemli sanatçının eserlerinin yanı sıra Sandro Boticelli'nin "The birth of Venus" yani Venüs'ün Doğuşu tablosu da burada (Bu arada Boticelli Dante'nin eseri İlahi Komedya'yı da resimlemiştir). Kapıda çok kuyruk oluyor bunu aşmak için Firenze Kart alabilir (aşağıda bahsedeceğim), internetten rezervasyon yaptırabilir yada çok erken saatlerde kuyruğa girebilirsiniz. Müze pazartesi hariç 08.15 - 18.50 saatleri arasında görülebilir.
http://www.uffizi.com




Floransa Akademi Galerisi (Galleria del'Accademia di Firenze)

Michelangelo'nun Signoria meydanında bulunan ünlü heykeli Davut'un orjinali burada. Bunun dışında yine bir çok önemli sanatçının eseri de sergileniyor. Müze pazartesi hariç 08.15 - 18.50 saatleri arasında görülebilir.
http://www.accademia.firenze.it/en/
Dante Evi (Casa di Dante)
İlahi Komedya'nın yazarı Dante'nin doğup büyüdüğü ev Dante sevenler için enteresan olabilir.
http://www.museumsinflorence.com/musei/Dante_house.html
Palazzo Pitti
Medicilerin yazlık sarayı olan Palazzo Pitti (Floransa'da zaten gördüğünüz neredeyse tüm binalar Medicilerin) ayrı bölümlerden oluşan bir müze. Porselen, resim, köstüm galerilerinin yanı sıra Medici ailesinin günlük eşyalarının sergilendiği galeriler de var.
http://www.polomuseale.firenze.it/en/musei/pitti.php?m=palazzopitti

Mercato Nuovo (Domuz Pazarı - Yeni Pazar)

Bu pazar girişinde bulunan ünlü domuz heykelinden dolayı bu adı almış. Bronzdan yapılan heykelin burnunu okşayıp, burnundan attığınız para aşağıdaki deliklerden düşerse dileğinizin olacağı ve tekrar Floransaya geleceğiniz söyleniyor (Benim attığım parayı daha düşmeden kaptı biri havada ama burnunu okşayıp dileğimi tuttum). Bunun dışında Floransa deri işleri ile ünlü olduğu için bu pazardan çanta, cüzdan, eldiven, kemer gibi şeyleri uygun fiyatlarla alabilirsiniz. (Pek pazarlık yapmıyorlar ama).

Boboli bahçeleri
Boboli bahçeleri Medicilerin ikametgahı olan Pitti sarayının arkasında. Pitti'yi gezerken tam bilet alırsanız bu bahçeleride gezebiliyorsunuz. Heykeller ve simetrik bahçe düzenlemeleri keyifli zamanlar geçirtebilir bahçede.
http://www.museumsinflorence.com/musei/boboli_garden.html

Floransa'da ne yenir, nerede yenir, ne alınır, nerede kalınır?

Floransa'da uygun fiyatlı oteller olsa da ucuz olanların çoğunun yıldızı düşük yada hostel tarzında. İyi bir otelde kalmak istiyorsanız biraz pahalı olmasını göze almak durumundasınız. Biz turla gittiğimiz için Montecatini Terme'de bir otelde kaldık (bkz: Alba Otel) ama tam bir faciaydı. Eşim en son gittiğinde ise Signoria meydanında Degli Orafi adında harika bir otelde kalmıştı. Bu yüzden bir dahaki sefere bende orada kalmayı planlıyorum (yada o kalitede Floransa içinde bir yerde).

Yemek konusuna gelince ise Floransa'nın bifteği çok ünlü. İyi bir restorantta fiyatı biraz pahalı olsa da denenmeye değermiş. Değermiş diyorum çünkü yurt dışında malumunuz et kanlı kalıyor biraz.


Ben o halde yiyemediğim için ve ne kadar pişerse pişsin benim sevdiğim kıvama gelmediği için eti deneyemedik. Ama yediğimiz restoranda diğer yemekler de keyifliydi. Adresini tam hatırlayamıyorum ama Duomo'ya çıkan sokaklardan birindeydi restoran. (Yukarıda fotoğrafını görebilirsiniz)






Tatlı sevenlerdenseniz de piazza della repubblica'da bulunan Gilli'de tiramisu'yu deneyebilirsiniz. Mekan fazla turistik olsa da çok keyifli yine de. 1733 yılında Floransa Medicilerin kontrolündeyken açılmış olan pastane günümüze kadar tarihe tanıklık etmiş. Bu bile havasını büyüleyici kılıyor.
http://www.gilli.it

Kahve yada bir içki içmek için ise bence en iyi mekan muhteşem Duomo manzarasıyla La Terazza cafe-bar. La Terazza Repubblica meydanında bulunan Rinascente mağazasının en üst katında. Fiyatları da gayet uygun...






Alışveriş konusuna gelince Floransa deri işleri ve kağıtçılıkla ünlü. Deriden ürünleri özellikle domuz pazarından uygun fiyatlara alabilirsiniz. Bunun dışında Floransa'nın dışında ünlü markaların yer aldığı outletler de var. Ponte Vecchio'da bulunan kuyumcularda enteresan takılar da ilginizi çekebilir. Ayrıca yine ponte vecchio taraflarında el yapımı ajanda, defter satan küçük dükkanlara da bakabilirsiniz. Bir de benim gibi Disney hastasıysanız Disney Store sizi deli edebilir.


50 Eu karşılığında Floransa Kart alırsanız 3 gün boyunca 50'den fazla müzeyi - galeriyi sıra beklemeden gezebilir, otobüslerden ücretsiz olarak faydalanabilirsiniz. Detaylı inceleme ve müze listesi için Firenze Card'ın internet sayfası 

http://www.firenzecard.it/?lang=en

Diğer Floransa yazıları için

http://tatilname.blogspot.com.tr/2014/12/floransa-gezi-notlar-bolum-2.html

http://tatilname.blogspot.com.tr/2014/12/floransa-gezi-notlar-bolum-1.html

Ayrıntılı Floransa ve diğer gezi fotoğraflarına ana sayfada bulunan İnstagram adresimden ulaşabilirsiniz

17 Aralık 2014 Çarşamba

Floransa gezi notları: Bölüm 2


Floransa'da gezilecek yerler hakkında bilgi vermeye başlamadan önce genel olarak dikkat edilmesi gereken bazı şeyler de var. Bunlardan biri de İtalya'nın birçok şehrinde bulunan afrika kökenli sokak satıcıları. Diğer şehirlerde bu konuda sıkıntı yaşamadık ama Floransa'da heyecanlı dakikalar geçirdik sayelerinde. 


Domuz pazarı yakınlarında dolaşırken yanımıza bir satıcı yanaştı ve birşey almak istemiyoruz dememize rağmen bir türlü peşimizi bırakmadı. En son o kadar yanaştı ki bize biraz korktuk açıkçası. O sırada eşimin eline küçük bir paket bırakmış meğerse (tahminimize göre uyuşturucu türü birşeydi) ve zorla satmaya çalıştı bunu. Eşim de paketi yere attı ve hızla uzaklaştık oradan (Genova'da göstere göstere satıyorlardı bu tip şeyleri ama orada bu kadar ürkmemiştik). Daha sonra ben alışveriş için bir mağazaya girdim. Tam ödemeyi yapacaktım ki cüzdanımın çantamda olmadığını fark ettim. Panik içinde elimdekilerle beraber eşimin yanına dışarı fırladım mağazadan. Satıcı kız da peşimden tabii (alıp kaçacağım sandı sanırım). Durumu anlatınca bu sefer sakinleştirmeye çalıştı beni. En son sırt çantasının dibinde bulduk cüzdanı ama o arada ciddi panik oldum ben. Derdim paradan çok içindeki kartlar ve kimliklerdi. Yanımıza yanaşan satıcı aldı kaşla göz arasında sandık cüzdanı. Demem o ki hep bahsedildiği gibi bir hırsızlık yaşamadık İtalya'da allaha şükür ama o paket bırakma ve cüzdan bulamama korkusu yetti de arttı bize. Siz de dikkat edin bence sokaklarda dolanırken.

Floransa gezilecek yerler


Signoria meydanı (Piazza della Signoria)

 Davut Heykeli

 Sabine kadınlarının kaçırılması

Perseus Heykeli

Bu meydan Floransa'nın en ünlü meydanı. Meydanı bu kadar ünlü hale getirense içinde bulunan heykeller. Michelangelo'nun ünlü "David - Davut" heykeli (burada bulunan kopyası. Gerçegi Floransa sanat akademisinde), Ammanato'nun eseri "Neptün heykeli ve çeşmesi", "Perseus heykeli" ve tek parça mermerden yapılan "Sabine kadınlarının kaçırılması" heykeli bu meydanda bulunuyor.

Palazzo Vecchio




Signoria meydanında bulunan Palazzo Vecchio 14.yy'da Senyorların yönetim binası olarak, ardından da Medicilerin sarayı olarak kullanılmış ama günümüzde belediye binası olarak kullanılıyor. 34 metrelik çan kulesi ile oldukça ihtişamlı bir yapı olan binanın ön cephesinde bulunan balkon Hannibal filminde de kullanılmış. Belediye binası olarak kullanılsa da bazı bölümleri ücret karşılığı belli saatlerde gezilebiliyor.


Piazza della Repubblica




Burası Romalıların forum olarak kullandığı dönemden beri şehrin en önemli meydanlarından biri olmuş. Meydanın ortasında bulunan atlı karınca ve çevresindeki cafeler nedeniyle daima cıvıl cıvıl olan alan görülmesi gereken yerlerden biri...


Bu arada 50 Eu karşılığında Floransa Kart alırsanız 3 gün boyunca 50'den fazla müzeyi - galeriyi sıra beklemeden gezebilir, otobüslerden ücretsiz olarak faydalanabilirsiniz. Detaylı inceleme ve müze listesi için Firenze Card'ın internet sayfası 

http://www.firenzecard.it/?lang=en

Diğer Floransa yazıları için
http://tatilname.blogspot.com.tr/2014/12/floransa-gezi-notlar-bolum-1.html

http://tatilname.blogspot.com.tr/2014/12/floransa-gezi-notlar-bolum-3.html

Ayrıntılı Floransa ve diğer gezi fotoğrafları için ana sayfada bulunan İnstaram adresini takip edebilirsiniz...

15 Aralık 2014 Pazartesi

Floransa gezi notları: Bölüm 1

Floransayı anlatmaya nereden başlasam bilemiyorum açıkçası. O kadar büyüleyici o kadar güzel ki. Floransa çocukluğumdan beri takıntılı bir şekilde görmek istediğim şehirlerden biriydi. Bu zamana nasip oldu. Öyle bir etkilendim ki buradan en kısa zamanda tekrar nasıl görebilirim bu güzel şehri diye daha oradayken planlar yapmaya başlamıştım.
Floransa Toscana bölgesinin başkenti ve İtalya rönesansının doğum yeri. Ayrıca Leonardo da Vinci, Michelangelo ve Dante Alighieri gibi ünlü sanatçıların, şairlerin de memleketi.

Floransa'da gezilecek - görülecek yerler:
Floransa'yı çok detaylı gezemedim açıkçası. Bu güzel şehri kısmen de olsa anlamak ve tanımak için 2-3 gününüzü en az burada geçirmelisiniz bence. Çünkü dışarıdan görülecek yerlerin yanı sıra detaylı gezilecek o kadar çok müze, kilise vs. var ki...
Floransa eski ve yeni şehir olarak ayrılmış. Eski tarafta bulunan binalar tamamen korunmuş ve aralara yeni hiçbir bina yada silüeti bozacak hiçbir yapı eklenmemiş. Tarihi kısma otobüsler giremiyor. Yoğun araç trafiği de yok. Benim görebildiğim sadece polis arabaları vardı etrafta. Zaten tarihi kısmın da yürüyerek bakına bakına tadı çıkarılır. (Çok fotoğraf koymak ve elimden geldiğince detay verebilmek için Floransa'yı bir iki bölümde yazmayı planlıyorum)

Floransa Katedrali (Santa Maria del Fiore)








Santa Maria del fiore yani "Meryem'in çiçeği". En ihtişamlı yapılardan biri burası. Sokaktan çıkıyorsunuz ve hiç beklemediğiniz bir anda karşınızda beliriyor bu muhteşem yapı. 1296 - 1436 yılları arasında gotik tarzda inşa edilmiş. Devasa ünlü kubbesi Brunelleschi tarafından yapılmış. Floransa denince de sembol haline gelen bir kaç yapıdan biri bence. Çok ihtişamlı olan ve pembe,beyaz, yeşil mermerden yapılan dış cephenin aksine iç cephe çok sade. Ön cephede klasik kilise - katedral süslemesi olan İsa, Meryem ana, havari heykellerinin yanı sıra ünlü sanatçıların da heykelleri bulunuyor. İlginç olan nokta ise sanatçıların heykellerinin havarilerden ve meleklerden daha üst sırada bulunması. Bu da sanatın ve sanatçının ne kadar üstün tutulduğunu ifade ediyormuş. Katedralin girişi ücretsiz ama çok sıra oluyor. Meşhur kubbeye çıkış ise ücretli. Katedral kompleksi için yapılan ama ayrı duran önemli bir yapı da çan kulesi. Giotto tarafından yine gotik tarzda yapılan çan kulesi katedral, vaftizhane gibi önemli bir yapıdır.

Detaylı inceleme için http://www.duomofirenze.it

Aziz Giovanni Vaftizhanesi (Battistero di San Giovanni)





Katedral kompleksinin içinde bulunan bu vaftizhane asıl ününü Pisano ve Ghiberti tarafından yapılan bronz kapıları ile kazanmış. İlk olarak 9.yy'da küçük bir bazilika olarak yapılan yapı daha sonra katedrale ait bir yapı olmuş. Ünlü kapı hariç tamamen bakım altında olduğu için ne yazik ki binayı göremedik ama Michelangelo'nun "cennetin kapıları" olarak adlandırdığı kapıları görme fırsatımız oldu. (Eski ahitten sahnelerin anlatıldığı bu bronz kapıların orjinali şu anda müzede bulunuyor. Kapılar pırıl pırıl parladığı ve çok güzel işlendiği için Michelangelo kapıları bu isimle adlandırıyor.) Bu arada ikinci fotoğrafta daire içine aldığım figür kapıyı yapan Ghiberti...


Ponte Vecchio (Vecchio Köprüsü - Eski köprü)





Floransa'da ikinci dünya savaşı sırasında yıkılmayan tek köprü burası. İlk olarak 996 yılında tahtadan yapılmış, sel sonucu yıkılınca 1117 yılında tekrar yapılmıştır. Yangın sonucu zarar gören köprü son olarak 1345'te tekrar yapılmıştır.  1565 yılında ise suikast vs. korkusu yüzünden halk arasına pek karışmak istemeyen Mediciler Arno nehrinin öte tarafına geçmek için köprüye günümüzde "Vasari koridoru" olarak bilinen kapalı bölümü ekletirler.

(bkz: http://tatilname.blogspot.com.tr/2014/12/medici-ailesi.html)
Ponte Vecchio Palazzo Pitti ile Uffizi'yi birbirine bağlar. Geçmişte (14.yy) çoğunlukla kasapların dükkanları ile dolu olan köprüde günümüzde kuyumcuların dükkanları bulunmaktadır.
Vasari koridoru ise Cosimo de Medici'nin emriyle Giorgio Vasari'ye yaptırılmıştır. Yaklaşık 1 km. uzunluğundadır. Özel turlarla gezilen koridorda birçok ünlü sanatçının da tablosu bulunmaktadır.(Dan Brown'un son kitabı Cehennem'i okuduysanız hatırlayacaksınız. Buradan ve köprüden sıkça bahsediliyordu) Tur ve detaylı bilgi için http://www.uffizi.firenze.it/en/musei/?m=vasariano

Ayrıntılı Floransa ve diğer gezi fotoğraflarıma ana sayfada bulunan İnstagram adresinden ulaşabilirsiniz...

Yazının devamı http://tatilname.blogspot.com.tr/2014/12/floransa-gezi-notlar-bolum-2.html

http://tatilname.blogspot.com.tr/2014/12/floransa-gezi-notlar-bolum-3.html

4 Aralık 2014 Perşembe

Medici Ailesi

Floransa'yı anlatmaya başlamadan önce Medici ailesini bilmek önemli bence. Çünkü bu aile Floransa'yı sanatın beşiği haline getiren aile. Yazıya başlamadan önce bilinmesi gereken ise o dönemlerde İtalya çeşitli cumhuriyetlerden oluşuyordu (Venedik, Ceneviz, Floransa gibi). Bu cumhuriyetlerin her birinin başkenti ve bölgesi ayrıydı ve sık sık birbirleriyle savaş halindelerdi. Her bölge büyük ailelerin hakimiyeti altındaydı. Medici ailesi de Floransa'nın hakimiydi.


Medici ailesi
Bu ailelerden biri olan Mediciler 13. ve 17. yüzyıllar arasında Floransa'da yaşamış bir aile. Aile dört papa (X. Leo, VII. Clement, XI. Leo, IV. Pius), çok sayıda Floransa hükümdarı ve daha sonra evlilik yoluyla Fransız Kraliyet ailesinin mensuplarını yetiştirmiş (Kraliçe Catherine de Medici) ve İtalya Rönesansını etkilemiş. Aile büyük servetini ilk olarak tekstil ticaretinden kazanmış. Daha sonraları ise ilk modern bankacılık sistemini oluşturmuşlar (muhasebe sistemleri üzerinde büyük yenilikler yaparak) ve Papa ile olan ilişkileri nedeniyle o dönemdeki ekonomi üzerinde etkili bir güç sağlamışlar.  İlerleyen yıllarda medici bankası dönemin en büyük, başarılı ve saygın bankalarından biri olmuş. Venedik, Cenova, Roma gibi şehirlerdeki bankacıları destekleyerek iyice zenginleşmeye başlamışlar ve Avrupa'da özellikle de İtalya'da politik güce sahip olmuşlar. Özellikle 15 ve 16. yy'da iktidar mücadeleleri, servetleri ve itibarları Floransa'yı oldukça etkilemiş. Bu arada Medici ailesinin eczalık, ilaç yapımı ve tıpla ile ilgili olduğu da hatta medicine (ilaç - tıp) kelimesinin Medici'den geldiği ifade ediliyor. Ailenin armasında bulunan top biçimindeki şekillerin ilaçları simgelediği söylenenler arasında. 


Medici ailesinin arması

Ailenin tarihi ve yükselişi
Aile ile ilgili bilinen en eski belge 1230 yılına ait. Yükselişi ise 14.yy'da özellikle evlilikler yoluyla ve bankacılık sayesinde iyi ilişkiler kurarak olmuş. 1434 yılında Cosimo de Medici gran maestro ünvanını alarak Floransa devletinin gayrı resmi başı olunca Medici hanedanı da resmen başlamış oldu. Cosimo, Piero ve Lorenzo 15.yy'a kadar Floransa'ya hükmettiler.

Cosimo de Medici "halkın babası" olarak adlandırılıyordu ve çok seviliyordu. İyi bir banker, yönetici, siyasetçi ve sanatseverdi. Döneminde sanatçılara destek olarak Floransa'nın gelişimini sağladı. Diğer cumhuriyetlerle barışı sağlamaya çalıştı. Ünlü katedral Santa Maria del Fiore'nin kubbesinin yapımına ve bitirilmesine maddi katkıda bulundu. Ölünce San Lorenzo katedraline defnedildi.

Piero de Medici (1416 - 1469)  Cosimo'nun oğluydu ve sadece 64 - 69 yılları arasında hüküm sürdü. Lakabı "gut'lu piero"'ydu ve ölümü de gut yüzünden oldu. Piero babasının aksine sanatla pek ilgili değildi ve onun zamanında Floransa pek kayda değer bir güç kazanmadı.

Piero'nun ölümünden sonra başa oğlu Lorenzo geçti. "Muhteşem" lakaplı olan Lorenzo, Floransa'yı da muhteşem hale getirdi döneminde. 1449 - 1492 yılları arasında yaşayan Lorenzo siyaset ve sanatta şehire altın çağını yaşattı. Kurduğu okul sayesinde birçok sanatçının yetişmesine katkıda bulundu ve onlara her zaman destek oldu. Dedesi Cosimo gibi barış sağlamaya ve diğer devletlerle iyi ilişkiler kurmaya çalıştı. Döneminde Osmanlı imparatorluğu'yla da iyi ilişkiler kurdu. Leonardo, Michelangelo, Boticelli gibi ünlü sanatçılara destek oldu. Hatta Machiavelli'nin meşhur eseri İl Principe Lorenzo'ya ithaf edilmiştir. Ölümünden sonra Floransa'ya tam bir kargaşa hakim oldu ve barış, refah dönemi sona ererek neredeyse 400 yıl sürecek işgal dönemi başladı.
(En başta bahsettiğim Catherine de Medici ise tarihte "kanlı kraliçe" olarak bilinen kraliçedir. Sebebi ise Aziz Bartolomeus Yortusu Kıyımı'dır. 23 - 24 ağustos 1572 yılında olan bu katliam Fransa'da katoliklerin protestanları katlettiği olaydır. Kraliçenin kralın (II.Henri) protestan olan yardımcısına yaptırttığı fakat başarısız olan suikast olayların fitilini ateşlemiştir. İki gün süren katliamda onbinlerce protestan öldürülmüştür).

Medusa heykeli

Medici ailesinin Floransa'dan kovulması
Lorenzo'nun oğlu II. Piero de Lorenzo / Medici babasının özelliklerine sahip değildi ve bir sürü politik hata yaptı. Fransa kralı VIII.Charles (yada Karl)  Napoli'yi işgal etmek istediğinde halk Charles'ın tarafını tutmasına rağmen Piero Napoli'ye yardım etmek istedi. Bunun üzerine Karl Piero'dan Pisa gibi şehirleri ona teslim etmesini istedi. Bu söylentiler halk arasında yayılınca kargaşa başladı ve Piero iyice gözden düştü. Saraya girmesi yasaklandı ve halk ayaklanarak medicilerden bağımsızlıklarını istedi. Piero da kaçmak zorunda kaldı. Onun kaçmasından sonra Fransa kralı ordusuyla şehire girdi ve halk tarafından coşkuyla karşılandı. Bir süre sonra kralın istekleri, askerlerin halk üzerindeki baskısı ayaklanmalar yarattı ve krale Piero'yu tekrar göreve çağırdı. Piero'nun gelmesiyle karışıklıklar bir nebze azaldı ama bu dönemde Pisa şehri ile yapılan savaş tekrar başladı. 1503 yılında Piero öldü ve 1512 yılına kadar Mediciler Floransa'dan uzak kaldı. 1512 yılında tekrar yönetime gelen aile 1527 yılına kadar da yönetimde kaldı. Halk ayaklanmaları sonucu 1527 - 1530 yılları arasında yeniden sürgüne gönderilen Medici ailesinin dönüşü o dönemlerdeki papalar X. Leo ve VII. Clement sayesinde oldu. Catherine de Medici'nin Fransanın veliahtıyla yaptığı evlilik de aileyi tekrar güçlendirdi.
(Yukarıda fotoğrafı görünen heykel Floransa'dan kovulan Medicilerin 1530 yılında geri döndüklerinde saraylarının karşısına -Palazzo Vecchio- Signoria meydanına diktirdiği ve amacı düşmanlarına göz dağı vermek olan heykeldir. Heykel elinde kesik bir medusa başı tutan Perseus'tur ve heykeltraş Cellini'nin eseridir)

Uffizi ve Palazzo Vecchio arasındaki köprü

Ponte Vecchio

Ailenin çöküşü
Çeşitli hastalık ve diğer sebepler yüzünden 1700'lü yılların başından beri çocukları olmayan Mediciler erkek varisten yoksun kaldı. Bu dönemlerde ailenin maddi durumu da kötüleşmeye başlamış ve Floransa nüfusu da yarı yarıya azalmıştı. Günümüzde ailenin soyunun devam etmemesinin sebeplerinden biri düşmanları ve diğer şeyler nedeniyle güneş ışığına pek fazla çıkmaması sonucu olarak bebek yaşta D vitamini eksikliği, iyi beslenmeme ve ailenin diğer bireylerinin çeşitli hastalıklardan ölmüş olması gösterilmektedir (ailenin kadın fertleride ağır makyaj sonucu ve güneşe çıkmadıkları için D vitamini eksikliği yaşamışlar, yaptıkları doğum sayısının fazlalığı sağlıklarını bozmuştur). Aile kullandıkları ve yaşadıkları binalar arasında ulaşımı tamamen kapalı köprülerle sağlamıştır (güneşe ve aydınlığa çıkmama ve suikast korkusu ile). Uffizi'yi Palazzo Pitti'ye bağlayan Ponte Vecchio içindeki vasari koridoru ve  Uffizi İle Palazzo Vecchio'yu bağlayan köprü buna bir örnektir. Ayrıca ailenin gitgide kendi hemcinsleriyle ilişki kurmaya başlaması da soyun tükenmesine sebep gösterilmiştir. 18. yy'dan itibaren de bu büyük ailenin soyu tamamen bitmiştir. (Palazzo Vecchio ailenin ikametgahı, uffizi ise kullandıkları ofisleridir. Uffizi günümüzde müze, Palazzo Vecchio ise belediye binası olarak kullanılmaktadır.)

Palazzo Vecchio

Sanatla ve bilimle ilişkileri
Aile sanata ve sanatçıya çok önem vermiştir. Leonardo, Michelangelo, Boticelli, Donatello gibi önemli sanatçıların hamiliğini üstlenmişlerdir. Ismarlama yaptırdıkları sanat eserlerinin yanı sıra sanatçıların kendi çalışmalarına da destek olmuşlardır. Leonardo da Vinci 7 sene kadar Lorenzo de Medici'nin emrinde ve korumasında çalışmış; sanat eserlerinin yanı sıra savaş aletlerinin yapımını ve tasarlanmasını da üstlenmiştir. Ünlü heykeltraş Michelangelo ise dört yıl kadar Lorenzo Medici'nin himayesinde Medici sarayında yaşamıştır. Mimari alanda da özellikle Floransa'da birçok eser yaptırmışlardır. Bunun yanı sıra aileden çıkan papa X. Leo Vatikan'da birçok sanatçıyla çalışmıştır.
Galileo Galilei de aileden yardım alan bilim adamlarından biridir.

Ayrıntılı Floransa ve diğer gezi fotoğraflarıma ana sayfada bulunan İnstagram adresimden ulaşabilirsiniz.

Da Vinci's Demons isimli dizide Medicilerin Leonardo da Vinci ile olan ilişkisini, dönemin politik yapısını ve Floransa'sını izleyebilirsiniz...

1 Aralık 2014 Pazartesi

Castel Romano Outlet - Roma



Castel Romano outlet şehir dışında ama Roma'nın en büyük outleti. Mimarisi biraz İstanbuldaki Viaport'a benziyor. Burayı yazma sebebime gelince gitmeden önce alışveriş seven herkes gibi bende internette bir araştırma yapmıştım ama hakkında pek bir bilgi bulamamıştım.
Özellikle kadınlar için tam bir çıldırma noktası bu alışveriş merkezi. Dünyaca ünlü bir çok marka gerçekten de inanılmaz rakamlara satılıyor. Örneğin Moschino yada Calvin Klein marka bir çantayı 25-30 eu gibi bir fiyata alabilirsiniz. New Balance ayakkabılar 30 eu, Crocs terlikler 10 eu crocs yağmur çizmeleri 15 eu gibi fiyatlarla satılıyor. Bunların dışında çikolatacılar, elektrikli ev aletleri, parfümeriler (Douglas uygundu) ve ünlü kozmetik firmalarının dükkanları da var outlette. Roma'ya giderseniz alışveriş için en uygun yerlerden birisi de burası. (mesela eşime Hugo Boss'tan bir polo yaka t-shirt'i 20 eu'ya aldık) Yakınlarında da İtalyanların ünlü Cinecitta film stüdyolarına uğrayabilirsiniz vakit olursa… Ayrıca normal indirimli fiyatların yanı sıra noel gibi bazı dönemlerde de ekstra indirimler oluyor. İtalya'da belli bir fiyatın üzerinde alışveriş yaparsanız tek seferde kdv oranını havaalanında geri alabiliyorsunuz fiş ve ürün ibrazı ile. Aklınızda bulunsun...

http://www.cinecittasimostra.it/en

http://www.mcarthurglen.com/it/castel-romano-designer-outlet/en/

Not: Fotoğraf çekmeye pek vaktim olmadı tahmin edersiniz. Bu yüzden kullandığım görseller internetten alınmıştır.
Ayrıca turla gideceklere bir tavsiye, turlar bu outlet gezisini havaalanına gitmeden hemen önce düzenliyorlar yakınlıktan dolayı. Bavulunuzda boş yer bırakın ki (yada ikinci bir boş bavulunuz olsun) havaalanı güvenliğinde sorun yaşamayın ellerinizdeki torbalarla.
Bu arada ekleme gereği hissettim tabii ki çok da ucuz olmayan markalar da var Burberry gibi. Yada swarovski uyduruktu mesela (bunun gibi birkaç mağaza daha vardı. Yorumlarda hanımefendinin dediği gibi adidas, nike pek iyi değildi örneğin). Ama aklımın kaldığı yerlerde oldu çok iyi kalite (iyi bir italyan markasıydı ama unuttum) bir deri çizmeyi 100 eu'ya almadığıma hala pişmanım mesela...

28 Kasım 2014 Cuma

Sorrento - İtalya





Sorrento İtalya'nın güneyinde Amalfi bölgesinde, Napoli'ye bir saat kadar uzaklıkta çok sevimli bir tatil kasabası. Bölgenin ve kasabanın en önemli gelir kaynaklarından biri turizm. Bunun yanı sıra tarihi Pompeii'nin ve italyan sosyetesinin tatil mekanı Capri adasının burada olmasıda turizm açısından bölgeyi iyice hareketli kılıyor. Sorrento ayrıca limonlarıyla ünlü ve bir çeşit likör olan Limoncello'nun birçok çeşidi ve limondan elde edilen pekçok şey burada üretiliyor (limon sabunları da muhteşem).
Sorrento dar, sokakları, sevimli dükkanları, cafeleri ve muhteşem deniz manzarasıyla insanda yaşama sevinci uyandıran bir kasaba. Biz oradayken bir de nikah vardı kilisede ve herkes o kadar şıktı ki. Kadınların neredeyse hemen hepsinde çok şık şapkalar vardı ve rengarenk giyinmişlerdi. Bizim düğünlerimizdeki gibi simsiyah bir şıklık yoktu ve herşey cıvıl cıvıldı. Hatta gelin ve damat çok güzel süslenmiş bir at arabasıyla kiliseye geldiler.

Sorrento'ya gideceklere tavsiyem, kasabanın ara sokaklarına dalıp limoncello üreticilerinde tadım yapın, ana meydandaki cafelerde zaman geçirin ve gelmişken mutlaka Capri adasına gidin.

Sorrento'dan ne alınır?
Limon diyarına gelmişken meşhur limoncello'lardan alın tabiiki. Benim önerim bu konuda Villa Massa markası. Klasik limoncello'nun yanı sıra krema kıvamında olanları da harika (limon tadını sevmeyenler için kavunlu meloncello ve fıstıklı adını hatırlayamadığım bir çeşit de var). Ayrıca limon şekerleri, limon sabunları da süper.

http://www.sorrentotourism.com/en/index.php

Ayrıntılı Sorrento ve diğer gezi fotoğraflarına ana sayfada bulunan İnstagram adresinden de ulaşabilirsiniz...