sosyal medya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sosyal medya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ağustos 2015 Pazartesi

Facebook'da bunları yapanlara sinir oluyorum!

Mutlaka bir yerlerde karşınıza çıkmıştır “Sosyal Medya Görgü Kuralları” adlı bir takım yazılar. Merak etmeyin tekrara düşmeyeceğim. Hem işin uzmanları varken, ne haddime birilerine görgü kuralı öğretmek! Ben sadece Facebook ortamında kendi gözüme çarpanları, daha doğrusu rahatsızlıklarımı dile getirmek istiyorum:

1- İzin istemeden gruba ekleyenler...
Zannediyorlar ki Facebook ortamı sanki yaşamdan farklı bir yer! Sevgili arkadaşım, sen beni gerçek hayatta iznim olmadan bir topluluğa kaydedebilir misin? Edemezsin! En azından imzamı isterler. Sosyal medya ortamlarında henüz dijital imza geçerli olmadığı için (bence en kısa zamanda benzer bir şey uygulanmalı) çeşitli çıkarlarına hizmet eden gruplar kuranlar, akılları sıra kurnazlık yapıp listesindekileri bir yerlere ekliyorlar.
Eski eski iş yerimden bir arkadaşım kendisine bir grup açmış. Orada kendi ürünlerini satıyor hesapta. Yani web sitesi açmadan e-ticaret yapmaya çalışıyor. Kurnaz ya! Önceleri anlayamadım; saçma sapan, dilbilgisi hatalarıyla dolu, büyük büyük harflerle yazılmış, amatör ve itici reklam iletileri görüyordum sık sık. Biraz araştırınca fark ettim ki bizim kurnaz arkadaş aklı sıra zaman kazanmak için listesindeki herkesi -sormadan- o gruba eklemiş. Bununla da kalmayıp o eklediği kişilerin de kendi listelerini gruba eklemelerini istiyormuş! Allahtan bir arkadaşım beni uyardı da, yıllar sonra Facebook'dan “merhaba..” diyen bu düşüncesiz kişinin mesajını görünce şaşırmadım ve elbette ki o mesaja yanıt vermedim...
Ne mi yaptım; tabii ki gruptan çıktım, o arkadaşı kısıtlı listeme ekledim. Direkt silmeyerek elimden gelen nezaketi gösterdim, ama pes diyorum!
Facebook görgüsüzü olmayın!

2- Sormadan etiketleyenler
Birkaç günlük etkinlikte birlikte çalıştığımız, istediği için ayıp olmasın diye Facebook adresimi verdiğim arkadaş, abartmıyorum her sabah “Günaydın” mesajı yazıyor sayfasına ve listesinde kim var kim yoksa etiketliyordu o iletiye. İlk zamanlar yine ayıp olmasın diye “günaydın” yazıyordum ben de. Sonra baktım başa çıkılacak gibi değil, 'dııt dııt dıt' listesindeki tanımadığım insanların o iletiye yazdığı herşey bana geliyor...
Bu arkadaşı da kısıtlı listesine aldım. Sayfamdaki “etiket” ayarlarını değiştirdim, iznim olmadan kimse beni bir yerlerde etiketleyemiyor artık.
Hele o fotoğraf etiketleme olayı yok mu? Ben sevmiyorum sık sık fotoğramı paylaşmayı arkadaşım! İçimden gelince bir iki fotoğraf koyuyorum sayfama o kadar. Düşüncesiz bir arkadaş, sormadan, izin almadan etiketleme yapınca da sinirleniyorum doğal olarak... Tamam Facebok bir sosyal paylaşım ağı, ama bu kadar da özele girilmez ki! Yani şimdi sen benim fotoğraflarımı iznim olmadan bilboard'lara asabilir misin? Asamazsın, özel alanıma girdiğin için mahkemeye veriririm! İyi de sosyal medyada neden bunu yapıyorsun?
Eskileri karıştıran işgüzar tipler var bir de! İlkokuldaki 'afedersiniz sümüklü' fotoğraflarımızı internete aktarmış, hiç üşenmeden herkesi tek tek etiketlemiş bir de! Belki ben o 'sümüklü', kafamda kocaman kurdelalı halimi görmek istemiyorum şu an... Nedir yani bu nostalji takıntısı? Git evinde albümlerine bak, beni niye taciz ediyorsun?
Allahtan “etiketleme ayarı” diye bir şey var da, kontrol edebiliyoruz bu -aşırı sosyalleşme zehri taşıyan- insanları...

3- Herkes yemede içmede eğlenmede tatilde!
Sosyal medya, insanların birbirlerine hava attıkları yer olup çıktı. Yediği, içtiği, gezdiği ve hatta satın aldığı herşeyi yayınlayan tipler var mesela. 
Gösteriş yapmak ayıp değil miydi bizim toplumumuzda? Ne zaman bu kadar hava atar olduk birbirimize? 
Tamam mutlu anlarımızı sevdiklerimizle paylaşalım, bir şey demiyorum. Olayın maddi boyutu ön plana çıkınca irite edici oluyor ama, yalan mı? 

Sosyal Medyada hava atanlar!

4- Sürekli felaket haberi paylaşanlar
Sanırsınız her biri felaket tellalı... Orada cinayet, burada sel, öbür tarafta yangın, terör! Tamam duyarlısın, herşeyden de haberin var arkadaşım ama, ben zaten haber sitelerini takip ediyorum. Neden benim enerjimi düşürüyorsun gün boyu? Öyle hayat geçer mi? Facebook sayfanda bu tip haberleri paylaşarak vicdanını mı rahatlatıyorsun? Kusura bakma sen de kısıtlı listesindesin!
Bir de sürekli hastalık haberi yayarlar ya!
Şunu yaparsan “xyz” hastası olursun, bunu yaparsan “abc” hastası olursun, aman diyim şöyle yapma, “yumuşak g hastalığına” yakalanırsın!
İyi de sen benim dikkatimi hastalıklara yoğunlaştırmamı neden bu kadar çok istiyorsun? İyilik mi yapıyorsun aklın sıra? Yapma, bırak dağınık kalsın!

5- Gazeteci gibi davrananlar!
Gündemi takip ediyor ya arkadaş, biri ölüyor mesela, sevsin ya da sevmesin hemen bir baş sağlığı mesajı yayınlıyor, daha doğrusu bir yerlerden kopyalıyor. Mesela o gün “dünya zerzevatçılar günü”mü, hemen kutluyor zerzevatçıların gününü.
Arkadaşım, saatli maarif takviminin hiç olmazsa bir karakteri var! Oradan buradan kopyaladığın bu şeylerle sen duyarlı olduğunu göstermeye çalışıyorsun ama, benim gözümde yüzeyselliğin artıyor! Seni de görmek istemiyorum zaman tünelimde!
Sosyal Medya'da ünlü olmak!

6- Kedi-köpek-bebek videolarından bıkmadınız mı?
Bana sahici gelmiyor, zamanımı böyle şeylere ayırmak da istemiyorum açıkçası. Sosyal medyaya bakılsa herkes hayvansever, herkes sevgi dolu, herkes über süper iyi kalpli !..
Geçiniz efenim geçiniz; madem bu kadar duyarlı herkes, dışarıdaki hayat ne o halde? 
Dolayısıyla kedi-köpek-bebek videolarınız beni zerre kadar ilgilendirmiyor.  Biraz daha yaratıcılık bekliyorum açıkçası. Her gün böyle  klişe şeylerle beni bezdirirseniz, üzgünüm sizi de kısıtlı listeme atmak zorunda kalacağım.

7- Enerji sömürenler
Kendinizi keyifli hissetmişsiniz, bir çiçek ya da böcek resmi paylaşmışsınız, gülücük koymuşsunuz yanına da mesela. Bir enerji sömürücüsü gelip o resmin altına şöyle yazıyor:
“Ama şurda şu oldu, burda bu oldu, sen çiçekle böcekle niye uğraşıyorsun, ne kadar duyarsızsın!”
Peki sen ne yapıyorsun sayın sömürgen, senin yaptığın bu şeyin neye faydası oldu şimdi? Yıktın perdeyi, eyledin viran... Dünyayı mı kurtardın?


Yani demem o ki, "insan bazen gerçekten hayret ediyor sayın seyirciler!"
Sevgiyle, her daim...



15 Eylül 2014 Pazartesi

Türk Yıldızları Gürültü Tweetine Fena Cevap Verdi


Konya'da Türk Hava Kuvvetleri'ne bağlı akrobasi timi Türk Yıldızları tarafından yapılan ve  nefes kesen gösteri sonrası heyecanlanan vatandaşlardan birisi pek de heyecanlanmamış hatta yapılan gösterilere sitem dolu bir twit ile tepki göstermişti.







Gösteriler sırasında oluşan "gürültüden" dolayı çocuğunu uyutamadığını söyleyen bir bayan vatandaşımızın attığı twite karşılık olarak Türk

27 Temmuz 2014 Pazar

Türk İmleme Sitesi: Onedio.com Nedir?



Tamamen Türkçe ve "bizden" bir imleme sitesi: Onedio Ne işe yarar?




İmleme sitesinin ne demek olduğuna dair bir fikriniz yoksa kısaca şöyle diyebiliriz. İnternette bilgilendirici, ilginç veya komik ya da tam size göre kısacası paylaşılmaya değer bir içerik var ve bunu diğer İnternet kullanıcılarıyla paylaşmak istiyorsunuz ama etkin alan bulamıyorsunuz. Bir arkadaşınıza "şu sitede şöyle bir

2 Temmuz 2014 Çarşamba

Konuk Yazar: Sosyal Medyayı Sevemedim, Blogculuğu Sevdiğim Kadar

Bugün sizleri "Hızlı Adam" blogunun sahibi Bünyamin Kapıcıoğu'nun bu güzel yazısı ile başbaşa bırakıyorum. Bloguma renk kattığı için kendisine teşekkür ediyorum..

Evde Yazar'a misafir olmadan önce 11 ay bekledim. Diyeceksiniz ki neymiş bu Evde Yazar'a misafir olmak. Biz de okadar çalışmalı mıyız? Ne kadar çalışmanız gerektiğini bilmiyorum ama asıl açmak istediğim konu bu değil. Söylemek istediğim, 11 ay boyunca bu blogu takip ediyor olmam.

Peki Bundan Bize Ne?

Sosyal medya çılgınlığıdır almış başını gidiyor. Beğen, paylaş, yorum yap; yorum yap, paylaş, beğen hep aynı hep aynı. Takipçi sayısı veya arkadaş sayısı "kişisel popülarite ibresi" haline gelmiş. İnanılmaz bir rant kavgası var; gizli ve içten içe. Benim iletim daha çok beğenildi, daha çok yorum aldı. Nihaha...

social media da bitecek
Facebook da bir gün bitecek!
Netlog vardı bir zamanlar. Hi5'i hatırladınız mı? My Space? vardı da vardı.. Şimdi Facebook, Twitter, Vine gibi sosyal platformlar revaçta. Son gelenler pazara güçlü girdi fakat trendlerin özelliği kısa ömürlü olmalarıdır. Hayatımızın sonuna kadar Twitter olacağını zannetmiyorum.

Blog yazarlığının tarihini biliyor musunuz? Bloglamak kelimesinden türeyen blogculuk tam 20+ yıldır var. Blogculuğa trend diyemeyiz. Öyle olsaydı çoktan modası bitmiş olurdu. İnternetin bir parçası diyebiliriz. Dijital Medya'nın merkezi dersek de yanlış olmaz.

bloglar
Begen, paylas, yorum yap!


Sizce Blog Yazarlarının Tek Derdi Para Kazanmak mı?

Sizin Facebook duvarınızda paylaşacağınız bir yazı en fazla kaç kelimeden oluşmalıdır. 500 kelimeden oluşan duvar yazınızı kaç arkadaşınız okur? Kaç kişi yorum yapar? Bence hiç şansınız dahi olmaz. Fakat blogcuların 500-1000 kelime arası yazdığı fayda yüklü makaleler hevesle okunuyor. Dahası bir sonraki yazı mail adresine bildirim olarak gelsin diye insanlar abone oluyor.

Bakın ben şu an burada misafir yazarım. Dün de Blog Hocam'da misafirdim. Uzun emek verdim yazabilmek için. Peki sizin Facebook duvarınıza katkı sağlamak için kaç arkadaşınız oturup saatlerce yazı yazar?

Tam da bunu söylemek istiyorum. Blog yazarları dijital medyanın gerçek sosyal karakterleridir. İlişkiler daha sağlıklı ve daha uzun ömürlüdür. Paylaşılan makaleler okuyucuya fayda sağlar. Bazen eğlendirir, bazen hüzünlendirir. Neticede okuyucu, almak/ulaşmak istediği bilgi veya duyguya bloglarda erişir. Milyonlarca blog yazarı olduğu için milyonlarca konu vardır. Bundan 9 yıl önce tanıştığım blog yazarı Eda Suner'i halen daha takip ediyorum. Eda Suner bir blog fenomenidir. Eğer merak edip araştırma gereği duyduysanız, Eda Suner Demirel olarak aratın. O artık evli ve ikinci soyadı var. Eda örneğini neden anlattım: Hiçbir sosyal platformda arkadaş olarak ekli olmamasına rağmen Eda'nın hakkında bilgi sahibiysem; bugün Facebook'un yaptığını biz blogcular yıllar önce yapıyorduk demektir. Kazanç kısmı ise emeğin karşılığı sadece.

Yukarıdaki örnekte olduğu gibi Evde Yazar'ı da uzun yıllar takip etmek ve iyi dostluklar kurmak ümidiyle: tüm blogculara başarılar diliyorum. Blog sahipleri birbirini takip etmeli ve bir yorum yapmaya, bir çay içmeye gitmelidirler ☺

Yazar Hakkında:

Yedi yaşımdan beri hep bir şeyler satmanın merakındaydım. Biyomedikal Teknikeri olmama rağmen Türkiye'nin en iyi bilişim akademisinin satış departmanında "uzman" pozisyonunda çalışıyorum. Ticareti sevdiğim kadar yazmayı da seviyorum. Tam dokuz yıldır blog yazıyorum. Bu yüzden iki tecrübemi birleştirerek iş hayatında rakiplerinize fark atmanızı amaçlayan HızlıAdambloğunu oluşturdum. 1990 doğumluyum, sene 2014 ve ben bugüne kadar iki farklı kurumsal markada yönetici pozisyonunda çalıştım. Freelance otomobil alım satımından tutun e-ticaret de dahil bir çok gelir projesinde yer aldım. Evliyim ve bir oğlum var. Bu yüzden benim gibi hızlı yaşayıp, hızlı kariyer edinen kişilere hızlı adamlar diyorum;)

5 Haziran 2014 Perşembe

Hurriyet SOSYAL Deneyimim

Facebook ve Twitter severler bu yazım sizin ilginizi çekebilir. Neden mi?
Nedeni yeni deneyimlediğim Hürriyet Sosyal servisi Facebook ve Twitter
mantığına benzemiş ama ikisinden de çok daha farklı olmuş. Çünkü
paylaşımlar artık haber odaklı ve yorumlarınız daha da değerli..
Şimdi Hürriyet Sosyal benim deneyimlediğim kadarı ile nedir nasıl
kullanılabilir ona bir bakalım!
Öncelikle bu servis bir hurriyet.com.tr servisi. Eğer üye olmak istiyorsanız
diğer sosyal paylaşım sitelerinde olduğu gibi bir mail adresi ile ücretsiz olarak
kayıt oluyorsunuz. Daha sonra kendi üyeliğinizi aktif ediyorsunuz. Isterseniz
üyelik bilgilerinizi herkese açık veya sadece arkadaşalarınızın görmesini
sağlayarak özelleştirebiliyorsunuz.
Üye olmak için 2 dakikaya ihtiyacınız var.
1. adım Kategori Seçimi

Tam olarak sayısını bilmiyorum ama 100 civarında kategoriden size uygun olanları
seçiyorsunuz. Bu kategori seçimleri size ait özelleştirilmiş sayfanızda hangi
hurriyet.com.tr haberleri öncelikle görünmesini istediğinizi belirliyor. Bu
sayede sizin ilginizi çekmeyen örn: hamilelik haberleri sizin sayfanızda ilk
sıralarda çıkmamasını sağlayabiliyorsunuz. Bu kategorilere ayırma fikri benim
çok hoşuma giden bir özellik. Ayrıca seçimleri daha sonra da
değiştirebildiğiniz için çok da zaman harcamadan 5-6 kategori seçerek hemen
ilk adımı geçebilirsiniz.
2. adım Takip edeceğiniz kişiler

2. adımda takip edeceğiniz kişileri Twitter mantığı ile kendiniz
seçebiliyorsunuz. Bu kişileri seçerek onların gönderilerini ve haberlere
yorumlarını takip edebiliyorsunuz. Ayrıca ilk kategori gibi takip edeceğiniz
kişileri daha sonra da şekillendirebiliyor değiştirebiliyorsunuz.
ve son olarak 3. adım profil ayarlarınızı yapmak.

Profilinizde isterseniz kullanacağınız fotografı seçebiliyorsunuz.
Kategorilerinizi ve takip ettiklerinizi görebiliyorsunuz. Hakkında bölümünü
doldurup takipcilerinizin sizi nasıl tanıyacaklarına karar veriyorsunuz...
Kısacası Hürriyet Sosyal Twitter ile Facebook karışımı HABER ODAKLI bir
sosyal paylaşım servisi olmuş. Ben çok beğendim. Öncelikle haber siteleri
içinde yine hurriyet bir adım önde olduğunu göstermiş. Facebook gibi
istediğiniz fotoğrafı ve durumu paylaşmanızı sağladığı için özgürlük hissi
veriyor. Gerçekten hürsünüz.
Twitter gibi takip etme ve edilme seçenekleri de getirdiği için başkalarını takip
etmek için ille arkadaşınız olması gerekmiyor. Farklı düşüncelere farklı ilgi
alanlarına sahip kişilerle tanışma ve onların yorumlarını görme şansınız da var.
Sonuç olarak
Hürriyet Sosyal, Haberin Sosyal Platformu olmak için çok güzel ve önemli bir
adım atmış. Bizlere de haber kaynaklı bir sosyal platformda yorumlarımıza
önem verdiğini göstermiş.

Hem sosyal medya kullanıcısını hedef kitlesi olarak seçtiği, hem de kendi
platformunu twitter ve facebook özelliklerini birleştirerek yapılandırdığı için
Hürriyet ekibini bir kez daha tebrik ediyorum. Bence çok güzel bir platform
oluşturmuşlar bundan sonrası kullanıcıların deneyimlemelerine ve haber ve
yorum odaklı bir sosyal medya platforumuna ne kadar ilgi göstereceklerine
bağlı olarak gelişecek.
Teşekkürler Hürriyet
http://sosyal.hurriyet.com.tr/

İçerik: http://www.omactivities.com/
Bir boomads advertorial içeriğidir.

29 Mayıs 2014 Perşembe

Twitter Rumuzu Yüzünden 15 Ay Hapis Cezası Aldı


Sosyal medyayı hakaret ve tehdit amacı ile kullanmayı görev gibi addedenlere ceza kapsamında mahkemeden emsal niteliğinde bir karar çıktı.



Twitter üzerinde Allah CC rumuzlu kullanıcı hesabı açan Ertan P. isimli bir öğretmene 15 ay hapis cezası verildi. Muş Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2012 yılında gelen bir şikayet üzerine başlatılan soruşturma kapsamında ceza alan şahsın "halkın bir

23 Mayıs 2014 Cuma

LINE ile sevdiklerinize ücretsiz internet hediye edin!


Dünyanın önde gelen mobil platformu LINE, 50MB ücretsiz internet olanağı sağlayarak kullanıcılarının iletişim olanaklarını artırmalarına ve birbirleriyle dayanışmalarına katkıda bulunuyor.  Mesajlaşma, yüksek kalitede sesli ve görüntülü arama, sesli mesaj, fotoğraf ve lokasyon göndermeyi bir arada ve ücretsiz sunan LINE, kullanıcılarına 50 MB’lık interneti ücretsiz sunmakla kalmıyor, aynı

2 Nisan 2014 Çarşamba

Yerli Twitter Ahsar


Ülkemizde erişime engellenen Twitter'ın ne zaman açılacağı bilinmese de kapalı kaldığı sürede yeni bir girişimcilik örneği gün yüzüne çıktı.

Yazı güncellenmiştir, güncelleme bilgisi yazı sonundadır.










Tamamen yerli yapım Twitter diyebileceğimiz Ahsar.com sitesi sosyal medya severlere kapılarını açtı. Twitter'ın bire bir benzeri olan Türk yapımı Ahsar, kelime anlamı olarak Osmanlıcada "

27 Kasım 2013 Çarşamba

Hshtags.com Hashtag Arama Motoru




Sosyal medyanın etiketleme aracı olan hashtaglerin Twitter ile yaygınlaşmasının ardından Facebook da dahil bir çok sosyal ağ sitesi bu akıllı etiketleri kullanıcılarına sundu. 







İçerikleri doğru bir şekilde imlemeye yarayan akıllı etiket hashtagler o kadar çok kullanılır oldu ki girişimciliğini konuşturmak isteyen birileri hashtagler için arama motoru bile kurdular.







Henüz Beta

5 Kasım 2013 Salı

Cok sevgili okuyucularımız, sevgili seyahat severler


…
Başlık size seçim propogandasını anımsatmış hatta ve hatta „aman kaçın oy isteyecek“ hissini yaşatmış olabilir, durun  durun yok öyle bir şey… Siz onu normal bir girizgah, samimi bir başlangıç cümlesi olarak alın. İşin özü yazar burada, uzun zamandır bloğu boşladığı için uygun bir giriş cümlesi aramış ama bulamamıştır, sonunda klavyesinin götürdüğü yere gitmeye karar vermiştir.

Bizi takip edenler, bloga gelip bir bakıp „yine mi yeni yazı yok“ diyenler olmuştur eminim. İşte bu yazının maksatı da, bu vesileyle sessizliğimize  bir son vermektir.


YAZININ DEVAMINI okumak icin TIK TIK TIK»

3 Ağustos 2012 Cuma

Gezgindir Gezenin Adı Sosyal Medyada...




Gezmeden duramayan bir çift olarak, herkes gezsin, gezmeyi sevmeyen kalmasın istiyoruz. Gezme ve seyahat alışkanlıkları pek tabi farklılıklar gösterir. Kimi lüks seyahati tercih eder, kimi yeter ki uzakta olayım paranın ne önemi var der... Bizce gezmek veya gezebilmek için en büyük engel para değil, ZAMANdır. Zira şu kısacık ömrümüzde görülecek o kadar çok yer var ki, iş güç arasında ayırabildiğimiz vakitler ne kadar yeter bize... İşte bu yüzden de avare (vagabond) gezginlere hep imrenmişizdir. yanlış anlaşılmasın kıskanmak değil sadece bir imrenmedir bu:) yoksa herkesin yolu açık olsun!!!

Biz her bulduğumuz fırsatı iyi değerlendirmeye çalışıyor, geziyor, fotoğraflıyor ve gördüklerimizi, deneyimlerimizi yazıyoruz :)) Nerede ne yapılır, ne yapılmaz, nerede kalınır, ne yenilir içilir gibi tavsiyeler vermeye çalışıyoruz çoğu zaman. Kim bilir belki de biz çok sevdik gezdiğimiz yerleri siz de sevin diyedir:)
Uzun lafın kısası biz gezmeyi ve paylaşmayı seviyoruz...

O halde gidip, görüp paylaşması bizden, takip edip tavsiyelerimizi okuyup uygulaması da sizden... 
TAKİP ETMEK mi?
YAZININ DEVAMINI okumak icin TIK TIK TIK»

21 Temmuz 2012 Cumartesi

Vikitap vs. Goodreads

21 Temmuz 2012
Bir buçuk ay boyunca Kitap Notları'nda bir anket vardı: "Çevrimiçi kitap katalog sitelerinden birini kullanıyor musunuz? Evetse hangisini?" Katılan herkese teşekkürler! 

Kitaplar ve internet sosyallikleriyle ilgilenenlerin azımsanmayacak bir kısmı kullanmasa da önemli bir kalabalık çevrimiçi kitap katalog sitelerini  kullanıyor. İlk tercih Vikitap, ikincisi Goodreads. İki siteyi birden kullananlar da var. Ben de bir aydır iki siteyle de haşır neşirim; iki sosyal kütüphanede de "kütüphaneci"lik ediyorum. İşte bu da iki site arasındaki kıyaslamam. 

***

Vikitap'ın şu anki en büyük avantajı Türkçe kitap yelpazesinin çok geniş olması. Türkçe ara yüzü nedeniyle kullanıcılarının neredeyse tamamı Türkçe okuyanlar. Böyle olunca Vikitap'ta Türkçe yazılmış (ve uluslararası ün kazanmamış) kitaplar hakkında  daha çok puan ve yorum bulmak mümkün ve elbette Türkçe kitapların çoğu veri tabanına kaydedilmiş bile.

Öte yandan kitaplar hakkında kaydedilebilen bilgi sınırlı. Örneğin Goodreads'te seri kitapları numaralandırmak ve serinin adını belirtmek için bir satır bulunurken bu Vikitap'ta yok. Uzun serilerde okuyucuyu en çok zorlayan noktalardan biri de bir seride neler olduğu ve hangi sırayı takip ettiğidir. Vikitap'ta bunu görmek mümkün değilken Goodreads'te bir tıkla tüm serinin kitaplarını sıralı şekilde karşınızda bulursunuz. 

Aynı şekilde Vikitap'ta yabancı kitapların orjinal isimlerini veya ilk basım tarihlerini kaydetmeniz (ve bulmanız) mümkün değil; Goodreads'te ise veri formlarında bunun içinde yer ayrılmış ve bu bilgilere ulaşmak çok kolay.

Vikitap'ta olmayan başka bir şey nispeten önemsiz olsa da benim kullanmaktan hoşlandığım kişisel istatistikler. Mesela Goodreads'te her yıl kaç kitap veya kaç sayfa okuduğunuzu tablo halinde görebilir; okuduklarınızın okunma ve basım yılları grafiğine erişebilirsiniz. Benzer şekilde her bir kitabı okuma seyrinizi gösteren grafikler de var. Ayrıca Goodreads veri tabanına kaç kitap kaydettiğinizi de görebilirsiniz. Bunlar ne işimize yarayacak diyebilirsiniz ancak hazır elektronik ortama bu kadar bilgi girmişken kağıt kalemle yapabileceklerimin ötesinde bir şeyler görmek istemem de doğal karşılanabilir.

Goodreads'in ara yüzünün daha şık ve profesyonel göründüğünü düşünüyorum. Bu değerlendirme kişiden kişiye değişebilir tabi. Yalnız Vikitap'ın ara yüzü de fena olmamasına rağmen hafif bir kalabalık var. Daha sade ve kullanıcı dostu olabilir. Mesela Vikitap'ta bir kitabı aratıp listeye ekleyip puan vermeniz için en az 7-8 tıklama yapmanız gerek. Oysa Goodreads'te aramadan sonra liste üzerinden ekleme ve puan verme işini tek tıkla halledilebiliyor.

Ayrıca ben mi beceremedim bilmiyorum ama Vikitap'ta bir kitabın bir baskısını listenize eklediyseniz ve sonra sizin okuduğunuzun başka bir baskı olduğunu fark ettiyseniz Goodreads'teki gibi "switch edition" diyip hemen diğerini listenize ekleyemiyorsunuz. Vikitap'ta yepyeni bir kitapmış gibi önce eskisini listenizden silip sonra diğer baskıyı listenize eklemeniz, yeniden puan vermeniz ve yorum yazmanız gerek.

Bu sosyal kütüphanelerin en güzel özelliği, listenizdeki kitaplara ve onlara verdiğiniz puanlara göre kitap önerilerinde bulunabilmesi. Bu konuda da Goodreads çok önde. Öneriler kısmına girdiğinizde önceden belirlediğiniz türlere veya okuduklarınız/okuyacaklarınız listelerine göre sınıflandırılmış tavsiye edilen kitaplar görebilirsiniz. Her bir kategoride ellişer kitaba kadar çıkabiliyor bu öneriler. Öte yandan Vikitap'a üye olduğumdan beri toplam 5 kitap önerisi görebildim ve uzun süredir öneri kısmı bomboş.
Vikitap'ın sevdiğim özelliği dinamik olması. Hiç kimseyi takip etmeseniz bile son eklenen kitapları, o an çevrimiçi olan  üyelerin işlemlerini, site istatistiklerini (en çok okunan, okunmak istenen, beğenilen yorumlar vs.) izleyerek bile oyalanabilir, yeni kitap fikirleri edinebilirsiniz. Bu hareketlilikten sıkılırsanız haber akışını "çevrem", "gruplarım" vb. özelliklere göre kısıtlayabilirsiniz. Benzer bir yapı Goodreads'te de var ama herkesi takip etmek sitenin üye portföyündeki inanılmaz genişlik nedeniyle manasız kalıyor çünkü haber akışı çok hızlı ve çoğu bilmediğiniz dillerde, Türkiye'den erişemeyeceğiniz kitaplar hakkında, hiç ilginizi çekmeyen konularda olabiliyor. Sitedeki arkadaş çevreniz de pek geniş değilse haber akışı günlerce aynı kalabiliyor.

En başta Vikitap'taki Türkçe kitap çeşitliğini övmüştüm ancak Türkçeden başka bir dilde de kitap okuyorsanız Goodreads çok daha avantajlı. Goodreads'te yabancı dilde hemen tüm kitapları ve fena sayılmayacak sayıda Türkçe kitap bulabilirken Vikitap'ta yabancı dilde kitap neredeyse yok. Son tahlilde Türkçe kitap skalası daha geniş diye Vikitap kullanmaya başlarsanız ve diyelim ki İngilizce kitaplar da okuyorsanız kendinizi Goodreads'te eklemek zorunda kalacağınız kitaptan çok daha fazlasını Vikitap'a kaydetmekle uğraşırken bulabilirsiniz.

Uzun zamandır bir Goodreads hesabım vardı. Hem merak ettiğimden hem de Türkçe okuyanların çoğu Vikitap'a üye olduğundan, Kitap Notları adına sosyal kütüphane hesabını Vikitap'ta açtım. Sonuç olarak kişisel hesabımın Goodreads'te olmasından gayet memnunum. Vikitap'ın teknik ve tasarımsal anlamda biraz daha yol almaya ihtiyacı var; Goodreads'in de daha fazla Türkçe okura... Yine de bence Goodreads...


Kitap Notlarını Vikitap'ta da takip etmek siterseniz: Kitap Notları Vikitap Sayfası


7 Mayıs 2012 Pazartesi

Blogun Kitabını Yazmışlar

Her şey hakkında kitap var da bloglar hakkında olmaz mı? Hele de blogların kitapları çıkarken... Ben de oturdum okudum haliyle. Buyrun...

Blogging for Dummies - Susannah Gardner & Shane Birley


"Dangalaklar için Bloglamak" meâlli bu kitap meşhur Dummies (dangalaklar) serisinin blog konulu olanı. Bu serinin yöneticilik, menapoz, fotoğrafçılık, seks, gitar gibi diğer konulardaki rehberlerinin Türkçesi mevcut ama bu kitap çevrilmemiş. 

Dönelim kitaba... Kitapta Web 2.0 hadisesine ilişkin  teknik bilgiler de, genel olarak içeriğe ve okuyuculara dair sosyal konular da var. Kitaptan alacağınız verim hali hazırdaki bilginize göre değişir.

Örneğin ben teknik bilgileri görece faydalı buldum. Biraz HTML biliyorum, kitaptaki bu bölümlere şöyle bir göz attım sadece ama del.icio.us.com veya digg.com'un ne işe yaradığını bu kitapla öğrendim. Birçok ayarın veya işlemin nasıl yapılacağının adım adım gösterilmesini takdir ettim. Ben sadece şöyle bir göz attım (şimdilik Blogspot'tan memnunum) ama ilgilenenler için web hosting konularında da giriş seviyesinde bilgiler var.

İletişime yönelik; nasıl ilgi çeken yazılar yazılır, yorumlar nasıl değerlendirilir, üslup nasıl olmalıdır gibi bölümler ise göz gezdirmeye değer fakat blog bloglarında okuyabileceklerinizden tek farkı daha düzgün şekilde anlatılmış olması.

Bazı örnek bloglar ve faydalı siteler verilmiş fakat bunlar Türkiye'de pek kullanılmadığı için Türkçe yazanlara faydası sınırlı. Kitabın 6. bölümü onar maddelik listelerle sunulmuş ipuçlarından oluşuyor. Bu bölüm kitabın özeti gibi; bu kısmı beğendim. 

Sonuç olarak kitap bir mucize değil ama esin kaynağı olabilecek, temel konuları derli toplu sunan bir kaynak. 


Problogger: Secrets for Blogging Your Way to Six Figure Income - Daren Rowse & Chris Garrett

Bu kitap problogger.net adresli blog blogunun kitabı. Bu blog yukarıda bahsettiğim Blogging for Dummies kitabında incelenmesi ve faydalanılması önerilen 10 blogtan biri. Kitabın alt başlığı da "Altı Haneli Bir Gelir için Bloglama Sırları". Sanırım yeterince açıklayıcı :) 

Bu kitapta yukarıdakine göre daha az teknik bilgi var. Yine faydalı widgetlar tanıtılmış, temel kodlar hakkında bilgi verilmiş fakat web hosting gibi başlıklar yok. Benim sosyal diye tarif ettiğim türde içerikse daha fazla. İzleyici profilinin analizinden geri dönüş alabilecek yazı türlerine, blog dünyasının teamüllerden reklama, yazı yazma sıklığından sosyal medya kullanımına pek çok konuya değinilmiş. 

Bu kitapta da verilen örnek siteler Türkiye'de pek bilinenlerden değil. Kitapta birçok önerme olmasına rağmen çok az kanıt olması beni biraz hayal kırıklığına uğrattı. İstatistik ve psikoloji disiplinlerinden faydalanılmasını tercih ederdim ama sanırım blog yazarları için bu biraz fazla akademik bir istek. Yine de bu kitabı ilkine göre daha çok beğendim (teknik konular hariç).


İki kitabın da yazarları pazarlama eğitimi almış, kişisel veya kurumsal bloglarda başarılı olmuş (para kazanmış) kişiler. Bu pazarlama altyapısı iki kitapta da "blogtan para kazanma" ve "blogu en çok okuyucuya ulaştırma" mevzularına yoğun kafa yorulmasına neden olmuş. "Samimi bir dil kullanın" tavsiyelerini kendileri de tutmuşlar ve kitaplarında esprili bir dil kullanmışlar. Özetle, daha önce hiç duymadığınız başarı sırları görmeyeceksiniz ama düşüncelerinize bir düzen vererek ve yeni fikirlere esin kanyağı olarak işinize yarayabilecek kitaplar. Blog işini sevenler göz atmamazlık etmesinler.

13 Nisan 2012 Cuma

Sosyal Medyaya Teslim Oluyorum...

Bu işler paket programmış da ben bilmiyormuşum. Öyle, bir çılgınlık yapayım, kendi kendime bir blog yazayım denmiyormuş. Sonra adama soruyorlar hani bunun Facebook sayfası, hani Twitter hesabı diye. Teslim oluyorum! 

(Twitter'ı henüz tam çözemedim, 140 harfe bir şeyler sığdırmak, o hızlı mesaj bombardımanından sağ çıkmak çok zor ama olacak herhalde...)

Facebook:

Kitap Notları

Twitter:

@KitapNotlari

Sizleri de beklerim efenim. Saygılar!