Toscana etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Toscana etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Aralık 2014 Cumartesi

Floransa gezi notları: Bölüm 3

Floransa o kadar güzel ki gezilecek yerler yaz yaz bitmiyor. Geldik üçüncü bölüme...

Uffizi Müzesi

Venüs'ün Doğuşu

Orjinal adı Galleria degli Uffizi. Dünyanın en önemli müzelerinden biri. Mediciler döneminde onların ofis binası olarak kullanılmak üzere Cosimo de Medici tarafından yaptırılmış. Bir çok önemli sanatçının eserlerinin yanı sıra Sandro Boticelli'nin "The birth of Venus" yani Venüs'ün Doğuşu tablosu da burada (Bu arada Boticelli Dante'nin eseri İlahi Komedya'yı da resimlemiştir). Kapıda çok kuyruk oluyor bunu aşmak için Firenze Kart alabilir (aşağıda bahsedeceğim), internetten rezervasyon yaptırabilir yada çok erken saatlerde kuyruğa girebilirsiniz. Müze pazartesi hariç 08.15 - 18.50 saatleri arasında görülebilir.
http://www.uffizi.com




Floransa Akademi Galerisi (Galleria del'Accademia di Firenze)

Michelangelo'nun Signoria meydanında bulunan ünlü heykeli Davut'un orjinali burada. Bunun dışında yine bir çok önemli sanatçının eseri de sergileniyor. Müze pazartesi hariç 08.15 - 18.50 saatleri arasında görülebilir.
http://www.accademia.firenze.it/en/
Dante Evi (Casa di Dante)
İlahi Komedya'nın yazarı Dante'nin doğup büyüdüğü ev Dante sevenler için enteresan olabilir.
http://www.museumsinflorence.com/musei/Dante_house.html
Palazzo Pitti
Medicilerin yazlık sarayı olan Palazzo Pitti (Floransa'da zaten gördüğünüz neredeyse tüm binalar Medicilerin) ayrı bölümlerden oluşan bir müze. Porselen, resim, köstüm galerilerinin yanı sıra Medici ailesinin günlük eşyalarının sergilendiği galeriler de var.
http://www.polomuseale.firenze.it/en/musei/pitti.php?m=palazzopitti

Mercato Nuovo (Domuz Pazarı - Yeni Pazar)

Bu pazar girişinde bulunan ünlü domuz heykelinden dolayı bu adı almış. Bronzdan yapılan heykelin burnunu okşayıp, burnundan attığınız para aşağıdaki deliklerden düşerse dileğinizin olacağı ve tekrar Floransaya geleceğiniz söyleniyor (Benim attığım parayı daha düşmeden kaptı biri havada ama burnunu okşayıp dileğimi tuttum). Bunun dışında Floransa deri işleri ile ünlü olduğu için bu pazardan çanta, cüzdan, eldiven, kemer gibi şeyleri uygun fiyatlarla alabilirsiniz. (Pek pazarlık yapmıyorlar ama).

Boboli bahçeleri
Boboli bahçeleri Medicilerin ikametgahı olan Pitti sarayının arkasında. Pitti'yi gezerken tam bilet alırsanız bu bahçeleride gezebiliyorsunuz. Heykeller ve simetrik bahçe düzenlemeleri keyifli zamanlar geçirtebilir bahçede.
http://www.museumsinflorence.com/musei/boboli_garden.html

Floransa'da ne yenir, nerede yenir, ne alınır, nerede kalınır?

Floransa'da uygun fiyatlı oteller olsa da ucuz olanların çoğunun yıldızı düşük yada hostel tarzında. İyi bir otelde kalmak istiyorsanız biraz pahalı olmasını göze almak durumundasınız. Biz turla gittiğimiz için Montecatini Terme'de bir otelde kaldık (bkz: Alba Otel) ama tam bir faciaydı. Eşim en son gittiğinde ise Signoria meydanında Degli Orafi adında harika bir otelde kalmıştı. Bu yüzden bir dahaki sefere bende orada kalmayı planlıyorum (yada o kalitede Floransa içinde bir yerde).

Yemek konusuna gelince ise Floransa'nın bifteği çok ünlü. İyi bir restorantta fiyatı biraz pahalı olsa da denenmeye değermiş. Değermiş diyorum çünkü yurt dışında malumunuz et kanlı kalıyor biraz.


Ben o halde yiyemediğim için ve ne kadar pişerse pişsin benim sevdiğim kıvama gelmediği için eti deneyemedik. Ama yediğimiz restoranda diğer yemekler de keyifliydi. Adresini tam hatırlayamıyorum ama Duomo'ya çıkan sokaklardan birindeydi restoran. (Yukarıda fotoğrafını görebilirsiniz)






Tatlı sevenlerdenseniz de piazza della repubblica'da bulunan Gilli'de tiramisu'yu deneyebilirsiniz. Mekan fazla turistik olsa da çok keyifli yine de. 1733 yılında Floransa Medicilerin kontrolündeyken açılmış olan pastane günümüze kadar tarihe tanıklık etmiş. Bu bile havasını büyüleyici kılıyor.
http://www.gilli.it

Kahve yada bir içki içmek için ise bence en iyi mekan muhteşem Duomo manzarasıyla La Terazza cafe-bar. La Terazza Repubblica meydanında bulunan Rinascente mağazasının en üst katında. Fiyatları da gayet uygun...






Alışveriş konusuna gelince Floransa deri işleri ve kağıtçılıkla ünlü. Deriden ürünleri özellikle domuz pazarından uygun fiyatlara alabilirsiniz. Bunun dışında Floransa'nın dışında ünlü markaların yer aldığı outletler de var. Ponte Vecchio'da bulunan kuyumcularda enteresan takılar da ilginizi çekebilir. Ayrıca yine ponte vecchio taraflarında el yapımı ajanda, defter satan küçük dükkanlara da bakabilirsiniz. Bir de benim gibi Disney hastasıysanız Disney Store sizi deli edebilir.


50 Eu karşılığında Floransa Kart alırsanız 3 gün boyunca 50'den fazla müzeyi - galeriyi sıra beklemeden gezebilir, otobüslerden ücretsiz olarak faydalanabilirsiniz. Detaylı inceleme ve müze listesi için Firenze Card'ın internet sayfası 

http://www.firenzecard.it/?lang=en

Diğer Floransa yazıları için

http://tatilname.blogspot.com.tr/2014/12/floransa-gezi-notlar-bolum-2.html

http://tatilname.blogspot.com.tr/2014/12/floransa-gezi-notlar-bolum-1.html

Ayrıntılı Floransa ve diğer gezi fotoğraflarına ana sayfada bulunan İnstagram adresimden ulaşabilirsiniz

17 Aralık 2014 Çarşamba

Floransa gezi notları: Bölüm 2


Floransa'da gezilecek yerler hakkında bilgi vermeye başlamadan önce genel olarak dikkat edilmesi gereken bazı şeyler de var. Bunlardan biri de İtalya'nın birçok şehrinde bulunan afrika kökenli sokak satıcıları. Diğer şehirlerde bu konuda sıkıntı yaşamadık ama Floransa'da heyecanlı dakikalar geçirdik sayelerinde. 


Domuz pazarı yakınlarında dolaşırken yanımıza bir satıcı yanaştı ve birşey almak istemiyoruz dememize rağmen bir türlü peşimizi bırakmadı. En son o kadar yanaştı ki bize biraz korktuk açıkçası. O sırada eşimin eline küçük bir paket bırakmış meğerse (tahminimize göre uyuşturucu türü birşeydi) ve zorla satmaya çalıştı bunu. Eşim de paketi yere attı ve hızla uzaklaştık oradan (Genova'da göstere göstere satıyorlardı bu tip şeyleri ama orada bu kadar ürkmemiştik). Daha sonra ben alışveriş için bir mağazaya girdim. Tam ödemeyi yapacaktım ki cüzdanımın çantamda olmadığını fark ettim. Panik içinde elimdekilerle beraber eşimin yanına dışarı fırladım mağazadan. Satıcı kız da peşimden tabii (alıp kaçacağım sandı sanırım). Durumu anlatınca bu sefer sakinleştirmeye çalıştı beni. En son sırt çantasının dibinde bulduk cüzdanı ama o arada ciddi panik oldum ben. Derdim paradan çok içindeki kartlar ve kimliklerdi. Yanımıza yanaşan satıcı aldı kaşla göz arasında sandık cüzdanı. Demem o ki hep bahsedildiği gibi bir hırsızlık yaşamadık İtalya'da allaha şükür ama o paket bırakma ve cüzdan bulamama korkusu yetti de arttı bize. Siz de dikkat edin bence sokaklarda dolanırken.

Floransa gezilecek yerler


Signoria meydanı (Piazza della Signoria)

 Davut Heykeli

 Sabine kadınlarının kaçırılması

Perseus Heykeli

Bu meydan Floransa'nın en ünlü meydanı. Meydanı bu kadar ünlü hale getirense içinde bulunan heykeller. Michelangelo'nun ünlü "David - Davut" heykeli (burada bulunan kopyası. Gerçegi Floransa sanat akademisinde), Ammanato'nun eseri "Neptün heykeli ve çeşmesi", "Perseus heykeli" ve tek parça mermerden yapılan "Sabine kadınlarının kaçırılması" heykeli bu meydanda bulunuyor.

Palazzo Vecchio




Signoria meydanında bulunan Palazzo Vecchio 14.yy'da Senyorların yönetim binası olarak, ardından da Medicilerin sarayı olarak kullanılmış ama günümüzde belediye binası olarak kullanılıyor. 34 metrelik çan kulesi ile oldukça ihtişamlı bir yapı olan binanın ön cephesinde bulunan balkon Hannibal filminde de kullanılmış. Belediye binası olarak kullanılsa da bazı bölümleri ücret karşılığı belli saatlerde gezilebiliyor.


Piazza della Repubblica




Burası Romalıların forum olarak kullandığı dönemden beri şehrin en önemli meydanlarından biri olmuş. Meydanın ortasında bulunan atlı karınca ve çevresindeki cafeler nedeniyle daima cıvıl cıvıl olan alan görülmesi gereken yerlerden biri...


Bu arada 50 Eu karşılığında Floransa Kart alırsanız 3 gün boyunca 50'den fazla müzeyi - galeriyi sıra beklemeden gezebilir, otobüslerden ücretsiz olarak faydalanabilirsiniz. Detaylı inceleme ve müze listesi için Firenze Card'ın internet sayfası 

http://www.firenzecard.it/?lang=en

Diğer Floransa yazıları için
http://tatilname.blogspot.com.tr/2014/12/floransa-gezi-notlar-bolum-1.html

http://tatilname.blogspot.com.tr/2014/12/floransa-gezi-notlar-bolum-3.html

Ayrıntılı Floransa ve diğer gezi fotoğrafları için ana sayfada bulunan İnstaram adresini takip edebilirsiniz...

15 Aralık 2014 Pazartesi

Floransa gezi notları: Bölüm 1

Floransayı anlatmaya nereden başlasam bilemiyorum açıkçası. O kadar büyüleyici o kadar güzel ki. Floransa çocukluğumdan beri takıntılı bir şekilde görmek istediğim şehirlerden biriydi. Bu zamana nasip oldu. Öyle bir etkilendim ki buradan en kısa zamanda tekrar nasıl görebilirim bu güzel şehri diye daha oradayken planlar yapmaya başlamıştım.
Floransa Toscana bölgesinin başkenti ve İtalya rönesansının doğum yeri. Ayrıca Leonardo da Vinci, Michelangelo ve Dante Alighieri gibi ünlü sanatçıların, şairlerin de memleketi.

Floransa'da gezilecek - görülecek yerler:
Floransa'yı çok detaylı gezemedim açıkçası. Bu güzel şehri kısmen de olsa anlamak ve tanımak için 2-3 gününüzü en az burada geçirmelisiniz bence. Çünkü dışarıdan görülecek yerlerin yanı sıra detaylı gezilecek o kadar çok müze, kilise vs. var ki...
Floransa eski ve yeni şehir olarak ayrılmış. Eski tarafta bulunan binalar tamamen korunmuş ve aralara yeni hiçbir bina yada silüeti bozacak hiçbir yapı eklenmemiş. Tarihi kısma otobüsler giremiyor. Yoğun araç trafiği de yok. Benim görebildiğim sadece polis arabaları vardı etrafta. Zaten tarihi kısmın da yürüyerek bakına bakına tadı çıkarılır. (Çok fotoğraf koymak ve elimden geldiğince detay verebilmek için Floransa'yı bir iki bölümde yazmayı planlıyorum)

Floransa Katedrali (Santa Maria del Fiore)








Santa Maria del fiore yani "Meryem'in çiçeği". En ihtişamlı yapılardan biri burası. Sokaktan çıkıyorsunuz ve hiç beklemediğiniz bir anda karşınızda beliriyor bu muhteşem yapı. 1296 - 1436 yılları arasında gotik tarzda inşa edilmiş. Devasa ünlü kubbesi Brunelleschi tarafından yapılmış. Floransa denince de sembol haline gelen bir kaç yapıdan biri bence. Çok ihtişamlı olan ve pembe,beyaz, yeşil mermerden yapılan dış cephenin aksine iç cephe çok sade. Ön cephede klasik kilise - katedral süslemesi olan İsa, Meryem ana, havari heykellerinin yanı sıra ünlü sanatçıların da heykelleri bulunuyor. İlginç olan nokta ise sanatçıların heykellerinin havarilerden ve meleklerden daha üst sırada bulunması. Bu da sanatın ve sanatçının ne kadar üstün tutulduğunu ifade ediyormuş. Katedralin girişi ücretsiz ama çok sıra oluyor. Meşhur kubbeye çıkış ise ücretli. Katedral kompleksi için yapılan ama ayrı duran önemli bir yapı da çan kulesi. Giotto tarafından yine gotik tarzda yapılan çan kulesi katedral, vaftizhane gibi önemli bir yapıdır.

Detaylı inceleme için http://www.duomofirenze.it

Aziz Giovanni Vaftizhanesi (Battistero di San Giovanni)





Katedral kompleksinin içinde bulunan bu vaftizhane asıl ününü Pisano ve Ghiberti tarafından yapılan bronz kapıları ile kazanmış. İlk olarak 9.yy'da küçük bir bazilika olarak yapılan yapı daha sonra katedrale ait bir yapı olmuş. Ünlü kapı hariç tamamen bakım altında olduğu için ne yazik ki binayı göremedik ama Michelangelo'nun "cennetin kapıları" olarak adlandırdığı kapıları görme fırsatımız oldu. (Eski ahitten sahnelerin anlatıldığı bu bronz kapıların orjinali şu anda müzede bulunuyor. Kapılar pırıl pırıl parladığı ve çok güzel işlendiği için Michelangelo kapıları bu isimle adlandırıyor.) Bu arada ikinci fotoğrafta daire içine aldığım figür kapıyı yapan Ghiberti...


Ponte Vecchio (Vecchio Köprüsü - Eski köprü)





Floransa'da ikinci dünya savaşı sırasında yıkılmayan tek köprü burası. İlk olarak 996 yılında tahtadan yapılmış, sel sonucu yıkılınca 1117 yılında tekrar yapılmıştır. Yangın sonucu zarar gören köprü son olarak 1345'te tekrar yapılmıştır.  1565 yılında ise suikast vs. korkusu yüzünden halk arasına pek karışmak istemeyen Mediciler Arno nehrinin öte tarafına geçmek için köprüye günümüzde "Vasari koridoru" olarak bilinen kapalı bölümü ekletirler.

(bkz: http://tatilname.blogspot.com.tr/2014/12/medici-ailesi.html)
Ponte Vecchio Palazzo Pitti ile Uffizi'yi birbirine bağlar. Geçmişte (14.yy) çoğunlukla kasapların dükkanları ile dolu olan köprüde günümüzde kuyumcuların dükkanları bulunmaktadır.
Vasari koridoru ise Cosimo de Medici'nin emriyle Giorgio Vasari'ye yaptırılmıştır. Yaklaşık 1 km. uzunluğundadır. Özel turlarla gezilen koridorda birçok ünlü sanatçının da tablosu bulunmaktadır.(Dan Brown'un son kitabı Cehennem'i okuduysanız hatırlayacaksınız. Buradan ve köprüden sıkça bahsediliyordu) Tur ve detaylı bilgi için http://www.uffizi.firenze.it/en/musei/?m=vasariano

Ayrıntılı Floransa ve diğer gezi fotoğraflarıma ana sayfada bulunan İnstagram adresinden ulaşabilirsiniz...

Yazının devamı http://tatilname.blogspot.com.tr/2014/12/floransa-gezi-notlar-bolum-2.html

http://tatilname.blogspot.com.tr/2014/12/floransa-gezi-notlar-bolum-3.html

4 Aralık 2014 Perşembe

Medici Ailesi

Floransa'yı anlatmaya başlamadan önce Medici ailesini bilmek önemli bence. Çünkü bu aile Floransa'yı sanatın beşiği haline getiren aile. Yazıya başlamadan önce bilinmesi gereken ise o dönemlerde İtalya çeşitli cumhuriyetlerden oluşuyordu (Venedik, Ceneviz, Floransa gibi). Bu cumhuriyetlerin her birinin başkenti ve bölgesi ayrıydı ve sık sık birbirleriyle savaş halindelerdi. Her bölge büyük ailelerin hakimiyeti altındaydı. Medici ailesi de Floransa'nın hakimiydi.


Medici ailesi
Bu ailelerden biri olan Mediciler 13. ve 17. yüzyıllar arasında Floransa'da yaşamış bir aile. Aile dört papa (X. Leo, VII. Clement, XI. Leo, IV. Pius), çok sayıda Floransa hükümdarı ve daha sonra evlilik yoluyla Fransız Kraliyet ailesinin mensuplarını yetiştirmiş (Kraliçe Catherine de Medici) ve İtalya Rönesansını etkilemiş. Aile büyük servetini ilk olarak tekstil ticaretinden kazanmış. Daha sonraları ise ilk modern bankacılık sistemini oluşturmuşlar (muhasebe sistemleri üzerinde büyük yenilikler yaparak) ve Papa ile olan ilişkileri nedeniyle o dönemdeki ekonomi üzerinde etkili bir güç sağlamışlar.  İlerleyen yıllarda medici bankası dönemin en büyük, başarılı ve saygın bankalarından biri olmuş. Venedik, Cenova, Roma gibi şehirlerdeki bankacıları destekleyerek iyice zenginleşmeye başlamışlar ve Avrupa'da özellikle de İtalya'da politik güce sahip olmuşlar. Özellikle 15 ve 16. yy'da iktidar mücadeleleri, servetleri ve itibarları Floransa'yı oldukça etkilemiş. Bu arada Medici ailesinin eczalık, ilaç yapımı ve tıpla ile ilgili olduğu da hatta medicine (ilaç - tıp) kelimesinin Medici'den geldiği ifade ediliyor. Ailenin armasında bulunan top biçimindeki şekillerin ilaçları simgelediği söylenenler arasında. 


Medici ailesinin arması

Ailenin tarihi ve yükselişi
Aile ile ilgili bilinen en eski belge 1230 yılına ait. Yükselişi ise 14.yy'da özellikle evlilikler yoluyla ve bankacılık sayesinde iyi ilişkiler kurarak olmuş. 1434 yılında Cosimo de Medici gran maestro ünvanını alarak Floransa devletinin gayrı resmi başı olunca Medici hanedanı da resmen başlamış oldu. Cosimo, Piero ve Lorenzo 15.yy'a kadar Floransa'ya hükmettiler.

Cosimo de Medici "halkın babası" olarak adlandırılıyordu ve çok seviliyordu. İyi bir banker, yönetici, siyasetçi ve sanatseverdi. Döneminde sanatçılara destek olarak Floransa'nın gelişimini sağladı. Diğer cumhuriyetlerle barışı sağlamaya çalıştı. Ünlü katedral Santa Maria del Fiore'nin kubbesinin yapımına ve bitirilmesine maddi katkıda bulundu. Ölünce San Lorenzo katedraline defnedildi.

Piero de Medici (1416 - 1469)  Cosimo'nun oğluydu ve sadece 64 - 69 yılları arasında hüküm sürdü. Lakabı "gut'lu piero"'ydu ve ölümü de gut yüzünden oldu. Piero babasının aksine sanatla pek ilgili değildi ve onun zamanında Floransa pek kayda değer bir güç kazanmadı.

Piero'nun ölümünden sonra başa oğlu Lorenzo geçti. "Muhteşem" lakaplı olan Lorenzo, Floransa'yı da muhteşem hale getirdi döneminde. 1449 - 1492 yılları arasında yaşayan Lorenzo siyaset ve sanatta şehire altın çağını yaşattı. Kurduğu okul sayesinde birçok sanatçının yetişmesine katkıda bulundu ve onlara her zaman destek oldu. Dedesi Cosimo gibi barış sağlamaya ve diğer devletlerle iyi ilişkiler kurmaya çalıştı. Döneminde Osmanlı imparatorluğu'yla da iyi ilişkiler kurdu. Leonardo, Michelangelo, Boticelli gibi ünlü sanatçılara destek oldu. Hatta Machiavelli'nin meşhur eseri İl Principe Lorenzo'ya ithaf edilmiştir. Ölümünden sonra Floransa'ya tam bir kargaşa hakim oldu ve barış, refah dönemi sona ererek neredeyse 400 yıl sürecek işgal dönemi başladı.
(En başta bahsettiğim Catherine de Medici ise tarihte "kanlı kraliçe" olarak bilinen kraliçedir. Sebebi ise Aziz Bartolomeus Yortusu Kıyımı'dır. 23 - 24 ağustos 1572 yılında olan bu katliam Fransa'da katoliklerin protestanları katlettiği olaydır. Kraliçenin kralın (II.Henri) protestan olan yardımcısına yaptırttığı fakat başarısız olan suikast olayların fitilini ateşlemiştir. İki gün süren katliamda onbinlerce protestan öldürülmüştür).

Medusa heykeli

Medici ailesinin Floransa'dan kovulması
Lorenzo'nun oğlu II. Piero de Lorenzo / Medici babasının özelliklerine sahip değildi ve bir sürü politik hata yaptı. Fransa kralı VIII.Charles (yada Karl)  Napoli'yi işgal etmek istediğinde halk Charles'ın tarafını tutmasına rağmen Piero Napoli'ye yardım etmek istedi. Bunun üzerine Karl Piero'dan Pisa gibi şehirleri ona teslim etmesini istedi. Bu söylentiler halk arasında yayılınca kargaşa başladı ve Piero iyice gözden düştü. Saraya girmesi yasaklandı ve halk ayaklanarak medicilerden bağımsızlıklarını istedi. Piero da kaçmak zorunda kaldı. Onun kaçmasından sonra Fransa kralı ordusuyla şehire girdi ve halk tarafından coşkuyla karşılandı. Bir süre sonra kralın istekleri, askerlerin halk üzerindeki baskısı ayaklanmalar yarattı ve krale Piero'yu tekrar göreve çağırdı. Piero'nun gelmesiyle karışıklıklar bir nebze azaldı ama bu dönemde Pisa şehri ile yapılan savaş tekrar başladı. 1503 yılında Piero öldü ve 1512 yılına kadar Mediciler Floransa'dan uzak kaldı. 1512 yılında tekrar yönetime gelen aile 1527 yılına kadar da yönetimde kaldı. Halk ayaklanmaları sonucu 1527 - 1530 yılları arasında yeniden sürgüne gönderilen Medici ailesinin dönüşü o dönemlerdeki papalar X. Leo ve VII. Clement sayesinde oldu. Catherine de Medici'nin Fransanın veliahtıyla yaptığı evlilik de aileyi tekrar güçlendirdi.
(Yukarıda fotoğrafı görünen heykel Floransa'dan kovulan Medicilerin 1530 yılında geri döndüklerinde saraylarının karşısına -Palazzo Vecchio- Signoria meydanına diktirdiği ve amacı düşmanlarına göz dağı vermek olan heykeldir. Heykel elinde kesik bir medusa başı tutan Perseus'tur ve heykeltraş Cellini'nin eseridir)

Uffizi ve Palazzo Vecchio arasındaki köprü

Ponte Vecchio

Ailenin çöküşü
Çeşitli hastalık ve diğer sebepler yüzünden 1700'lü yılların başından beri çocukları olmayan Mediciler erkek varisten yoksun kaldı. Bu dönemlerde ailenin maddi durumu da kötüleşmeye başlamış ve Floransa nüfusu da yarı yarıya azalmıştı. Günümüzde ailenin soyunun devam etmemesinin sebeplerinden biri düşmanları ve diğer şeyler nedeniyle güneş ışığına pek fazla çıkmaması sonucu olarak bebek yaşta D vitamini eksikliği, iyi beslenmeme ve ailenin diğer bireylerinin çeşitli hastalıklardan ölmüş olması gösterilmektedir (ailenin kadın fertleride ağır makyaj sonucu ve güneşe çıkmadıkları için D vitamini eksikliği yaşamışlar, yaptıkları doğum sayısının fazlalığı sağlıklarını bozmuştur). Aile kullandıkları ve yaşadıkları binalar arasında ulaşımı tamamen kapalı köprülerle sağlamıştır (güneşe ve aydınlığa çıkmama ve suikast korkusu ile). Uffizi'yi Palazzo Pitti'ye bağlayan Ponte Vecchio içindeki vasari koridoru ve  Uffizi İle Palazzo Vecchio'yu bağlayan köprü buna bir örnektir. Ayrıca ailenin gitgide kendi hemcinsleriyle ilişki kurmaya başlaması da soyun tükenmesine sebep gösterilmiştir. 18. yy'dan itibaren de bu büyük ailenin soyu tamamen bitmiştir. (Palazzo Vecchio ailenin ikametgahı, uffizi ise kullandıkları ofisleridir. Uffizi günümüzde müze, Palazzo Vecchio ise belediye binası olarak kullanılmaktadır.)

Palazzo Vecchio

Sanatla ve bilimle ilişkileri
Aile sanata ve sanatçıya çok önem vermiştir. Leonardo, Michelangelo, Boticelli, Donatello gibi önemli sanatçıların hamiliğini üstlenmişlerdir. Ismarlama yaptırdıkları sanat eserlerinin yanı sıra sanatçıların kendi çalışmalarına da destek olmuşlardır. Leonardo da Vinci 7 sene kadar Lorenzo de Medici'nin emrinde ve korumasında çalışmış; sanat eserlerinin yanı sıra savaş aletlerinin yapımını ve tasarlanmasını da üstlenmiştir. Ünlü heykeltraş Michelangelo ise dört yıl kadar Lorenzo Medici'nin himayesinde Medici sarayında yaşamıştır. Mimari alanda da özellikle Floransa'da birçok eser yaptırmışlardır. Bunun yanı sıra aileden çıkan papa X. Leo Vatikan'da birçok sanatçıyla çalışmıştır.
Galileo Galilei de aileden yardım alan bilim adamlarından biridir.

Ayrıntılı Floransa ve diğer gezi fotoğraflarıma ana sayfada bulunan İnstagram adresimden ulaşabilirsiniz.

Da Vinci's Demons isimli dizide Medicilerin Leonardo da Vinci ile olan ilişkisini, dönemin politik yapısını ve Floransa'sını izleyebilirsiniz...

27 Kasım 2014 Perşembe

Alba Otel - Montecatini Terme

Alba Otel Floransa yakınlarında Montecatini'de bulunan bir otel. Booking.com da bulunan görüntüleri sizi yanıltmasın. Tur felaketini daha önceki yazılarımda yazmıştım zaten ama en kötülerinden biri de bu oteldi.
Montecatini termal bir bölge olduğu için bölgedeki otellerin sayısı bir hayli fazla fakat tur şirketi aralarında en kötü olanı seçmeyi başarmış burada (gerçi firmanın verdiği otel listesinde bulunan bir önceki otel booking.com'da bile felaketti). Floransada oteller çok pahalı olduğu için iki gece burada konaklanıldı. Otel görünüşte 3 yıldız ama o yıldızlardan birini hatta hepsini atın gitsin. İlk etapta göze çarpan bir kötülük yoktu odalarda (Yataklar ve banyo temiz görünüyordu). Ama ilk gecenin sabahı herşey ortaya çıktı. Bizim odada bir sorun yoktu ama diğer odalar tahta kurusu kaynıyordu ! Hatta rehberimiz Burak Bey dahil (hatta gece lobide yatmış aşırı alerjik olduğu için) baya ısırılan olmuştu. Hatta balayı çiftlerinden biri videolarını bile çekmişti hayvanların grup halinde yatakta yürürlerken. Olay ortaya çıkınca ciddi sıkıntı oldu ama otel sahibi son derece sert bir tavırla böyle birşey olmayacağı vs. konularında ısrar etti. Odaların yeniden temizleneceği vs. söylendi ve biz geziler için yola çıktık. Neredeyse hepimiz turizm acentalarımızı arayıp otelimizin değiştirilmesi konusunda konuştuk ama hiçbiri bu konuda yardımcı olmadı sağ olsun. Geri dönüş bile yapmadılar daha sonra. Akşam otele döndüğümüzde odalar tekrar temizlenmişti ama bir iki çift ısrarla orada kalmayacaklarını belirtince onlar için otel arandı geri kalanlar ise Alba'da kaldı (bende kalmak istemedim ama odamız çatı katında diğerlerine nazaran daha iyi bir odaydı ve açıkçası odada pis hiçbir şeyle karşılaşmamıştık. Ama bir daha kalır mıyım? Asla! Hele eşimin daha önce Floransa'nın göbeği Ponte Vecchio'nun dibinde Degli Orafi gibi bir otelde kaldığını düşünürsem...) gece şehirde dolaşıp yemeğimizi yedikten sonra yattık ama gece iki üç gibi tekrar uyandık çünkü kalmaya devam edenlerden ısırılanlar gecenin o saatinde otel aramaya çıkıyordu... (bu arada biz ne ısırıldık ne de böcek birşey gördük)
Yani tavsiyem tur konaklamanızda bu otel varsa dikkatli olun...

http://www.booking.com/hotel/it/alba-montecatini-terme.tr.html?sid=03ee6b772ad71d719edc60a30f28879d;dcid=4;origin=disamb;srhash=2464484035;srpos=1

18 Kasım 2014 Salı

Montecatini Terme - İtalya



Montecatini Floransa yakınlarında çok sevimli küçük bir kasaba. Ama ne kadar küçük de olursa olsun son derece lüks ve zengin. Her yerde Gucci gibi ünlü markaların mağazaları ve son derece lüks spor arabalar var. Bunun en büyük sebebi de bence termal bir kasaba olması. Her yerde son derece lüks SPA otelleri var. Sanırım bu özelliğinden dolayı da yaş ortalaması biraz yüksek. Yaşlılar için tam bir tatil kasabası. Hatta orada kaldığımız iki gece boyunca yaş ortalaması 60'ın üstü olan insanların ne kadar çok eğlendiğine,  gecenin geç saatlerine kadar nasıl güzel grup dansları yaptığına da şahitiz.
Montecatini ne kadar lüks olsa da küçük pansiyonlar ve oteller de mevcut burada. Floransada konaklamak pahalı olduğu için daha çok bu kasabada konaklanıyor. (benim turun geneline göre bir şikayetim olmadı ama burada otel maceramız da müthişti. İlerleyen zamanlarda yazacağım).


Montecatini ile ilgili hatırladığım şeyler genellikle yüzümü güldürüyor. İki akşam eşimle gittiğimiz cafe ve sahibinin tatlılığı, akşam yemeği yediğimiz restoran, muhteşem yemek ve akıl almaz fiyatı (şöyleki; bir akşam yemeğimizi kasabanın ana meydanında bulunan lüks restoranlardan birinde yedik. Siparişimiz deniz ürünlü makarna, salata, pizza ve kırmızı şaraptı. O kadar açtık ki garson bile şaşırdı bu siparişlere. Yemekler bir geldi ki o porsiyonlarla 5 kişi doyar. Makarnanın üstünde koca bir istakoz, salatada jumbo karidesler vs. vs. ve bizim ödediğimiz fiyat sadece 50 eu'mu neydi? hemde bahşiş içinde. İnanılmaz değil mi?). Pinokyolarla süslenmiş şirin pastacı da harikaydı. Kısaca çok keyifli bir kasabaydı Montecatini. Bir de çok yağmur olmasa süper olurdu ama o bile güzeldi...
Bu arada bavul türü birşey almak isterseniz uygun fiyatlara biraz da pazarlıkla buradan alabilirsiniz. Aldıklarımızı sığdıramayacak duruma gelince biz öyle yaptık. Kabin tipi bavul 20-25 eu kadardı sanırım...



Ayrıntılı Montecatini ve diğer gezi fotoğraflarına ana sayfada bulunan İnstagram adresinden de ulaşabilirsiniz...

15 Kasım 2014 Cumartesi

Pisa - Sinopie Müzesi / İtalya


Aslında bu müzeyi Pisa yazısının içinde tanıtacaktım fakat unutmuşum. Bende ayrıca yazmaya karar verdim. Çünkü bence önemli bir müze. Bu müzenin adından da tahmin edeceğiniz üzere bizim Sinop'umuzla alakası var. Şöyleki; özellikle rönesans döneminde yaşamış ünlü ressamların, heykeltraşların eskizlerini gözünüzün önüne getirin. Neredeyse hepsi kırmızımsı bir kalemle / boyayla çizilmiş değil mi? İşte o kalem daha doğrusu taş Sinopie taşı. Bu taş Kapadokya bölgesinden çıkmasına rağmen kullanılan bölgelere dağıtımı o dönemlerin en önemli limanı olan Sinop limanından yapıldığı için de adı Sinopie taşı olarak kalmış. O dönemlerde o taşın ticareti en önemli işlerdenmiş. 1370 -1440 yılları arasında yaşayan İtalyan ressam ve yazar Cennino Cennini resim konusundaki el kitabında ise bu taşı ince detayların bile çok rahatlıkla çalışılmasına imkan veren, en faydalı malzeme olarak olarak tanımlamış. Bizans İmparatorluğunun yıkılıp, Osmanlı İmparatorluğunun kurulmasıyla birlikte bu taşın ticareti de sona ermiş ve sanatçılar füzen de denilen kömür kalem kullanmaya başlamışlar.


Pisa'da bulunan bu müzenin kuruluş hikayesi de ilginç:
Şimdi müze olarak kullanılan bu bina 13.yy'da bir çeşit yetimhane, bakımevi olarak kullanılmak amacıyla yapılmış. İkinci dünya savaşında en çok bombalanan noktalardan biri de bu bölge. 27 temmuz 1944'de son alman birlikleri bölgeden çekilirken her yer tam anlamıyla yıkıntı haline gelmiş. Bombalanan yerlerden biri olan bu binanın yıkıntıları arasında Sinopie taşı ile yapılmış yüzlerce fresk bulunmuş. 1947 yılında Cennini'nin el kitabında anlattığı yöntemlerle bu freskler restore edilmeye başlanmış ve yıllar içinde şimdiki haline kavuşmuş.

Müze hakkında bilgi için
http://www.opapisa.it/en/miracles-square/sinopie-museum/the-building.html

Görsellerde Michelangelo ve Leonardo da Vinci'nin sinopie ile yaptığı eskizleri görebilirsiniz.

13 Kasım 2014 Perşembe

Pisa - İtalya

Pisa Toscana bölgesinde bir şehir. 11. ve 14. yüzyıllar arasında en güçlü ve ünlü cumhuriyetlerden biri olan şehir günümüzde ise ününü eğik Pisa Kulesi ile koruyor.


Tarihçesi:
Pisa'nın kimler tarafından kurulduğu tam olarak bilinmemekle beraber yapılan arkeolojik kazılarda Yunan uygarlığının ve Galyalılar'ın (günümüz Fransa ve batı avrupa'nın büyük kısmına hakim olan toplum) buluntularına rastlanmış. MÖ.180 yılında Roma imparatorluğunun bir kolonisi olmuş, 11.yy'da ise İtalyan yarımadasındaki dört büyük cumhuriyetten biri olarak büyümeye devam etmiş (diğerleri Ceneviz, Venedik ve Amalfi cumhuriyetleri). 14.yy'dan itibaren zayıflamaya başlayan Pisa, 1509 yılında Floransalıların eline geçmiş ve zamanla eski önemini yitirmiş.
Ayrıca ünlü bilim adamı Galileo Galilei'de Pisa'lı.


Pisa Kulesi:
Pisa kulesi şehir merkezindeki Piazza dei Miracoli'de (mucizeler meydanı) bulunan şehir katedrali için ana yapıdan ayrı çan kulesi olarak yapılmış (1173). Yapılış amaçlarından biri de Pisa'nın gücünü ve azametini Venedik ve Cenevizlilere göstermekmiş. 6 kat yuvarlak plandan oluşan kule yaklaşık 60 mt. uzunluğunda. Kulede 7 adet çan var ve tepesine 294 basamaklı bir merdivenle çıkılıyor. Kulenin eğilmesi ise yumuşak zemin nedeniyle neredeyse inşaat devam ederken başlamış. Mimarı bu eğilmeyi fark etse de bir türlü önüne geçememiş ve inşaata devam etmek zorunda kalmış. Daha sonra Floransalılarla aralarında savaş çıkınca inşaata uzun bir süre ara verilmiş. 1284 yılında tekrar yapımına başlanmış ama yine bir savaş sebebiyle inşaat durmuş. 1370 yılına gelindiğinde tekrar yapımına başlanmış ve şimdiki haline kavuşmuş. Günümüzde ise kulenin eğimini azaltmak için birçok çalışma yapılmış ve bunların en önemlisi olan 1990 - 2001 yıllarındaki çalışma sonucu kulenin eğimi sabitlenmiş. Pisa kulesinin de bulunduğu bu meydan 1987 yılında UNESCO tarafından dünya mirasları listesine alınmış. 
Mucizeler meydanı yani "Piazza dei Miracoli'nin ise şöyle bir hikayesi var;
Meydanın gerçek ismi aslında Katedral meydanı yani "Piazza del duomo". Adını içinde bulunan kule, katedral ve vaftizhaneden alıyor. Fakat italyan şair Gabriele d'Annunzio bir romanında buradan "mucizeler meydanı" olarak bahsedince ünlü meydanın adı da böyle kalıyor...

Çocuk emziren kurt heykelinin ise şöyle bir hikayesi var:
Bu kurdun adı Lupa. Emzirdiği çocuklar ise Roma'nın kurucuları olan Romus ve Romulus kardeşler. Hikayeye göre bu ikizler anneleri tarafından bir mağaraya terk edilirler ve dişi bir kurt tarafından bulunup, büyütülürler. Daha sonra bir aile tarafından evlat edinilirler. Büyüdüklerinde Roma şehrini kurmaya karar verirler ama aralarında çıkan bir tartışma sonucu Romulus kardeşi Romus'u öldürür ve şehrin tek hakimi olur. 
İtalya'nın Toscana bölgesinde bir çok yerde bu heykellere rastlamak mümkün. Dişi kurdun baktığı taraf ise Roma'yı işaret ediyor...


Pisa'da turistler için şehir içi ulaşım uygun bir ücret karşılığında tarifeli elektrikli trenlerle sağlanıyor. Trenin bıraktığı nokta ise meşhur Pisa kulesi ve katedralin bulunduğu "Mucizeler meydanı" denen yer. Bu meydana ulaşmak için kısa bir yürüyüş yapıyorsunuz ve karşınızda yemyeşil bir alanda tüm azametiyle duran kule, vaftizhane ve katedral. Açıkçası yıllardır her yerde fotoğrafını gördüğümüz meşhur Pisa kulesinin bu kadar etkileyici olacağını tahmin etmezdim. Çevresinin bu kadar boş olmasını beklemiyordum kulenin. O yüzden de göze ilk çarpan şeyler bu yapılar olunca  insan çok etkileniyor. Her yer kulenin eğik pozisyonundan yararlanıp poz vermeye çalışanlarla dolu.  Boşlukta birşeyler tutmaya çalışan yüzlerce el. Öyle kalabalık ki herkesin pozu birbirine karışıyor. Ben bu pozu vermedim ama fotoğraflarda dört bir yanımda öyle insanlar vardı. Bence gereksiz...

Alışveriş konusuna gelince; 
Pisa'da her yer satıcı kaynıyor. İşin komik tarafı ise neredeyse hepsinin tezgahında Türk bayrakları ve türkçe yazılar asılı. Kiminde "çarşı herşeye karşı, her yer taksim her yer direniş, gezi'ye destek" vs.gibi şeyler yazıyor kimisinde ise "sibel can da alışverişini buradan yatı, fatmagül çantası geldi" gibi şeyler. Yüzde doksanı hintli, bangladeşli olan bu arkadaşlar gayet de güzel türkçe konuşuyor ve özellikle türk turistlere iyi indirim yapıyorlar. Türk olduğunuzu anladığınızda başkasına 8 eu, kardeşe 3 eu diyorlar hemen. Her yerde meşhur eğik kule heykelcikleri var ve oldukça ucuz. Hatta ben oradan çok birşey almasam da yanlış hatırlamıyorsam "kolsuz/yada çolak Hasan" adlı (sanırım) bangladeşli bir arkadaşta çok çeşit hediyelik eşya da vardı...

Ayrıntılı Pisa ve diğer gezi fotoğraflarına ana sayfada bulunan İnstagram adresinden de ulaşabilirsiniz...