kitap fuarı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap fuarı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ocak 2014 Pazar

Ankara Kitap Fuarı Notları 2014


Yine bir kitap fuarı, yine Ankara… her şey eskisi gibi. Ankara Kitap Fuarı Notları ve Ankara Kitap Fuarı Notları II'de olduğu gibi yani…

Aslında bu yıl fuar izbe Atatürk Kültür Merkezi'nden (AKM) ATO Congressium'a taşınarak ve giriş ücretini 5 liradan 1 liraya indirerek daha iyisi için çabaladığı izlenimi vermişti. Yine de Congressium'daki önceki fuarı da gördüğümden hadi bakalım demiş, çok da ümitlenmemiştim. AKM'deki son fuara gitmediğim gibi bu fuara da gitmeyebilirdim ama işte lanet olsun içimdeki kitap sevgisine.

Radikal bu fotoğrafı sana ithaf ediyorum.

5 Ocak Pazar akşamı gittiğimde fuar alanı pek boş değildi ama gün ve saat itibariyle daha kalabalık olması gerekirdi. Stantları dolaştıkça bu kalabalık bile çok dedim. Fuar alanında bir kitap fuarında olmaması gereken bir soğukluk, bir iticilik vardı. Ulusalcıların devasa stantlarından sıyrılınca geriye dağıtımcıların ve kitapçıların stantları kalıyordu. Bu stantlar da çok satan ya da çok satması beklenen çoğu niteliksiz kitaplarla doluydu. Her fuarda görmeyi bekleyeceğiniz ve isteyeceğiniz yayıncılar yoktu.   Can, Doğan Kitap, İletişim, İmge, Metis, Altın Kitaplar olmadan biz kitap fuarı yaptık diyebilir misiniz? Bu sadece inceleyip alabileceğiniz kitapların çeşitliliğini ve niteliğini değil imza günleri ve söyleşiler gibi etkinlikleri de etkiliyor. Türkiye'nin en çok sevilen ve en önemli yazarları bu yayıncıların bünyesinde olduğundan fuarın da etkinlikleri sönük kalıyor haliyle. 

Bir de arada hediyelik eşya satan bir iki stant gördüm ve organizasyonun ciddiyetine buradan pay biçtim. 
Türkiye Ağaca Neden Sarıldı?

Beğendiğim hiç mi stant olmadı peki? Öncelikle Türkiye Barolar Birliği (TBB) standının dizaynını pek beğendim. TBB'nin Gezi Direnişi'ne ilişkin hazırladığı kitabı tema olarak tüm standa hakimdi. Türkiye Ağaca Neden Sarıldı adlı ciltli, kuşe kağıda basılmış, içeriği son derece dolu bu kitabı sadece 15 liraya almanız mümkün. Ben de kaçırmadım. Görevli de kitabı inceliyordu biraz sohbet ettik. Bir baktım torbaya bir de ''Herkes için Adalet, Adalet için Avukat'' kupasından koymuş. Hoşuma gitti.

Evrensel Basım Yayın'ın da standını beğendim; kitapları zaten çok çeşitli ve ilginç ama stantlarında da bunu gösteren bir çeşitlilik ve ilgili görevliler vardı. Sıcak Haziran adlı direnişle ilgili kitaplarını da fuarda keşfedip hemen Gezi Kitapları listesine ekledim.


''Anneler kız doğurmaktan hep gurur duysun diye…''
Bilgi Yayınevi standını da zevkle dolaştım. Aslında fuara gitmemin nedenlerinden biri de televizyonda yakaladıkça izleyip takdir ettiğim emekli yargıç Eray Karınca'nın bu imza gününü artık kaçırmak istemememdi. Bu sefer kaçırmadım, Karınca çok sıcak ve güler yüzlüydü. Hatta ben yeterince mukabele edemedim.

Kadın hakları ve özellikle şiddet konusunda uluslararası standartlarda kararları ile bilinen Karınca'nın Kız Doğursun Analar kitabı kadına karşı şiddetin tanımından başlayıp mevzuatımızdaki durumdan, içtihattan, uluslararası mahkeme kararkarından ve örnek vakalardan bahsediyor. Hukukçu olmadığım halde okuyacağım. Dilerim hukuk öğrencileri, avukatlar ve hakimler de bu ödüllü kitabı okur.

Fuarın tek neşeli ve nitelikli kısmı sahaflardı sanırım. Pek sahaf kültürüm yoktur ama ben bile en çok bu bölümde eğlendim. Baskısı bitmiş olan Hamburg Barikatları'nı aradım. Tam da Hamburg'da eylemler yapılmışken ve ben yakında Hamburg'a gidecekken alsam iyi olur diye düşünmüştüm ama bulamadım. O sırada Selma Fındıklı'nın Ankara İstasyonu adlı öykü kitabına denk geldim, alıverdim. Yenisi 10 lira olmayan kitaba 5 lira vermek saçma oldu aslında ama işte kısmet.


Aldıklarım:
1. Kız Doğursun Analar - Eray Karınca
2. Ankara İstasyonu - Selma Fındıklı
3. Türkiye Ağaca Neden Sarıldı? - Nesrin Turhan, Özge Şener (haz.)

Son olarak şu pişkinliğe iki laf etmeden yazımı bitiremeyeceğim: Fuar katılımcıları bu yılki ziyaretçi sayısından memnun değilmiş. Edebiyathaber.net'in haberine göre hepsi fuar tarihinin değiştirilmesinden Ankara'da fuar kültürünün oturmamasına birçok neden saymış. Hiçbiri de 'Yıllarca insanlardan para alıp izbe yerlerde fuar düzenledik, insanları küstürdük, şimdi de toplu taşımayla ulaşılamayan bir yere fuar açıp bunu da hiç duyurmuyoruz, Allah rızası için bir internet sitemiz, bir flaş imza günü bile yok ama şükür bu kadar adam gelmiş' dememiş. 'Halkımız cahil' çuvaldızından 'biz bu işi beceremiyoruz galiba' iğnesine ne zaman geçilecek merak ediyorum. Dün bir arkadaşım beni arayıp fuara gitmeyi düşündüğünü benim gidip gitmediğimi sordu; ben de fuarı vasat bulduğum için 'ben gittim ama sen boş ver' dedim. Kimse kusura bakmasın bu işler böyle. Aman bize kültürsüz derler diye vasat fuarları dolduracak değiliz. Fuar işini biz çok iyi biliriz. Ankaralıyı da yedirmeyiz.


Adını unuttuğum bir dağıtımcının standı.

3 Ocak 2014 Cuma

Radikal'in Aşırmaları

Aa Bu Fotoğraf başlıklı yazımda Radikal Kitap'ın İstanbul Kitap Fuarı ile ilgili haberinde kullandığı fotoğrafın Kitap Notları tarafından İstanbul Kitap Fuarı Notları başlıklı yazıda kullanıldığını anlatmıştım. Keşke bir atıf yapsalardı diyip gülüp geçmiştim. Konuyla ilgili tweetlerime de yanıt alamamıştım, bunu da çok önemsememiştim. 

Ama Radikal de arsız çıktı. Bu sefer de Ankara 8. Kitap Fuarı'nın başladığını haberleştirip resim olarak da yine Kitap Notları tarafından ilk olarak Ankara Kitap Fuarı Notları II başlıklı yazıda yer verilen fotoğrafı kullanmış. Fotoğraftan ''Kitap Notları (kitapnot.blogspot.com)'' imzası özenle kesilip çıkarılmış ama yine bir küçük atıf çok görülmüş. Yine tweet attım, madem beni  bu kadar beğeniyorlar işe almayı düşünmezler mi diye sordum, yine ölü taklidiyle karşılaştım.

Ankara Kitap Fuarı Fotoğrafı 

3 Aralık 2012 tarihli Kitap Notları yazısı

http://kitap.radikal.com.tr/Makale/ankara-kitap-fuari-basladi-389662
3 Ocak 2014 tarihli Radikal Kitap haberi
İstanbul Kitap Fuarı Fotoğrafı

20 Kasım 2012 tarihli Kitap Notları yazısı

http://kitap.radikal.com.tr/Makale/tuyap-kitap-fuarini-boykot-cagrisi-374157
28 Eylül 2013 tarihli Radikal Kitap yazısı

Şimdi e-posta atacağım bakalım ne diyecekler. Belki de 'yoo o fotoğrafı biz yayınlamadan çok önce arşivlerimizden çalıp kullanmışsınız' derler. Bir de internet sayfalarının sonunda 'İnternet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.' demişler. Nasıl benim elimle çektiğim fotoğraflar onlara ait oluyor? Nasıl kurallar bir onlardan başka herkese geçiyor? Bilen varsa anlatsın.


Kitap Notları'nın hakkı yendiğini düşünenler varsa onlardan da ricam bu yazıyı paylaşıp yaysınlar ki durumu herkes öğrensin.

Güncelleme, 06.01.2013: Radikal e-postama da cevap vermedi. Onun yerine ilk fotoğrafı değiştirip yerine Yeni Delhi'deki bir fuardan fotoğraf koymuş. Oralardan peşimize düşmezler diye düşünüyorlar herhalde.

3 Aralık 2012 Pazartesi

Ankara Kitap Fuarı Notları II

Önce Ankara Kitap Fuarı Notları başlıklı yazı yeniden çok okunanlar listesine girdi. 31. İstanbul Uluslararası Kitap Fuarı tüm hızıyla devam ederken insanların aklına Ankara düştü diye düşündüm ama aramalarda "aralık" ibaresinin de kullanılmamsından şüphelenmedim değil. Sonra birden bire "Haftaya Ankara'da kitap fuarı var" haberleri yayıldı. Ankara'nın bu seneki ikinci kitap fuarı 1 Aralık günü açıldı; 9 Aralık'a kadar da ATO Congresium'da. Şimdi notlar:
  • Aslında gitmemem için her neden vardı. İşlerim vardı, fuar aniden sanki TÜYAP fuarı ne kadar karlı geçti biz de Ankara'da yapalım demişler gibi ortaya çıktı. Fuar hakkında bilgi alabileceğiniz düzgün bir internet sitesi yoktu. 3V Fuarcılık'ın sayfasından edindinilen bilgiler çeşitliliği az, sıradan bir intiba bırakıyordu. Yine de gittim...
  • Kapıda beni 5tl'lik haraç karşıladı. (Öğrencilere ve öğretmenlere bedava.) Bir de İstanbul'daki fuardan daha iyi oldukları tek konunun bilet işindeki sıkılıkları olması ironikti. Burada bir biletle birkaç kere fuara girmenize izin verilmeyecek şekilde kullanılan biletler derhal imha ediliyordu. Yalnız insanların sembolik sayılmayacak miktarda parasını alıyoruz karşılığında hayatlarını kolaylaştıralım bir yerleşim planı, bir fuar programı basıp verelim dememişlerdi. Keşke tuvaleti kullansaydım, sırf kırmızı halıflekste yürümek beni tatmin etmedi.
  • Bu arada biri stant görevlilerinden giriş ücreti alınmasın diye imza topluyordu onlar da veriyordu. Bu çabayı alkışlıyorum bir yandan da katılımcılara evvelen bunu neden düşünmediniz diye soruyorum.
  • Biri silah ruhsatını kaybetmiş, anons yapıldı. Ruhsat fuarda ne arıyordu bilmiyorum ama umuyorum silahını da getirmemiştir alana. 
  • Fuar alanı geniş ve aydınlıktı. Özellikle geniş camlarından gün ışığı girmesi çok ferah bir ortam yaratıyordu. Zaten uzun zamandır önünden geçtikçe neden Congresium'da yapmıyorlar kitap fuarını diye düşünüyordum. Mevki olarak da fena sayılmaz etrafındaki yollar yaya trafiğine nefes aldırmıyor, yaya geçidinin ve ışıkların olmaması sıkıntı. Yine de mekan, sahaflarla birlikte fuarın az sayıdaki olumlu yanından biriydi.
  • Fuar alanına girip sağdan biraz ilerleyince Kırımızı Kedi Yayınlarının standını gördüm ve hemen yanaştım. İzmirli olduğunu söylediklerinden çıkardığım bir genç hanımla görevli hararetle (genç kızda hararet seviyesi çok daha yüksekti) fuara ilgisizliği eleştiriyorlardı. Vay efendim İstanbul'da İzmir'de adım atılmıyormuş, göğüs göğüse fuar geziliyormuş (ne güzel!), Ankara insanı kitaba çok ilgisizmiş, fuarın boş hali çok üzücüymüş... Görevli bir ara kısmen Dost Kitabevi yüzünden dedi. Hiiiç anlam veremediğim bu yorumu düşündüm. Bilmeyenler için: Dost Kitabevi birkaç şubesi bulunan en büyüğü Kızılay Karanfil Sokaktaki iki katlı, büyük, çalışanları ilgili ve bilgili, kitap portföyü son derece geniş ve kaliteli olan ve hiç indirim/kampanya yaptığını görmediğim kitapçıdır. İyi bir kitapçı ancak kitaba ilgiyi artırır bence, eğer insanlar "Nasılsa Dost var" diyerek fuara gitmiyorlarsa fuar dönüp bir kendine bakmalı, bir kitapçıyla baş edemiyorum diye tuvalete kaçıp ağlamalı. Görevlinin ikinci yorumu da "tabi burası memur şehri öğrenci şehri..." gibi bir şeydi. Memur ve öğrenci kitap okumaz diye bir ampirik bilgi varsa da benim haberim yok. Görevliyi de anlıyorum, karşısında coşkuyla Ankara eleştiren, ona konuşma şansı bile tanımayan müşteriyi memnun etmek için akıntıya kendini bırakmış olabilir.
Efil standı
  • İlerleyen günlerde fuarın kalabalıklaşacağını düşünüyorum. Her fuarda ilk hafta sonu daha tenha olur (ve ben o yüzden ilk hafta sonu giderim) son hafta sonu ise en kalabalık gün olur. Yine de katılım oranını beğenmeyenlere seslenmeden edemeyeceğim: Bu çok müthiş bir fuar mı ki insanlar sel olup buraya aksın? Doğru düzgün bir internet sitesi olmayan, duyurulmayan, son günlerdeki bir iki flaş imza günü dışında bir etkinliği olmayan, ne bir kitapçık ne ulaşım hizmeti sunmamasına rağmen 5 tl haraç kesen bir fuara insanlar neden gelsin? Hele de senede bir değil iki defa fuar gören ve hepsinde de hüsrana uğrayan bir kitle...
  • Neyse stantları gezmeye devam ettim ama beklediğimi bulamadım. Mart ayındaki fuara göre bir parça daha fazla yayıncı katılımı olsa da yine olmayanlar olanlardan daha dikkat çekiciydi. Fuarda olanlar: Doğan Kitap, Kırmızı Kedi, April, Bilgi, Boğaziçi Üniversitesi, Cumhuriyet Kitap, Leman, Uykusuz, NTV, İnklap, Liberte, YKY, Altın (henüz standını açmamıştı o yüzden yazsam mı emin değilim)... Peki ya olmayanlar (koltuğunuza sıkı tutunun): Turkuvaz, Derin, Siren, e Yayınları, Ayrıntı, Metis, İmge, Remzi, Can, Epsilon, Everest, İthaki, Pegasus, Sel.... Elbette bazı yayıncıların (Sel, Metis, Pegasus gibi) kitaplarını dağıtımcı stantlarında bulmak mümkündü ama bazı yayıncılardan hiç eser yoktu (Siren, Can, Turkuvaz gibi).

  • Ankaralı yayıncılar bile eksikti. Elma ve Efil'i gördüm ama Siyasal, Phoenix, ODTÜ yoktu. Hele ODTÜ'nin birkaç km uzakta olması ama fuarda bulunmaması... Zaten Fuar alanın yarısı eğitim yayınlarıyla yani, saklamaya gerek, yok test kitaplarıyla doluydu. Bol bol dernek, vakıf, birlik standı da ziyaret edilebilirdi ki ben bu kısmı transit geçtim. 20'ye yakın sahafın olduğu küçük kısım tüm fuarın en güzel yeriydi. En çok zamanı orada geçirdim, aradığım kitapları (Ben Gidiyorum, Scorta Güneşi) bulamadım ama güzel kitaplar gördüm. Kırkambar Sahaf'ın adı aklımda kalmış demek ki özellikle beğenmişim.
  • Dikkat ettiyseniz şu ana kadar fiyatlardan bahsetmedim çünkü yine yeniden %20 indirim ağırlıklı olmak üzere %20-30 bandına sıkışmıştık. Bu bahsi geçelim.
  • Hiç kitap almadım.
  • Sonuç olarak katılımcı portföyü beni hiiiiç tatmin etmedi. "Ben niye geldim acaba, hakikaten Dost'u gezmek daha eğlenceli" diye geçirdim içimden. Benim için sonraki hedef 2013 Londra Kitap Fuarı, artık Ankara'nın çakma fuarlarına paydos.


20 Kasım 2012 Salı

İstanbul Kitap Fuarı Notları




Aylardır beklediğim 31. İstanbul Uluslararası Kitap Fuarı'nı ilk gününde (17 Kasım 2012) ziyaret ettim. 25 Kasım tarihine kadar ziyaret edebileceğiniz fuar hakkında detaylı bilgilere şurada ulaşabilirsiniz: http://www.istanbulkitapfuari.com/ Şimdi gelelim fuar notlarına:


  • Herkesin her sene defalarca söylediği şeyle başlamak istiyorum: Çok uzak! Avrupa yakasından bile oraya gitmek saatler sürüyor. Ben Bakırköy'den servise bindim ama yine de çok uzaktı. Servisin ücretsiz olması güzel ama servislerin gittiği noktalar ve kapasiteleri (Iveco minibüsler) yetersiz. Ben ayakta gittim mesela. Neyse şimdi bunları hatırlamak istemiyorum... Sonuç olarak yıllardır İstanbul'da yaşayıp kitap sevdiği halde neden hiç TÜYAP fuarına gitmemiş insanlar olduğunu çok iyi anladım.
Güzel ama çok uzak


  • Giriş bilete tabi. Öğrencilere ücretsiz, benim gibi sıradan vatandaşlara 5tl. Açıkçası ben o paraya çok acıdım. Onunla bir kitap daha alabilirdim. Kitap yerine önceden kesilmiş bir fatura aldım. Eminim giriş ücreti fuar için önemli bir gelir kalemidir ama karşılığı olmayan paralar vermekten hiç hoşlanmıyorum. Giriş ücretli olacağına servisler ücretli olabilirdi, hediyelik eşya satılarak fazladan hasılat elde edilebilirdi. Girenin eli kolu dolu çıktığı bir fuar alanına girişi ücretlendirmek nedir yani!? (Fuara gidenler biletlerini atmasın sonra gideceklere transfer etsin, aynı biletle ben iki kez girenbildiğime göre siz de onlarca kez girebilirsiniz.)

  • Fuar alanına girince bir an sevinçten başım döndü, ne yapacağımı şaşırdım. Fuar alanında birkaç salon var ama yayınevlerinin stant açtığı esas iki büyük salon (3,2) var. Ben o coşkuyla 2. salondan başladım gezmeye ama nereye bakacağımı şaşırdım, bir o tarafa bir bu tarafa derken bir sürü standı atladım. 3. salonda biraz daha şuurluydum. Yalnız ikinci kez gezdiğimde iki salonda da atladığım çok stant olduğunu fark ettim. İki-üç tur atmama rağmen bazı yayıncılara rastlamadım (mesela Derin Yayınevi, Siren - 2. salondaki şuursuzluğuma kurban gittiler). Aradaki ince uzun salonda hep STK'ler var sanarak orayı hızlı geçmiştim meğer sahafları da böylece es geçmişim. Kısacası imkan olsa iki gün gidilse yeri var.

    Klasik

  • Zamanım az olduğundan sergileri gezemedim. Alın size fuarı iki gün ziyaret etmek için bir neden daha. Evet bir de imza günleri var. Benim özellikle imzasını almak istediğim kimse yoktu. Bir ara Enver Aysever'i gördüm; romanlarından çok Aykırı Sorular'ı takip ettiğimden önce kararsız kaldım, beş dakika sonra da artık o gitmişti zaten.


  • Yabancı dilde kitap konusunda hüsrana uğradım. Galiba sahaflarda İngilizce kitap varmış ama tahmin ettiğim gibi birinci el, yeni çıkmış yabancı kitap satan stant yoktu - ya da ben göremedim. Hele de İspanyolca kitap satan bir stant bulsaydım özel ilgi gösterecektim ama kısmet...

    Fuarın onur konuğu Hollanda'nın standı

  • Bu seneki fuarı onur konuğu Hollanda; zira bu yıl Türk ve Hollandalılarının diplomatik ilişkilerinin başlamasının 400. yıl dönümü kutşanıyor. Yukarıda da Hollanda standını görüyorsunuz. Uluslararası salonda Romanya, Çin, Rusya, Azerbaycan, İtalya, Yunanistan, İspanya ve başka ülkeler de vardı fakat salon hımmm ölü demeyeyim de biraz fazla sakindi. 
  • İndirimler %20-25 bandındaydı. Sel Yayıncılık (%30), Everest (%30), e Yayınları (%40) gibi bazı yayıncılar daha yüksek indirimler yapmışlardı. (Alkışlar!) Bunun yanında yayıncılar bazı kitapları tanesi 10, 5 ve hatta 3 tl'ye satmak, üç kitap alana fazladan indirim yapmak gibi promosyonlara da girişmişlerdi. Elbette bol bol ayraç vardı. Domingo bazı kitaplarının mıknatısını da yaptırmış. O Kitaplar ise 30tl'den fazla alışveriş yapana bez torba veriyor. NTV Yayınları ve Domingo Yayınları Hepsi Burada'da geçerli %15'lik indirim kuponu ve 'Kargo Bedava' kuponları veriyor, ben de sonra kitap torbalarımı karıştırırken fark ettim.

Öğle saatlerinde baya kalabalıktı.
  • Ama hepsinden ziyade Turkuvaz (ki %20 indirimde kalmasına üzüldüm) ve NTV Yayınları karton torba yerine bez torba vererek beni sevindirdi çünkü kitap taşımaktan insanın kolları kırılıyor, o bez çantaları taşımak çok daha kolay.

  • Bazı yayınevleri (Metis, YKY, Remzi) stantlarının dört tarafını büyük paneller ve raflarla kapatarak dükkân gibi bir atmosfer yaratmışlar ama bu yerleşim düzeni izdihama yol açmış. Bu stantları gezerken çok zorlandım ve hemen buralardan çıktım. Hem kendimizi ortamdan yalıtacaksak neden fuara gelelim ki? (Metis standından hızla uzaklaşmama yerleşiminin yarattığı sıkışıklık kadar elime "Kıymetini Bil Herşeyin" başlıklı bir kitabın geçmesi de etkili oldu. İmlanın da kıymetini bilelim!)

  • Şimdi en güzel kısma geldik. Aldıklarıma...

    Az almışım, daha çok almadığıma pişmanım.

  1. Savaş ve Barış - Lev Tolstloy (Can Yayınları): Ondan fazla yayınevi bu kitabı basmış. Araştırdım ettim üç çevirmen ön plana çıktı: Mete Ergin, Layla Soykut, Zeki Baştımar. Ben de baskısına, kutusuna vs. bakarak bunu aldım. %20 indirimi az bulsam da, kitap müthiş ağırlık yapsa da kısaca bu kitabı fuardan almamak her açıdan daha mantıklıyken fuarın ve kitabın büyüsüne kapılıp aldım işte.
  2. Tavan Arasındaki Buda - Julie Otsuka (Domingo): İlk çıktığından beri okumak istiyorum bu kitabı. Kitap siparişlerinde  hep bir şekilde liste dışı kaldı o yüzden fuarda Domingo standını sırf bu kitap için arayıp buldum. Çok mutluyum.
  3. Eleştirel Teori - Stuart Sim & Borin Van Loon (NTV Yayınları): NTV'nin kitaplarını çok beğeniyorum fakat biraz da pahalı buluyorum. %25 indirimi görünce aldım. Zaten ÇizgiBilim'de de bahsettiğim gibi hakkında övgü duyduğum aklımda olan bir kitaptı.
  4. Zen ve Motosiklet Bakım Sanatı - Robert M. Pirsig (Ayrıntı Yayınları): En son Pamuk, Obama'ya bu kitabı tavsiye ettiğini bir röportajında söyleyince Türkiye'de yeniden gündeme geldi. Oysa uzun süredir bana tavsiye ediliyordu, okumaya karar vermiştim. Standın başında acaba ikinci elden İngilizcesini mi alsam diye düşündüm bir süre ama en sonunda aldım gitti.
  5. Uyku Evi - Jonathan Coe (e Yayınları): İşte bu kitap hiç alımda yoktu. Birçok şey birleşti; kader ağlarını ördü: Kapağı ilgimi çekti, aldığı ödüller olumlu bir intiba bıraktı,  stanttaki görevli çok ilginç olduğunu söyledi, gerçekten de konusu bir acayip geldi, %50'de indirim vardı. Başka seçeneğim yoktu.
  6. Hoşgör Köftecisi - Orhan Veli (YKY): İşte hiç düşünmezken aldığım bir kitap daha...aslında kitapçık. Bu minik öykü kitabından beklentim fazla. Şiirle aram olmadığı için Orhan Veli'yi böyle okumak benim için büyük zevk olacak.
  7. Agnes Grey - Anne Bronte (Merkez Kitaplar): Bu kitabı ve aşağıdaki kitabın kapağını Penguin'in bu sene çıkardığı klasiklerin kapak dizaynına benzettiğim için elime aldım. Sonra bunların da önemli yazarlara ait olduğunu görünce... derken Brontelerin en ufağının ilk romanını olan bu kitabı da aldım işte, lafı uzatmaya gerek yok.
  8. Effi Briest - Theodor Fontane (Merkez Kitaplar): Yukarıdaki kitabı almak isterken stanttaki görevlinin övgülerine kapılarak bu kitabı da aldım. Sevecekmişim gibi geliyor. Bakalım...
Almak istediğim başka kitaplar da vardı ama İş Kültür Sanat standında Zweig'in Satranç'ının baskısının olmadığını öğrendim. Everest'in cep romanlarından düşündüklerim vardı ama stantta hiç cep kitap bulamadım. Doğan Kitap'ın kitaplarının da D&R'ın sitesinde %25 fuarda %20 indirimle satılmasına anlam veremedim ve "e iyi o zaman ben de internetten alırım" dedim.

Özetle güzel, yorucu ve ilginç bir gün geçirdim. Kitapları okumak için sabırsızlanıyorum. Henüz fuara gitmemiş olan kitap sevenlere "elinizi çabuk tutun", Ankara'da kitap fuarı düzenleyenlere de "bir örnek alın" diyorum.

23 Mart 2012 Cuma

Ankara Kitap Fuarı Notları



Evet, hava pek güzeldi.

Bugün (23 Mart 2012) Ankara 6. Kitap Fuarı başladı. İlk günden gittim tabi. İçten içe hayal kırıklığına uğrayacağımı biliyordum. Korktuklarım da başıma geldi. Yine de kitaplar güzel şeyler, onun içinde olduğu yer kötü olmuyor bunu anladım. İşte bazı gözlemler ve fuarı ziyaret etmek isteyeceklere yararlı bilgiler.

Ø  Fuarda pek ziyaretçi yoktu. Sanıyorum fuar ve stant görevlileri ile ziyaretçi sayısı aynıydı. Fuarın ilk günüydü, mesai saatiydi gibi gerekçeler bulunabilir elbette. Yine de fuarın 3 gün öncesine kadar hiç duyurulmadığı, fuarla ilgili bir internet sitesinin dahi bulunmadığı gerçeğini değiştiremeyiz. Bugün gitmemin bir nedeni de fuar etkinlikleri hakkında bilgi toplamaktı. Hangi çağda yaşıyoruz da fuar programını böyle gidip fuar kapısından alıyoruz? Gizli saklı bir fuar yapmaya kalksalar şu tavırlarından çok değişik bir tutum almalarına gerek yok açıkçası. Tüm bunların ışığında iddia ediyorum ki fuara ilişkin en geniş kapsamlı bilgiyi bu sayfada bulacaksınız! J Buyrun, imza günleri ve söyleşi/konferans programı işte burada!

23 Mart - 30 Mart tarihleri arasındaki imza günleri
Resmin üzerine tıklayıp büyütürseniz, rahatça okuyabilirsiniz.

31 Mart - 1 Nisan tarihleri arasındaki imza günleri ve 
söyleşi/konferans programı

Ø  Fuar yayınevlerinden çok kitap dükkânlarının ve dağıtımcıların katılımıyla gerçekleşiyor. Bunun birçok eksi tarafı var. Birincisi fuara katılanlar yayıncılığı içerik açısından değil de kâr-zarar hesabı penceresinden görenler olunca ticari kitaplardan geçilmez bir hal almış. Son birkaç aydır çok satan ne ise her stantta yığın yığın onlar var: Şah Mat, Küçük Mucizeler Dükkânı, İskender, Hürrem Sultan, Od, şu vampirli seri ve diğerleri. Tabi bunlar da olacak ama her stantta, çoğunlukla bunların olması saçma değil mi? Fuara gelenler belli ki kitap meraklıları. Yani bu kitapları zaten biliyorlar; ya okudular ya da okumak istemediklerine karar verdiler. İçlerinden hiçbirinin “Ah ben de bu kitabı arıyordum ama bulamıyordum”, “Almak istiyordum ama zaman bulamamıştım” ya da “Aa böyle bir kitap mı varmış ne güzel!?” demeyeceğine eminim. Bu kitapların satılacağını biliyorum ama stant sahiplerinin sandığı kadar satılmayacağını da biliyorum.

Ø  Satışlar beklenenin altında kalırsa bunun bir nedeni de fiyat politikası olacak. İndirim oranı yaklaşık  %20. Fena bir oran sayılmaz ama benim gibi internetten alışveriş yapanlar veya Zafer Kitapçılar Çarşısı’na gidenler için bu indirimin fazla bir cazibesi yok. İnsan az bulunan bir kitabı etiket fiyatından fazlasına bile satın alır ama stantların harcıâlem kitaplarla dolu olduğu düşünülürse (bu kitapları indirimli bulmak da kolay olduğundan) % 20 az. Misâl, Şah Mat'ı %20 indirimle satmanın bir anlamı yok çünkü oturduğum caddenin başındaki markette bu kitap 9,90 tl. Pazarlıkta pek iyi değilimdir. Bu açığımı fuarın son günlerinde elindeki malı satıp kurtulmak isteyen esnafın sabırsızlığıyla örtmeyi düşünüyorum. O yüzden birkaç kitap ve stant belirledim ama bir şey satın almadım. Bir hafta sonra şansımı deneyeceğim.

Ø  Yayıncıların doğrudan fuara katılmamasının bundan daha olumsuz bir tarafı daha var. Eğer yukarıdaki imza günleri programına baktıysanız anlamışsınızdır. İmza günlerinin kadrosu çok zayıf. En flaş isimler Savaş Vural, Fisun Önal, Yakup Kepenek ve Cezmi Ersöz. Fena bir okuyucu sayılmam aslında ama belki ben cahilimdir de diğer 100 ismi tanımıyorumdur, olabilir. Yalnız imza günlerinin hep aynı 4-5 yayınevi tarafından düzenlendiğine dikkat edince pek cahilliğime de sığınamıyorum. TÜYAP fuarlarında Nazlı Eray’ı görüp ah buraya da gelse keşke demiştim. Sanıyorum Doğan Kitap fuara katılmadığı için Eray da Ankaralı olmasına rağmen fuarda imza günü düzenlememiş. Görseydim mutlu olacağım başka bir Ankaralı isim de Barış Bıçakçı’ydı. Neyse bu fuarda da hiç imza gününe gitmemek varmış.

Ø  Ankara’nın yeni bir fuar alanına ihtiyacı var. Ben o basık ve koridorlara ayrılmış binanın fuar için ne uygun ne de estetik bir yer olduğunu düşünüyorum. Tamam belki istenen ve gereken modernizasyon hiç yapılmayacak ama kimse binanın bahçesindeki merdivenlerin çatlak ve kırık olduğunu da mı görmüyor? Ya o metro ile bina arasındaki toprak yola ne demeli? En azından bunlara bir el atılabilir.

Ø  Çeşitlilik bahsettiğim gibi “çok satan”ların gölgesinde kalmış biraz ama yine de küçük stantlarda farklı tarzlar (dini, milliyetçi, çocuk, sol, fantezi…) var. Birkaç stantta puzzle ve ufak oyuncaklar da gördüm. ÖSYM sınavları kategorisinden Karacan, Murat ve İhtiyaç’ı bulmak mümkün.

Ø  Bütün bunları okuyunca "Ne yani bu kadar mı kötü, oldu alacak biz hiç gitmeyelim" diyebilirsiniz. Siz yine de gidin. Birkaç güzel stant var mesela: Siyasal Kitabevi, Tan Kitabevi, Phoenix (buralarda farklı, enteresan kitaplar var) ,Can Yayınları (e Can işte), Uykusuz (imza günü 31 Mart'ta diye bir dedikodu var), NTV Yayınları (az öz), Ekinoks (diğer dağıtımcılara göre düzenli ve geniş yelpazeli)

NTV Yayınları'ndan Can Yayınları'na doğru, 23 Mart, Ankara

Alacaklarım:
Venüs’ün Son Gecesi – Nazlı Eray (buldum)
Bizim Büyük Çaresizliğimiz – Barış Bıçakçı (buldum)
100 Soruda Ekonomi El Kitabı - Sadun Aren (bulabilirsem)

İlginç Bulduklarım:
Türlerin Kökeni/Manga-Charles Darwin (Tan Kitabevi standı)
Burası Ankara (Phoenix standı)
Feminizm (Phoenix - bunu alabilirim aslında)
Dinazorlar Atlası (Çocuk kitabıydı ama hangi stantta gördüm unuttum.)

Fuar 1 Nisan'a kadar Atatürk Kültür Merkezi'nde devam edecek. 10.00-20.00 arasında ziyarete açık. Kitap güzel şey, o kadar çok kitabın olduğu bir yer de asla kötü olamıyor. İmkânınız varsa gidin, zevkinize göre bol bol alın. İyi okumalar!


Not: Birkaç 5-B öğrencisi sınıfça çıkardıkları şiir kitabını tanıtmak ve satmak için sırayla herkesi dolaşıyordu. Çok bilmişlerdi ve sesleri çok yüksekti. Bir süre aynı güzergahta dolaşmak zorunda kaldık. Eminim gelişimleri için bu yaptıkları faydalı bir şeydir ama benim çocuklarla aram pek iyi değil. İtici geldiler bana. Benle zaten konuşmuştunuz dedim, hemen inanıp gittiler. 




31 Mart Fuar Ziyareti Notu


Venüs'ün Son Gecesi - Nazlı Eray
Bizim Büyük Çaresizliğimiz - Barış Bıçakçı
Kadın Öykülerinde Ankara - Hazırlayan: Efnan Dervişoğlu
Feminizm - Gisela Notz
Burası Ankara - Kurthan Fişek

Ø  Fuar bugün çok kalabalıktı. Phoenix Yayınları'ndan bir editör, arkadaşımın arkadaşı çıktı. Onunla sohbetimizden geçen seneki fuara göre ilginin fazla olduğunu, geçen sene hiç böyle bir gün yaşanmadığını öğrendim. Yalnız hafta içi bu seneki fuarda da durum bu kadar parlak değilmiş. 

Ø  Her köşede bir yazar vardı. Uykusuz'un imza günü söylentileri doğru çıktı. Üstelik stant bir hayli kalabalıktı. 

Ø  Fuarın sondan önceki günüydü bugün ama indirimlerde pek artış yoktu. Birkaç stantta paradan daha kıymetli olan zamanınıza yazık edebilecek "ucuz" romanlar vardı. 

Ø  Yukarıda *Sel standından nasıl bahsetmemişim bilmiyorum. Takdir edilecek şekilde %30 indirim yapıyorlardı. Oradan "Kadın Öykülerinde Ankara" adlı öykü derlemesini aldım. Ünlü kadın ve Ankaralı yazarların Ankara öyküleri var. Bu kitabın İstanbul, İzmir, Karadeniz, Avrupa ve Doğu versiyonları da bulunuyor. Bu kitabı tespit ederek almamı sağlayan 'panpa'ma teşekkürü borç bilirim :) (Sabitfikir de hediye geldi.)

Ø  Ekinoks standından iki roman aldım: Nazlı Eray'ın son romanı "Venüs'ün Son Gecesi" (Merilyn'in sır dolu ölümüne ilişkin Ankara'dan Los Angeles'e uzanan esrarlı bir arayış...) ve Barış Bıçakçı'nın filme de uyarlanan "Bizim Büyük Çaresizliğimiz" adlı romanı (orta yaşlı iki dostun ve hayatlarına aniden giren genç kızın öyküsü). İki roman da Ankara'da geçiyor.

Ø  Ankara serim burada son bulmadı. Kurthan Fişek'in Hürriyet-Ankara'da çıkan köşe yazılarının bir derlemesi olan "Burası Ankara"yı da aldım. Bir yazısını yolda okudum bile ve çok eğlendim.

Ø  Aldığım son kitap Gisela Notz - "Feminizm" idi. Düşünce akımları serisinin ilk kitabıymış, kapitalizm, faşizm, sosyalizm gibi diğer -izm'ler yayına hazırlanıyormuş. Bir de neoliberalizm patlatmalarını dilerim. Şöyle David Harvey'nin "A Brief History of Neoliberalism" kitabı ayarında. İstiyorum çünkü neoliberalizmden bahseden çok, böyle tarih veya politika kitapları da var ama "Peki neoliberalizm nedir?" sorusuna verilen doyurucu bir cevap yok. Neyse bu konuyu çok uzattım, belki bir yazı da bunun hakkında yazarım.

Ø  Yordam Yayınları'ndan çıkan ve daha önce Tan standında tespit ettiğim "Türlerin Kökeni" mangası bitmişti. Üzülsem mi sevinsem mi bilemedim.  

Ø  Kısacası Ankara Kitap Fuarı'ndan Ankaralı kitaplar aldım ve günün hasılasından çok memnunum. Elimdeki kitaplar bitse de bir an önce bunlara başlasam...




19 Ocak 2012 Perşembe

Kendime Not: 2012 Kitap Fuarları


Bursa 10. Kitap Fuarı      10-18 Mart 2012
TÜYAP Fuar Kongre Merkezi
Detaylı bilgi için>>


Ankara 6. Kitap Fuarı     23-31 Mart 2012      
Atatürk Kültür Merkezi
Detaylı bilgi için >>


İzmir 17. Kitap Fuarı       14-22 Nisan 2012     
İzmir Fuar Alanı
Detaylı bilgi için >>


Kocaeli 4. Kityap Fuarı      12-20 Mayıs 2012
Uluslararası Fuar Merkezi
Detaylı bilgi için>>


İstanbul 31. Kitap Fuarı   17-25 Kasım 2012    
TÜYAP Fuar Kongre Merkezi



Not: Nedense bu tarihleri derli toplu bir yerde bulmak çok zor.
Not 2: Bursa ve Kocaeli istek üzerine eklendi.