14 Haziran 2014 Cumartesi
Bilimsel Keşif: Yeryüzünün Altında Dev Okyanuslar Var
Bilimsel çalışmalara göre Okyanuslar görünenden çok daha büyükler ve mevcut kapasitelerinin 3 katı kadar kısmı kara parçalarının ve yer katmanlarının altında bulunuyor.
Jeolojik çalışmalar kapsamında elde edilen veriye göre Dünyanın manto tabakaları arasında bildiğimiz okyanus sularının 3 katı kadar hacimde su bulunuyor. Bilimsel keşiflerin büyük bir kısmı tesadüf eseri gerçekleşmiştir bu son
13 Haziran 2014 Cuma
Bebek hediyesi süper oldu!
Size de olmaz mı; hani bir buluşmayı, ya da bir aramayı erteleyip durursunuz.. Mesela birini arayacaksınızdır; bugün aramazsınız, yarın aramazsınız, sonrasında aramanızın anlamı kalmaz; derken aramaya utanır hale gelirsiniz. İnce eleyip sık dokuduğunuz için, “Çok geç oldu ayıp olur artık” dediğiniz için, bir de bakmışsınız aradan yıllar geçmiş.
Geçenlerde de bahsetmiştim, bizim üst kattaki komşunun bir bebeği oldu. Kendileri apartmanda en sık görüştüğüm (evlerine 5 sene içinde 1 kere gittim ama olsun, seviyorum onları), kafa yapısı benimkine en yakın olan, sevimli bir çift. Bebek beklerken sık sık görmüş, heyecanlarını da paylaşmıştım. Bebek gelince Facebook'dan “hoşgeldin bebek” demişlerdi, ben de iyi dileklerimi belirtmiştim. Hatta Facebook'da ilk yorum yapan da bendim ..
Elbette sosyal medya kutlamasındaki zamanlama başarım, 16 mayısta doğum yapan üst kat komşuma bugüne kadar gitmeyişimi haklı kılmaz, ben de biliyorum..
İlk hafta içinde kendileri ile merdivende karşılaştık, “Bir türlü zaman bulamadım, geleceğim apartmanımızın yeni delikanlısını görmeye” dedim ve hoş karşıladılar, ne de olsa bir hafta pek uzun zaman sayılmazdı.
Sonrasında yeni baba ile her sabah sokakta karşılaşmaya başladık, işe gidiş saatlerimiz çakışıyordu çünkü. İlk zamanlar, “Ya bir türlü gelemedim, ne kadar tembelim” deyip gülümsesem de, son günlerde bu davranışım beni bile tatmin etmez oldu. Geçici çözümü hemen devreye soktum. Ne mi yaptım, 5 dakika erken çıkmaya başladım evden.. En azından yeni baba ile karşılaşıp kem küm etmekten kurtulmuş oldum, ama içim yine rahat değildi elbette. Gülüyorsunuz bu halime farkındayım; ne yapayım, apartmandaki en değerli komşum için güzel bir hediye almadan bebek görmeye gidemezdim, takıntı var azıcık..
Bebek hediyesi almaktan kolay ne var diyorsunuz, evet öyle.. Ama dedim ya bazen hayat kendiliğinden erteleniyor. Hele bir de serde azıcık mükemmeliyetçi olma kaygısı da varsa bunları yaşamak normalleşiyor..
Fazla gecikmedim Allahtan, geçen gün kronikleşen bu erteleme hallerine son vermek için bir adım attım. Son 7 senedir ne zaman hediye konusunda başım sıkışsa, imdadıma yetişen First Steps'e başvurdum. Birinin doğum günü olur, onlara başvururum; biri evlenir, direkt onları ararım, yeni yıl gelince yine onlara başvurum. Bu sefer, iş güç telaşından bu klasik yöntemi ertelediğim için, bir ay boyunca boşu boşuna kendime işkence yaptım ya neyse artık olan oldu..
First Steps'in çok sevdiğim sahibesi Yurdagül Kaya bence sanatçı, kreatif yönetmen falan olmalıydı, zannımca yanlışlıkla endüstri mühendisi olmuş. Çünkü dokunduğu her şey abartmıyorum bir sanat eserine dönüşüyor. Beyaz, sıradan bir mum mesela, bakıyorsunuz üzerinde anne figürleriyle, yaldızlarla, kurdelelerle, kristal tüllerle harika bir anneler günü hediyesi olmuş çıkmış. Kendisi gibi yaratıcı ve de güler yüzlü bir ekibi var; gerek bireysel, gerekse kurumsal hediye konusunda harikalar yaratıyorlar. Şimdi böyle ballandıra ballandıra anlattığım için sakın bu yazının bir tanıtım yazısı, bir reklam yazısı olduğunu düşünmeyesiniz. Bu yazdıklarım, sadece içten gelen bir teşekkür için, aslında gecikmiş de bir yazı..
Şimdi ekleyeceğim resimlere bakınca neden böyle şeyler yazdığımı siz de anlayacaksınız..
Yalan Dünya'daki Reis'in sesi geldi kulağıma,
” Abartmayı hiç sevmem, ben yalnız belgesel..” ☺
Şimdi ekleyeceğim resimlere bakınca neden böyle şeyler yazdığımı siz de anlayacaksınız..
![]() |
| kurdele yerine cam emzik! |
Yalan Dünya'daki Reis'in sesi geldi kulağıma,
” Abartmayı hiç sevmem, ben yalnız belgesel..” ☺
![]() |
Hediye dediğin böyle estetik olmalı! |
Şimdi şu tülün üzerindeki pırıltılı taşlara, kurdele olarak kullanılan simli ipin zarafetine, fiyonk yerine altını çizerek söylüyorum, camdan yapılmış şu yukarıda gördüğünüz mavi emzikteki espriye bakar mısınız?
Boşuna First Steps bu işi çok iyi yapıyor demiyorum ben. İçindeki hediye ne olursa olsun, dışındaki bu süsleme ile zaten hediye verdiğiniz kişiye ne kadar özel olduğunu hissettiriyorsunuz. Bana böyle bir hediye gelse, kesinlikle çok mutlu olurdum ve hatta kullanmaya bile kıyamazdım sanırım.
Boşuna First Steps bu işi çok iyi yapıyor demiyorum ben. İçindeki hediye ne olursa olsun, dışındaki bu süsleme ile zaten hediye verdiğiniz kişiye ne kadar özel olduğunu hissettiriyorsunuz. Bana böyle bir hediye gelse, kesinlikle çok mutlu olurdum ve hatta kullanmaya bile kıyamazdım sanırım.
![]() |
| Çilli Kızım ve Mahçup Oğlum |
Resimdeki bez bebek, el emeği göz nuru. Sevgili First Steps, Anadolu'nun bir çok uzak ilindeki ev kadınlarına bu tip ürünler yaptırarak aslında bence çok önemli olan bir sosyal sorumluluk projesini de üstlenmiş oluyor.
Benim hediyemdeki erkek versiyon, adı “Mahçup Oğlum”, bir de kız versiyonu var ki şeker şeker mi şeker, onun da adı “Çilli Kızım”mış ☺
Hem ekonomik, hem nostaljik, hem sağlıklı, hem dayanışma ruhunu içeren, hem yetenekli ev kadınlarına ekonomik özgürlük sağlayan, hem güzel... Bundan anlamlı hediye olur mu, ben bayıldım ki ne bayıldım.. Eminim Ege'nin annesi de bayılacak, bu akşam vereceğim hediyeyi..

Battaniyedeki nakış detayının şirinliğini de göstermek istedim size.. Tülleri bozarım diye açmadım, pek de düzgün çıkmadı fotoğraf, idare edeceksiniz artık..
Nakış makineleri var, ismi veriyorsunuz, onlar mutlaka yanına bir şirinlik ilave ediyorlar. Bizim Ege bebeğe de bu ayak izlerini eklemişler, çok güzel olmuş cidden..
Ben hediye almaktan çok vermeyi severim. Dün kargo ile bu paket gelince içim içime sığmadı, dayanamayıp sizinle de paylaşayım istedim. Şimdiye kadar sizlere hiçbir şey tavsiye etmemiştim, takip edenleriniz bilir. Ama hediye ihtiyaçlarınız için Firststeps'e mutlaka bakın diyebilirim gönül rahatlığıyla; hatta benden de selam söylemeyi unutmayın derim ☺
Mutlu bir gün olsun herkes için..
Benim hediyemdeki erkek versiyon, adı “Mahçup Oğlum”, bir de kız versiyonu var ki şeker şeker mi şeker, onun da adı “Çilli Kızım”mış ☺
Hem ekonomik, hem nostaljik, hem sağlıklı, hem dayanışma ruhunu içeren, hem yetenekli ev kadınlarına ekonomik özgürlük sağlayan, hem güzel... Bundan anlamlı hediye olur mu, ben bayıldım ki ne bayıldım.. Eminim Ege'nin annesi de bayılacak, bu akşam vereceğim hediyeyi..

Battaniyedeki nakış detayının şirinliğini de göstermek istedim size.. Tülleri bozarım diye açmadım, pek de düzgün çıkmadı fotoğraf, idare edeceksiniz artık..
Nakış makineleri var, ismi veriyorsunuz, onlar mutlaka yanına bir şirinlik ilave ediyorlar. Bizim Ege bebeğe de bu ayak izlerini eklemişler, çok güzel olmuş cidden..
Ben hediye almaktan çok vermeyi severim. Dün kargo ile bu paket gelince içim içime sığmadı, dayanamayıp sizinle de paylaşayım istedim. Şimdiye kadar sizlere hiçbir şey tavsiye etmemiştim, takip edenleriniz bilir. Ama hediye ihtiyaçlarınız için Firststeps'e mutlaka bakın diyebilirim gönül rahatlığıyla; hatta benden de selam söylemeyi unutmayın derim ☺
Mutlu bir gün olsun herkes için..
12 Haziran 2014 Perşembe
Meizu MX3 ve Bq Aquaris Ubuntu Touch Akıllı Telefonlarının Özellikleri
Linux dünyasının en çok kullanılan dağıtımlarından Ubuntu'nun mobil platformlarda kullanılmak için geliştirilen versiyonu Ubuntu Touch nihayet kullanıcılarla resmi olarak buluşmak üzere.
Sol Bq Aquaris + Sağ Meizu MX3
Geçtiğimiz aylarda WMC etkiliğinde görücüye çıkan Çinli Meizu MX3 ve İspanyol Bq Aquaris modelleri ile Ubuntu Touch yüklü akıllı telefonlar nihayet tanıtılmıştı. Önümüzdeki
11 Haziran 2014 Çarşamba
Android İçin SwiftKey Klavye Ücretsiz Oldu
Akıllı telefonlarda genelde bulunmayan tuş takımının eksikliğini en çok mesaj yazarken hissetmek mümkün. Klavyesi mevcut olmayan akıllı telefonların imdadına yetişen SwiftKey Klavye isimli popüler uygulama artık ücretsiz.
Android platformunda üretici firma tarafından ücretsiz olarak sunulmaya başlayan popüler klavye uygulamasının en temel özelliği parmağın klavye üzerinde kaydırılmasıyla
Siz olsaydınız benim yerimde, ne yapardınız?
Yok, gerçekten spekülatif yazılar yazarak bu blogun takipçilerine hoşça vakit geçirtmek, ya da tam tersini yapıp onları gaza getirmek gibi çabalarım gerçekten yok. Ben sadece içimi dışarıya vuruyorum hepsi bu.
Azıcık etliye sütlüye dokunan bir şeylerden bahsetsem, mutlaka birileri çıkıp “Evdeyazar bak olmuyor ama, bu blogda siyaset yapmaya başladıysan bilelim, hımmm..!” şeklinde uyarı yorumları yazıyor. Azıcık yakınsam beni rahatsız eden bir şeylerden, “Evdeyazar sen ne kadar pesimistsin, bak iyi şeyler var niye görmüyorsun hmmmm..!” şeklinde başka bir uyarı geliyor. Ben de her seferinde diyorum ki “Yapmayın etmeyin, burası mütevazı bir blog, saldırmayın bana. Yazılarımı beğenmiyorsanız gelmeyin, inanın kızmam. Ya da bugün yazdıklarıma katılmadıysanız yine yorum yapın ama yazarken “hmmm.. !bak olmadı böyle...” gibi bir tarzınız olmasın rica edeceğim..”
Çünkü kendimi bildim bileli bütün hayat mücadelem en azından bireysel anlamda özgür olabilmek, özgürce kararlar alabilmek, özgürce düşünüp davranabilmek üzerine kurulu oldu.. Bunun için de "Hmmm..! Öyle yapmayacaksın!" diyerek işaret parmağı sallamaya kalkan insanları bugüne kadar hep sildim attım. Bu patron oldu kimi zaman; derhal içimdekileri söyleyerek işi bıraktım; akraba oldu, üzerini çizdim; arkadaş oldu "artık görüşmeyelim" dedim...
Çünkü kendimi bildim bileli bütün hayat mücadelem en azından bireysel anlamda özgür olabilmek, özgürce kararlar alabilmek, özgürce düşünüp davranabilmek üzerine kurulu oldu.. Bunun için de "Hmmm..! Öyle yapmayacaksın!" diyerek işaret parmağı sallamaya kalkan insanları bugüne kadar hep sildim attım. Bu patron oldu kimi zaman; derhal içimdekileri söyleyerek işi bıraktım; akraba oldu, üzerini çizdim; arkadaş oldu "artık görüşmeyelim" dedim...
Ben bu konularda ne kadar net olsam da yok arkadaş! İlle de yönlendireceğiz ya birilerini! Bu ister içinden geldiği gibi internet günlüğü tutmaya çalışan mütevazı bir blog yazarı olsun, isterse kelli felli ünlü bir köşe yazarı olsun, hatta kırk yıllık dostumuz olsun, tavrımız hiç değişmiyor.. “Hmmm, bak görürsün böyle yapmaya devam edersen!..” şeklinde, işaret parmağı sallama huyumuz, yaşamımızın her boyutunda devam ediyor maalesef.
Bazı şeyleri onur gurur meselesi yapıp hatta bütün köprüleri o şey uğruna yıkmayı göze alırken, ne hikmetse asıl bizi aşağılayan durumları görmezden gelme konusunda da üstümüze yok, ne diyeyim ki şimdi!.. Hatırlıyorum bir dizi filmde bir replik geçti diye bütün hemşireler birleşip yürümüştü; neymiş efendim; gururları dizi filmde kırılmışmış!! Yahu dizi işte adı üzerinde, kurgu, senaryo bu; gülüp geçeceksiniz.. Niye hemen “hmmm ... bak sen!” hallerinde savunma ve saldırı moduna girersiniz ki?
Niye yazıyorum bütün bunları? Çünkü yakınımdan yöremden birisi bana "Hımm, bak işte böyle yaparsan karışmam haa!" tavırlarına girip bana işaret parmağını sallama durumu yaşattı, işte bütün bu uzun girizgâhın nedeni bu aslında..
Olay tam da şöyle gelişti:
Dün çok eski bir arkadaşım, telefonla aradı sabah 10 sıralarında. Normalde o saatlerde hiç aramaz, öğle yemeği molasında arar. Ben de gayri ihtiyari telefonu “hayırdır, bir şey mi var?”diye açtım.. Vay efendim ben nasıl böyle dermişim, bir şey mi olması gerekirmiş beni araması için! Dur arkadaş, bir sakinleş, bir dinle.. Telefonu böyle açmamın nedeni; birincisi hiç o saatlerde aramazdın diyecektim, ikincisi de son zamanlarda şu şununla evleniyor, bu da hasta olmuş, bilmem kimin birisi ölmüş şeklinde açıkçası hiç de ilgimi çekmeyen haberler verdiği içindi.. Söyleyemedim maalesef bunları; öyle bir çemkirdi ki telefonda bana, hatta konu başka yerlere gitti, sonrasında “sen bana kapris yapıyorsun, senden başka bana kapris yapan yok, istersen artık arkadaş olmayalım, zaten bir sürü problemim var, kapris kaldıramıyorum, beni hatalarımla kabul et filan falan...”dedi ve telefonu yüzüme kapattı.. Tam da anlattığım
" Hmm.. Ne yapıyorsun öyle!" durumları, bingo!!
" Hmm.. Ne yapıyorsun öyle!" durumları, bingo!!
İnanın O, bu ve benzeri cümleler kurarken ben hiç cevap vermedim, sadece sustum..
Söylenip söylenip telefonu kapatınca ben öylece kalakaldım, günüm rezil gibi geçti o ayrı mesele elbette..
Muhtemelen başka bir derdi vardı ve bana kustu sinirini.. İyi de pardon, dost olmak duygusal şiddete maruz kalmak mı demek.. En yakınlarımızı incittiğimizde yüreğimiz serinliyorsa eğer, bence o yürek yangınlı kalsın daha iyi..
Neyse işte, arkadaş dediğim öyle böyle değil, üniversite birinci sınıfın birinci gününde hem sınıfta hem de yurtta aynı odaya düştük ve aradan upuzun yıllar geçti ve çok şey paylaştık; bu günlere geldik.. Bu ne şimdi böyle, bana “istersen artık arkadaş olmayalım” dedi bakar mısınız!
Al mektuplarını ver mektuplarımı hesabı yani, bildiğin ilkokul seviyesinde “ben sana küstüm” halleri.. Şimdi bu durumda siz olsanız ne yapardınız bilmiyorum tabii ama ben cidden arkadaşımın bu “konuşmayalım” önerisini aldım kabul ettim.
İnsan yoruluyor; aradan geçen yıllar ilişkileri yıpratınca, olay gözünün üzerinde kaşın var noktasına gelince fazla da uzatmamak lazım. Efendi efendi o insanı hayatından çıkarmayı bilmek lazım diye düşünüyorum. O insan ister dostun olsun, ister arkadaşın olsun, ister sevgilin olsun, ister eşin olsun, ister kardeşin olsun, ister akraban olsun, kim olursa olsun, ilişkiniz sizi yıpratıyorsa “eyvallah” demeyi bilerek çekip gideceksiniz.. Aradan geçen yılların matematiksel hesabına girmeden hem de..
Ben de öyle yapmaya karar verdim. Üzülmedim mi, üzülmesem bu yazıyı yazıp böyle özel bir durumu sizlerle paylaşmazdım..
Yani demem o ki, aslında dünya güzel bir yer. Biz insanlar saçma sapan hallerimiz, tavırlarımız, konuşmalarımız, davranışlarımızla bu dünyayı çekilmez kılabiliyoruz.
Şimdi size 10 puanlık günün sosyal bilgiler sorusu:
Şimdi size 10 puanlık günün sosyal bilgiler sorusu:
Siz olsaydınız bu arkadaşla ilgili ne yapardınız?
9 Haziran 2014 Pazartesi
Bebeksel devinimler..
Farkında mısınız ne kadar çok bebek doğuyor.
Mesela kendi çevremden söyleyeyim:
Üst kat komşumuza iki hafta önce bebek geldi, benim bir yakınıma iki hafta içinde bebek gelecek. İş yerinde bir arkadaş bebek beklediğini yeni öğrendi, iş yerinde bir diğer arkadaş da her an bebek haberi almayı bekliyor.
Bebekler güzel varlıklar elbette; geldikleri aileye neşe ve enerji getiriyorlar.
Doğanın en büyük mucizesi de bu doğum olayı, bunu asla yadsımıyorum.
İyi güzel de, o bebekler büyüyüp yetişkin insan olduklarında, bütün masumiyet yok olup gidiyor; değişiyor her şey..
Annelerinin bin bir eziyetle 9 ay karınlarında taşıdığı, öpüp kokladığı o bebekler büyüyor ve büyüdükçe de yok oluyor iyilik güzellik halleri..
Cinayetleri o bebekler işliyor, katliamları yapanlar da bebek değil miydi bir zamanlar? Pedofili olanları, sapıkları, hırsızları, rüşvet alanları, dolandırıcıları...
Hangi birini sayayım; bütün bu insan müsveddeleri de mis kokan bebeklerdi bir zamanlar.. Anneleri o bebekler için kim bilir ne kadar güzel hayaller kurmuşlardı..
Ne oldu bütün o güzel bebeklere?
Böyle düşününce nasıl da ürperiyor insan. O masum, o sevimli, o etrafına neşe saçan küçücük yaratıkların içlerinde bir yerlerde böylesine kötülükler mi besleniyor yoksa?
insanın aklı gerçekten almıyor.
Gregor Samsa'nın böceğe dönüşmesi ile bir bebeğin böyle bir insana dönüşmesi arasında fark var mı?
Cinayetleri o bebekler işliyor, katliamları yapanlar da bebek değil miydi bir zamanlar? Pedofili olanları, sapıkları, hırsızları, rüşvet alanları, dolandırıcıları...
Hangi birini sayayım; bütün bu insan müsveddeleri de mis kokan bebeklerdi bir zamanlar.. Anneleri o bebekler için kim bilir ne kadar güzel hayaller kurmuşlardı..
Ne oldu bütün o güzel bebeklere?
Böyle düşününce nasıl da ürperiyor insan. O masum, o sevimli, o etrafına neşe saçan küçücük yaratıkların içlerinde bir yerlerde böylesine kötülükler mi besleniyor yoksa?
insanın aklı gerçekten almıyor.
![]() |
| Resim yazısı ekle |
Egosal davranmak, kıskançlıktan sürekli birilerini demoralize etmeye çalışmak, saçma sapan intikamlar almak; haset, nefret, kinle planlar kurup insanlara kötülük yapmak; başkasının kötü halleriyle mutlu olmak, başkasının ayağını kaydırmak, yalan söylemek, aldatmak, başkasını kullanmak; para hırsı, mevki hırsı, iktidar hırsı... Bu kötülüklerin hepsi o bebeklerin yüzünden olmuyor mu?
Ne diyordu Edip Cansever;
".. O çocuklar büyüyecek
O çocuklar büyüyecek
O çocuklar..."
O çocuklar büyüdükçe bebekleri oluyor ve hep böyle devam edip gidiyor döngü. Keşke dünyaya bebek getirecek ailelere psikolojik testler yapılsa.. Sevgisiz olanlara, merhametsiz olanlara, acımasız olanlara, bencil olanlara; yani ruhsal gelişimini tamamlamamış olanlara dünyaya çocuk getirme hakkı tanınmasa..
Ya da ne bileyim, çocuklara daha anne karnındayken insan sevgisi, doğa sevgisi, merhamet, alçak gönüllülük, iyilik gibi pozitif duygular enjekte edilebilse..
Bu kadar çok bebeğin dünyaya gelmesinden ürküyorum itiraf edeyim..
Zaten yeterince mahvetmişiz dünyayı; zaten yeterince kirletmişiz ve zaten yeterince yok etmişiz kaynakları, zaten yeterince kötüler var içimizde..
Dünyada bolluk ve zenginlik varken bile insanlar kötü olmaya devam ettiklerine, saçma savaşlar çıkardıklarına göre; suyumuz azaldığında, doğa kaynakları hızla alt üst olurken, yaşamanın giderek zorlaştığı rekabet dolu bir dünyada, yani kapitalizmin giderek vahşileştiği, hem insanları hem de doğayı korkunç pençeleriyle yok etmeye çalıştığı bir dünyada o çocuklar büyüdüklerinde masum kalabilecekler mi?
Zaten yeterince mahvetmişiz dünyayı; zaten yeterince kirletmişiz ve zaten yeterince yok etmişiz kaynakları, zaten yeterince kötüler var içimizde..Dünyada bolluk ve zenginlik varken bile insanlar kötü olmaya devam ettiklerine, saçma savaşlar çıkardıklarına göre; suyumuz azaldığında, doğa kaynakları hızla alt üst olurken, yaşamanın giderek zorlaştığı rekabet dolu bir dünyada, yani kapitalizmin giderek vahşileştiği, hem insanları hem de doğayı korkunç pençeleriyle yok etmeye çalıştığı bir dünyada o çocuklar büyüdüklerinde masum kalabilecekler mi?
8 Haziran 2014 Pazar
Samsung Z Tizen Akıllı Telefonunun Arayüzü ve Uygulamaları [Video Haber]
Açık kaynak kodlu ve Linux tabanlı mobil işletim sistemi Tizen(Tayzın) kullanılarak Samsung tarafından üretlen ilk akıllı telefon Samsung Z detaylı inceleme videolarıyla görücüye çıktı.
Samsung ve LG gibi iki akıllı telefon üreticisinin yanı sıra Intel ve Linux Vakfı tarafından da desteklenen Tizen mobil işletim sistemi geldiği son nokta ile rakipleri karşısında gücünü hissettirecek gibi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







