mikro etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mikro etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Şubat 2014 Cuma

Bugün Sevgilimize Neden Hediye Almamalıyız?

Sevgililer Günü nereden çıkmış derseniz resmi açıklaması evlenmesi
yasak olan askerleri sevdikleriyle gizlice evlendiren Aziz Valentine'e ithaf edilmiş olmasıdır. Benim sevdiğim ve gerçekle tahminimce hiç alakası olmayan açıklama ise şudur: Noel çılgınlığı bittikten sonra bahara kadar çok durgun seyreden ekonomiye alıp verip can vermek için bir yol düşünülmüş ve ABD başkanının karısı Aziz Valentine gününü aşk günü olarak pompalama fikriyle ortaya çıkmıştır. 

İkinci açıklama uydurma olsa da günümüzdeki sevgililer gününü daha iyi açıklıyor. Bir yıl başı kadar olmasa da tüketimin had safya ulaştığı bu dönemde en çok tüketilen şeylerse hediyelerdir. Sevgililer gününde alınan peluş ayının, tek kırmızı gülün, gerçek sahte çeşit çeşit takının hesabı tutulamaz. Kimileri bu kafir icadını caiz bulmazken kimi de ''benim aşkım öyle büyük ki bana her gün sevgililer günü'' savıyla ortaya çıkar. Bu konuda (ve özel günlerde hediye alınması konusunda) elbette mikroekonomistlerin de söyleyecekleri var. Nitekim Standford Üniversitesi İktisat Profesörü Joel Waldfogel da Scroogenomics: Why You Should't Buy Presents for the Holidays (Cimrikonomi: Neden Özel Günlerde Hediye Almamalısınız) adlı kitabında adından da anlaşılacağı üzere hediye alma işine kafa yoruyor ve yapmayın etmeyin diyor.

Neden? Yazarın cevabı: Çünkü hediye alıp vermek iddia edildiğinin aksine ekonomiye can vermiyor, ekonomiye zarar veriyor. Nasıl!? Yazarın cevabı: Tüketici artağını yok ederek dara kaybına yol açıyor ve israfa neden oluyor.

Biraz açalım: Ali, Ayşe'yi seviyor. Ne kadar sevse de asla Ayşe'yi Ayşe'nin kendi kadar tanıyamaz ve ihtiyaçlarını bilemez. Ayşe para verip bir kazak alırsa o kazağa en az ödediği para kadar değer biçiyor, o kadar fayda elde ediyor demektir. Mesela kazak 30 liradır ama Ayşe 'kazak da tam istediğim gibiymiş, 50 kağıt olsa yine alırım' demekte aradaki 20 lira da tüketici refahı olarak yanına kar kalıyordur. Oysa Ali Ayşe'ye bir kazak alırsa bu kazağın Ayşe'nin de para verip almak isteyeceği bir kazak olma ihtimali çok düşüktür. Büyük ihtimalle Ali kazağa 50 lira verdiyse bu kazak Ayşe için ancak 40 lira değerindedir. 10 lira kaybolan, israf edilen refahtır. Tabi Ali'nin bu hatalı tercihinde hediye alırken parasını daha az dikkatle harcaması da yatmaktadır, pahalı da olsa 'şimdi hatun bize cimri demesin' diyerek paraya kıymaktadır.

Peki napak hacı? Yazarın cevabı: Birbirimize nakit verelim. Ali Ayşe'ye Ayşe de Ali'ye 50'şer lira versin ama o da biraz saçma olacağından en iyisi mi hediye almayalım. Bunun hiç oluru yok mu? Cevap: İnsanın kendisine bir şey aldığı durumdaki kadar tüketici artığı oluşturmanın tek yolu bir kişinin istediği, hatta etiketindeki fiyatı da ödemeye razı olduğu ama ya bulamadığından ya da başka nedenden bir türlü alamadığı şeyi alıp hediye ederseniz baya tüketici artığı ve refah oluşur. Mesela arkadaşınızın  uzun zamandır arayıp bulamadığı bir çizgi romana bir sahafta denk gelirseniz ve onu arkadaşınıza alırsanız süper olur. Dostlarımızın bize Fransa'dan getirdiği güzel şaraplar, Kıbrıs'tan gelen ucuz rakılar kanımca bu grupta değerlendirilebilir.

Temsili
Peki ya hediye almanın manevi önemi? Cevap: Hımm, yani Ayşe için fiyatı 50 lira olan ama faydası 40 lira olan kazak Ali'den geldi diye 50 liralık fayda edebilir tabi. Ama Ali'den sıfır lira fiyatı olan bir hediye de gelseydi Ayşe'nin gözündeki değeri 10 lira olurdu  gördüğünüz gibi para harcayarak yine daha fakir ve refahı azalmış olduk.

Şimdiiii ben yazara bir soru soruyorum: ya hediye vermenin zevki? Bunu da elbette hediye almanın manevi tatminine benzetebilirsiniz. Yine de bu iki konunun hediye alınmamasındansa pahalı ve alınmış olmak için alınan hediyeler için geçerli olduğunu düşünüyorum.

Aslında uzun bir makaleyi andıran bu küçücük kitabın ciddi bir iktisadi bakış açısıyla eleştirilecek çok tarafı var. Ama bence bu kitap ciddi, ağır bir iktisat kitabı değil. Temel mikroekonomi kavramlarını günlük bir olaya (özel günlerde hediye almak) uygulayarak okuyucuların eleştirel bakış açsını geliştirmeyi hedefliyor. Tam da üniversiteye yeni başlayan öğrencilere göre değil mi? Zaten kitap Princeton Üniversitesi'nin birinci sınıf öğrencilerine tavsiye ettiği okuma listesinde yer alıyor. Öneririm siz de okuyun ve sırf öyle empoze ediliyor diye zoraki hediyelere paranızı harcamayın.

6 Şubat 2012 Pazartesi

İktisadın Gerçek Yüzü

İktisat önce sıradan olaylara iktisadi açıklamalar yaparak, anlamadığımız şeyleri izah ederek aklımaza girdi (Bkz: İktisadın Gülen Yüzü). Sonra sade bir dille temel iktisat mevzularında bir şeyler okuduk, okuduğumuzu da anladık (Bkz: İktisadın Yumuşak Yüzü). İşte orda durmak lazım! Buradan sonrası lisans düzeyinde okumalar yapmak demek, türev-integral demek, ciddi ciddi oturup ders çalışmak demek. İlla "Bırak beni, ben okuyacağım!" diyenler ya da buna mecbur olanlar aşağıdan devam edebilir.

İktisat

İkinci bir şans daha veriyor ve bir çırpıda hevesinizi almanız için temel iktisadın hemen hemen tüm konularını içeren Richard Lipsey, Paul Courant ve Christopher Ragan'ın Economics adlı kitabını öneriyorum. Lisans dönemimde kullandığım bu kitabı 'ümit vaad eden genç yetenek' kategorisindeki İngilizcemle anlamış, hatta bu kitabın güzel anlatımı yüzünden uzun süre iktisadın Türkçe olanının zor olduğunu düşünmüştüm. 

Kitabın ilk iki bölümü iktisat nedir, nasıl ele alınır vs konuları içeriyor. Eğlence bundan sonra başlıyor; 3-14. bölümler arası mikro ekonomiye, 15-27. bölümler arası ise makro ekonomiye ayrılmış. Son iki bölüm olan büyüme ve uluslararası ticaret bir yandan kalkınma ve uluslararası iktisat alanlarına göz kırpıyor bir yandan da önceki konuları bütünlüyor. Bölüm sonlarında özetler, anahtar kavramlar ve sorular var. Bu kısma bakmanızı öneririm çünkü anladım sandığınız şeyleri aslında hiç anlamamış olduğunuzu görebilirsiniz. Bu kitabın bir de alıştırma kitabı var. Çok hırs yapanlar veya bu konulardan sınava girecekler alıştırma kitabına baksınlar.

Bu kitabın çevirisi yok ama bu yazarların birlikte ya da ayrı ayrı yazdıkları "İktisat" başlıklı başka çevrilmiş kitaplar var; bu kitaplara bakabilirsiniz. Bir uyarı: Kitap boyunca son derece liberal son derece aman devlet de neymiş, piyasa her şeye yeter tavrını göreceksiniz.

Mikro Ekonomi

Mikro ekonomi iktisadın başlangıç noktasıdır; makro ekonomi çok daha sonra ayrı bir dal olarak ortaya çıkmıştır. Belki de bu nedenle mikro ekonomi daha derli toplu, daha oturmuş bir alandır. Yine aynı sebepten Türkçe eserler arasında özgün mikro ekonomi kitapları çıkabilmiştir.

Mikro Ekonomi - Zeynel Dinler Çok sade bir dili var. Kurulan cümlelerden, verilen örneklerden kitabın birkaç yabancı mikro ekonomi kitabının çevirilerinin karması olmadığı anlaşılıyor. Kitap 29 bölümden oluşuyor. Her bölümün sonunda "ek"ler var. Bunları mutlaka incelemek gerek çünkü kitapta verilen formüllerin sayısal örneklere uygulanması veya bazı detaylı açıklamalar bu kısımda veriliyor. Bölümlerin içinde konuyla ilgili ekstra bilgi ve örnek içeren kutucuklar var. Ben ilginç geldiği için okudum ama isterseniz atlayabilirsiniz.

Fatih Terim'den, aşırı kahve içip hastalanmaya; ikinci el arabadan belediyelerin neden evini boyayanlara destek vermesi gerektiğine kadar çok güzel örneklerle dolu. Yazar mikro ekonomideki bazı önkabullerin ne kadar 'liberal-biased' olduğuna işaret etmiş, sonuna kadar piyasacı bir tavır takınmamış. Kitabın kötü özelliği yabancı kitaplardaki gibi konu sonunda özet, önemli kavramlar, sorular ya da problemler içermemesi. 

Yanına ne gider? Bu kitabı aldığınız bir derse destek olarak kullanacaksanız kitabın sayısal örneklerdeki boşluğunu doldurmak üzere İsmail Bulmuş'un Çözümlü Mikroiktisat Problemleri kitabını öneririm. Konularına göre ayrılmış klasik usul mikro ekonomi sorularının hepsi özenle çözümlü ayrıntılı şekilde açıklanmış. O kadar özenli bir çalışmaki maddi hatayı bırakın imla hatası bile yok. Çözümleri dikkatli incelemeniz sadece sayısal problemleri değil kavramsal soruları da daha rahat cevaplamanızı sağlayacaktır. Bulmuş'un Mikro İktisat kitabı da var ve o da çok özgün ve titizlikle hazırlanmış bir eser. Ben o kitabı bölümler halinde okuduğum için daha fazla bir şey diyemem ama benim izlenimim çok olumlu.

Uzak durmanız gereken kitap İlker Parasız'ın Mikro Ekonomi Problemleri ve Çözümleri adlı kitabı. Bulmuş'un kitabının tam tersi... özensiz, açıklamalar yetersiz, baskı korkunç. Kimi soruların cevabı (kitabın adına bakarak çözümü demem gerekir ama!) şöyle verilmiş: 3,5. Sağ ol! Soruların yazımı da baştan savma; bazen ne istediği anlaşılmıyor bazense saçma sapan bir şey soruyor. Koşarak uzaklaşın!

Makro Ekonomi

Maalesef yabancılar özellikle de Amerikalılar bu işi bizden daha iyi kıvırıyorlar. Hem ders kitabı yazımını, hem de iktisat disiplininde ürün vermeyi. Mikro ekonomide kaçtık ama şimdi yabancı yazarlara mecburuz. Burada iki önerim var. Birincisi Makro Ekonomi - Rudiger Dornbusch, Stanley Fischer, Richard Startz. Öncelikle şunu belirteyim kolay bir kitap değil. Kolay olmamasının çeşitli nedenleri var. Kitap çeviri ve titiz çalışıldığı belli; yine de kitaptaki metinlerin su gibi aktığını söyleyemem. Yorulduğunuz veya dikkatinizin dağıldığı bir anda hemen kitaptan kopuyorsunuz. Bir diğer zorluk kitabın bölüm başlıklarının içeriği tam yansıtmaması; örneğin makro ekonomideki temel konulardan IS-LM modeli ve AD-AS modeli başlıklara bakarsanız yok ama tabiki kitabın içinde sayfalarca anlatılmış. Siz o modelleri okuyup öğrenirken hangisinin nerede başlayıp nerede bittiğini karıştırabilirsiniz. Bir de dokuzuncu baskıdaki bir kitabın kapağında "Makro Ekonomi" ve "Fischer" yazarken iç kapağında neden "Makro İktisat" ve "Fisher" yazar? Gazi Kitabevi 47,5 TL'ye sattığı kitaptaki bu lakayıtlığı açıklayabilir mi?


Öte taraftan kitabın artıları eksilerinden fazla. Birincisi bu hangi konunun nerede başlayıp nerede bittiğini anlamamanız bölümler arasında bir bütünlük sağlıyor. Zaten iktisatta her şey her şeyi etkiliyor. Yazarlar ilginç örnekler ve aralarda ufak espriler kullanmışlar. Grafikler büyük ve okunaklı. Her bölümün başında birkaç cümleyle nelerin ele alınacağı yazılmış, bölüm sonlarında ise özet, anahtar kavramlar, kavramsal sorular ve sayısal problemler var. Kitabın sonundaki dizin ve kavram sözlüğü çok kullanışlı. Kitap çok kapsamlı; aklınıza gelebilecek hemen her şeyi bulabilirsiniz. Karmaşık konular adım adım her başlıkta üstüne bir unsur daha eklenerek anlatılmış; takip etmek kolay.

Bu kitabın bir muadili de Gregory Mankiw'in Makroekonomi kitabı. Yukarıdaki kitapta takıldığım yerler oldukça bu kitabın İngilizcesinden bazı kısımları okudum. Okuduğum kadarıyla da memnun kaldım, yakın zamanda alıp baştan sona okumayı planlıyorum. O zaman detaylı bilgi verebilirim ama o zamana kadar siz değerlendirmeye alabilirsiniz.

Yanına ne gider? Mikro iktisat kadar olmasa da makro iktisatta da matematiksel konular var. Hem bu sayısal problemler hem de kavramların ve modellerin açıklamalarını içeren Sorularla Makro İktisat - Hakan Yetkiner kitabını kullanabilirsiniz. Makro iktisat hakkında fikir sahibi olduktan sonra baştan sona okunarak çalışılabileceği gibi ana kitabın yanında konular geldikçe alıştırma kitabı olarak da kullanılabilir. Kitabın baskısı harika, yalnız bir indeksinin olmaması biraz kullanımını zorlaştırmış. İçerikten çalmadan özet bir kitap yazmayı başarmış yazar. 

İkinci önerimse Yetkiner'in de kitabını hazırlarken esinlendiği Eugene Diulio'nun Schaum's Outline for Macroeconomics. Kitapta 3-4 sayfalık konu özetleri ve ardından boşluk doldurma, çoktan seçmeli sorular ve problemler var. Problemler adım adım çözüldüğünde kitaplarda yazanların sağlaması yapılmış oluyor. Mesela "para talebinin faize duyarlılığı azalırsa LM eğirisi dikleşir" ifadesinin nereden çıktığını çeşitli denklemleri çözüm grafiğini çizerek kendiniz görüyorsunuz. Yukarıdaki kitapla arasındaki fark daha az kavram daha çok işlem ve model. Bu kitabın önceki bir baskısının Türkçe tercümesi var; başlığı Makro Ekonomi Teori ve Problemler 353 Çözümlü Problem.

Lisans öğrencileri, eski bilgilerini parlatmak isteyenler, iktisat okumadığı halde iktisat alanında çalışacaklar veya yüksek lisans yapacaklar için şimdilik benden bu kadar. Kolay gelsin! :)