8 Mayıs 2012 Salı

The Plaza Hotel - Beyrut





Beyrut'da ikinci kalacağımız otel Hamra Caddesinde bulunan Plaza Hotel'di. Rezervasyonumuzu diğer otelimizde olduğu gibi booking.com dan yapmıştık. Plaza otel biraz bakımsız olsa da temiz ve şehir merkezine yakın olması sayesinde benden artı puan aldı. Olumsuz yanları ise barlardan gelen müzik ve insan sesinin odalardan çok fazla duyulması ve yetersiz kahvaltıydı. Gerçi sese birkaç gece sonra alıştık, kahvaltıyı da 2. günden sonra başka yerlerde yaptık ve bu sorunlar da çözülmüş oldu. 
Bu arada otelde kahvaltı kişi başı 7 dolar, gecelik oda fiyatı ise 90 dolar.
http://www.booking.com/hotel/lb/plaza.en.html

7 Mayıs 2012 Pazartesi

Blogun Kitabını Yazmışlar

Her şey hakkında kitap var da bloglar hakkında olmaz mı? Hele de blogların kitapları çıkarken... Ben de oturdum okudum haliyle. Buyrun...

Blogging for Dummies - Susannah Gardner & Shane Birley


"Dangalaklar için Bloglamak" meâlli bu kitap meşhur Dummies (dangalaklar) serisinin blog konulu olanı. Bu serinin yöneticilik, menapoz, fotoğrafçılık, seks, gitar gibi diğer konulardaki rehberlerinin Türkçesi mevcut ama bu kitap çevrilmemiş. 

Dönelim kitaba... Kitapta Web 2.0 hadisesine ilişkin  teknik bilgiler de, genel olarak içeriğe ve okuyuculara dair sosyal konular da var. Kitaptan alacağınız verim hali hazırdaki bilginize göre değişir.

Örneğin ben teknik bilgileri görece faydalı buldum. Biraz HTML biliyorum, kitaptaki bu bölümlere şöyle bir göz attım sadece ama del.icio.us.com veya digg.com'un ne işe yaradığını bu kitapla öğrendim. Birçok ayarın veya işlemin nasıl yapılacağının adım adım gösterilmesini takdir ettim. Ben sadece şöyle bir göz attım (şimdilik Blogspot'tan memnunum) ama ilgilenenler için web hosting konularında da giriş seviyesinde bilgiler var.

İletişime yönelik; nasıl ilgi çeken yazılar yazılır, yorumlar nasıl değerlendirilir, üslup nasıl olmalıdır gibi bölümler ise göz gezdirmeye değer fakat blog bloglarında okuyabileceklerinizden tek farkı daha düzgün şekilde anlatılmış olması.

Bazı örnek bloglar ve faydalı siteler verilmiş fakat bunlar Türkiye'de pek kullanılmadığı için Türkçe yazanlara faydası sınırlı. Kitabın 6. bölümü onar maddelik listelerle sunulmuş ipuçlarından oluşuyor. Bu bölüm kitabın özeti gibi; bu kısmı beğendim. 

Sonuç olarak kitap bir mucize değil ama esin kaynağı olabilecek, temel konuları derli toplu sunan bir kaynak. 


Problogger: Secrets for Blogging Your Way to Six Figure Income - Daren Rowse & Chris Garrett

Bu kitap problogger.net adresli blog blogunun kitabı. Bu blog yukarıda bahsettiğim Blogging for Dummies kitabında incelenmesi ve faydalanılması önerilen 10 blogtan biri. Kitabın alt başlığı da "Altı Haneli Bir Gelir için Bloglama Sırları". Sanırım yeterince açıklayıcı :) 

Bu kitapta yukarıdakine göre daha az teknik bilgi var. Yine faydalı widgetlar tanıtılmış, temel kodlar hakkında bilgi verilmiş fakat web hosting gibi başlıklar yok. Benim sosyal diye tarif ettiğim türde içerikse daha fazla. İzleyici profilinin analizinden geri dönüş alabilecek yazı türlerine, blog dünyasının teamüllerden reklama, yazı yazma sıklığından sosyal medya kullanımına pek çok konuya değinilmiş. 

Bu kitapta da verilen örnek siteler Türkiye'de pek bilinenlerden değil. Kitapta birçok önerme olmasına rağmen çok az kanıt olması beni biraz hayal kırıklığına uğrattı. İstatistik ve psikoloji disiplinlerinden faydalanılmasını tercih ederdim ama sanırım blog yazarları için bu biraz fazla akademik bir istek. Yine de bu kitabı ilkine göre daha çok beğendim (teknik konular hariç).


İki kitabın da yazarları pazarlama eğitimi almış, kişisel veya kurumsal bloglarda başarılı olmuş (para kazanmış) kişiler. Bu pazarlama altyapısı iki kitapta da "blogtan para kazanma" ve "blogu en çok okuyucuya ulaştırma" mevzularına yoğun kafa yorulmasına neden olmuş. "Samimi bir dil kullanın" tavsiyelerini kendileri de tutmuşlar ve kitaplarında esprili bir dil kullanmışlar. Özetle, daha önce hiç duymadığınız başarı sırları görmeyeceksiniz ama düşüncelerinize bir düzen vererek ve yeni fikirlere esin kanyağı olarak işinize yarayabilecek kitaplar. Blog işini sevenler göz atmamazlık etmesinler.

4 Mayıs 2012 Cuma

Orman ve Su İşleri Uzman Yardımcılığı Sınav İlanı

ORMAN VE SU İŞLERİ UZMAN YARDIMCILIĞI YARIŞMA SINAV DUYURUSU

Orman ve Su İşleri Bakanlığınca, Genel İdare Hizmetleri Sınıfında boş bulunan 70 adet 8 inci dereceden Orman ve Su İşleri Uzman Yardımcısı kadrosuna, atama yapılmak üzere Yarışma Sınavı yapılacaktır. Öğrenim dalları itibariyle alınacak Orman ve Su İşleri Uzman Yardımcısı sayıları aşağıda belirtilmiştir.

Öğretmenler sevinecek mi? Üzülecek mi?

Bakanlık, yeni sistemle birlikte doğabilecek sıkıntıları, öğretmenlere hizmet içi eğitim vererek giderecek.

2 Mayıs 2012 Çarşamba

Stephen King'in İlk 10'u

Kaynak: stephenking.com
Stephen King bir marka. On yıllardır dünyanın en çok satan ve sevilen yazarının başında gelmekle kalmayan, korku-gerilim türünü temsil edecek kadar çok ve nitelikli eserler vermiş bir yazar. Bu türü sevmeyenlerin (mesela ben) bile çoğu en az bir King romanı okumuştur. Korkuyu sevenlerin çoğu ise King kitaplarının tümünü! İlgi bu denli büyük, yazarın kitapları sayıca bu kadar çok olunca yapılan "en iyi King romanları" listelerinin haddi hesabı yok. Hatta King'in en sevdiği King kitabı hakkında bile bilgi bulmak mümkün. 

Hal buyken King'in en sevdiği kitaplar da merak konusu. Sizce King neler okuyup neleri beğenmiştir? Korku ve gerilim dolu kitapları mı? Eğer böyle düşünüyorsanız aşağıda yazarın açıklamalı listesini görünce şaşıracaksınız. Belki de hep dram türünde duygusal kitaplar yazmak istemiş ancak yeteneğinin rehberliğinde ve biraz da yayıncıların beklentileriyle hep korku-gerilim türünde ürün vermiş* bir yazar için liste hiç de şaşırtıcı değil. 

"1. The Golden Argosy - Van H. Cartmell & Charles Grayson (editörler)
The Golden Argosy'yi** ilk olarak Maine'ın Lizbon Şelaleleri'ndeki*** The Jolly White Elephant (Neşeli Beyaz Fil) adlı bir ucuzlukçuda, indirimde 2,25 dolara buldum. O an sadece dört dolarım vardı ve yarısından fazlasını ciltli bile olsa tek bir kitaba harcamak zor bir karardı. Hiç pişman olmadım.

Aslında 1947'de basılmış ve 1955 yılında yeniden yayımlanmış - ama o tarihten beri bir daha güncellenmemiş veya yeniden basılmamış - olan The Golden Argosy kabaca elli beş hikâyelik bir antoloji. Editörlerin "kaliteli kurgu" gibi bir zanları yok, sadece 19. yüzyıl ve II. Dünya Savaşı'na kadarki dönemde 20. yüzyılda yayımlanan en sevilmiş öyküleri yayımlamaya çalışmışlar.

Korkunç derecedeki güncelleme ihtiyacına rağmen, (mesela Raymond Carver, Joyce Carol Oates yok çünkü böyle yazarlar çok daha sonra ortaya çıktılar) okuyucular ve yazarlar için müthiş bir kaynak olmayı sürdürüyor, kelime anlamıyla bir hazine, Bret Harte'nin "Outercasts of Poker Flat"i gibi duygusal bir şaheserden Willa Cather'in "Paul's Case"i gibi gerçekçi karakter incelemesine kadar her şeyi kapsıyor.

Her okuyucu aşikâr eksiklikler bulacaktır (örneğin Dorothy Parker'ın "Big Blond"u); fakat Faulkner klasiğiniz (A Rose for Emily), Hemingway'iniz (The Killers), Poe'nuz (The Gold-Bug) var. F. Scott Fitzgerald'ın meşhur "zenginler senden benden farklıdır" gözlemini yaptığı "The Rich Boy" ve Sherwood Anderseon (I'm a Fool) ve John Collier'in (Back for Christmas) göz ardı edilmiş mücevherlerini de içeriyor.

The Golden Argosy bana iyi yazma konusunda aldığım tüm derslerden daha çok şey öğretti. Harcadığım en iyi 2,25 dolardı.

2. Adventures of Huckleberry Finn (Huckleberry Finn'in Maceraları) - Mark Twain (1884)
Hemingway "Bütün modern Amerikan edebiyatı ... Huckleberry Finn'den gelir" diye buyurmuştur. Bir kişi  doğrudan iki kader arkadaşının; ebeveynlerince istismar edilmiş Huck ile kaçak köle Jim'in, salla Mississippi'den aşağı kanundan ve toplum teamüllerinden  kaçışının serüveni olarak okuyabilir. Veya kitap, Twain'in, sadece görünüşte naif olan Huck'ı, genelde antipatik  karakterlerin ev sahipliğinde gördüğü ırk bağnazlığının kötülükleri, dini ikiyüzlülük ve kapitalist hırs hakkında iğneleyici yorumlarda bulunmak için kullandığı yıkıcı bir hicivdir. Huck'ın "medeniyet"in defolu standartlarına uymaktansa "diğerlerinin önündeki topraklara doğru sıvışma"**** kararını alması özgün Amerikan bireysellik çabasını ve Daniel Boone'dan Easy Rider'a uzanan  uyum göstermeyi reddetmeyi yansıtır.

3. The Satanic Verses (Şeytan Ayetleri) - Salman Rüşdi (1988)
Teröristler uçaklarını havaya uçurduktan sonra iki Hint aktör gökyüzünden düşer. Yere indiklerinde birinin haresi diğerinin boynuzları vardır. Bu dolgun, lirik, etkileyici ve gerçek üstü roman iyi ve kötü, sevgi ve ihanet,  bilgi ve cehalet arasındaki bulanık çizgi boyunca kayan birbiriyle bağlantılı iki ana olay örgüsünü takip eder. İlk olay örgüsü bu adamların karışık hayatlarını ve Londra ile Bombay'daki garip dönüşümleri detaylandırırken, ikinci olay örgüsü Muhammed'in hayatını yeniden kurguluyor, bu öylesine kritik ki İran'dan Ayetullah Humeyni, Rüşdi'yi idam cezasına çarptırdı.

4. McTeague - Frank Norris (1899)
Cesur gerçekçilik, sosyal vicdan ve Amerikan rüyası, San Francisco'da diplomasız dişçi olan beceriksiz maden işçisinin bu öyküsüne güç veriyor. Genç bir kadınla evleniyor ve kadın piyangodan ufak bir servet kazanıncaya kadar mutlu bir hayatı paylaşıyorlar. Bu talih, çiftin hırsını ve arkadaşlarının hasetini ateşliyor. Herkes için felakete ve en akılda kalıcı edebi finallerden birine yol açıyor: Death (Ölüm) Vadisi'nde birbirlerine kelepçeli biri sağ, biri ölü iki adam.

5. Lord of Flies (Sineklerin Tanrısı) - William Golding (1955)
Genelde dokuzuncu sınıf okuma listesinin en sarsıcı - kim domuzun kafasını unutabilir ki? - kitabı, Nobel Ödüllü yazarın en ünlü romanı bir uçak kazasından sonra bir adaya çıkan bir grup genci anlatır. Bazıları, entelektüel Piggy gibi, kurallar ve toplum geliştirmeye çalışır fakat vahşet üstün gelir ve gençler şiddet, kabilecilik ve uğursuz törenlere dayalı bir düzene dönerler.

Dickens en çok Viktoryen toplumun her köşesinin izini süren muazzam olay örgüleriyle bilinir ve Kasvetli Ev de bu mükemmeliyet beklentilerini karşılar.  Kurgu, utanılacak ebeveynlik bağlarından habersiz bir öksüzün dokunaklı hikâyesi ile görünüşe göre tüm Londra'yı ilgilendiren ironik ve trajikomik bir davayı birbiriyle örer. Bunu yaparken roman, diğer Dickens romanlarının hepsinden çok yazarın olgun yeteneklerini barındırır ve insanın içten içe yanması vakasını içeren tek Viktoryen romandır.

7. 1984 - George Orwell (1948)
Orwell'ın antiotoriter ünü büyük oranda vatandaşların Düşünce Polisi ve birbirleri tarafından gözetlenirken kendilerine sürekli "Büyük Birader sizi izliyor" diye hatırlatılan otoriter bir gelecekte kurulu bu romanından kaynaklanır. Bu ortamda Winston Smith sırf hafızası işliyor diye tehlikede olan bir adamdır. Parti'nin vatandaşlar üzerindeki tüm denetiminin mesajlarını ve vatandaşların hafızalarını kontrol etme gücüne bağlı olduğunu anlar ve yavaşça önce tehlikeli bir gönül macerasına sonra Kardeşlik denen Büyük Birader ile mücadele etmek için birleşmiş kadın ve erkeklerden oluşan bir ittifakın içine çekilir. Orwell'ın 1984 için yarattığı kelimeler (çiftdüşün, Büyük Birader, yenisöylem) ise bugünün kelime dağarcığının bir parçası haline gelmiştir.

8. The Raj Quartet - Paul Scott (1966-1975)
Popüler televizyon dizisinin ün kazandırdığı bu zengin roman dörtlemesi birkaç ilginç yaşamın incelenmesi vasıtasıyla Hindistan'daki İngiliz hâkimiyetinin (the Raj) son yıllarına hayat veriyor. Hintli Hari Kumar'ın  İngiliz kadın Daphne Manners ile ırklar arası ilişkisi, polis müfettişi Ronald Merrick'in kariyer ve seks fırsatçılığı, idealist misyoner Barbie Barchelor'un gizlice yayılan deliliği ve çaresizliği, Hindistan bilmecesinin çözmeye çalışan iyi niyetli diplomat Guy Perron'un başarısızlığı; devasa, unutulmaz ve kapsamlı bir  anlatımın içinde titizlikle işleniyor.

9. Light in August (Ağustos Işığı) - William Faulkner (1932)
Bu roman Faulkner'ın en anlamlı karakterlerini; doğmamış çocuğunun babasını arayan azimli iyimser Lena Grove ve bilinmez bir ırktan ve güçlü bir öfkeden gelen kaderine terk edilmiş yetim Joe Christmas'ı içerir. Faulkner'ın klasik ilgileri olan doğum ve kalıtım, ırk, din, geçmişin kaçınılmaz yükleri bu ateşli, gözü kara ama umutlu romana güç verir.

10. Blood Meridian: Or the Everything in the West - Cormac McCarthy (1985)
D.H. Lawrence tipik Amerikan kahramanının acıya dayanıklı, yalnız ve katil olduğuna dikkat çekmiştir. Cormac McCarthy'nin 1840'ların sonunda Meksika'nın kuzeyinde bir kafatası avcısı grubunun oluşumunu ve dağılışını anlatan hikâyesi bu dehşetli vecizenin vücuda gelişidir. Glanton isimli bir askerin ve "Yargıç" denen gizemli, saçsız bir ahlak ucubesinin liderliğinde, çapulcular Kızılderilileri ve Meksikalıları temizler ve her biri kendi arasında heybetli kederin ruhlarına kene gibi yapıştığını hisseder."



Sunum& Çeviri: BA                      Kaynak: J. Peder Zane, toptenbooks.net




Not: Türkçe çevirisi bulunan kitapların adını parantez içinde Türkçe karşılığı ile veriyorum.


*Yeşil Yol, yazarın bu döngüyü kırma çabasının sonucu ilk "duygusal" romanıdır. Benim de okuduğum ilk ve tek King romanı. Roman gerilim ve kurgu unsurlarıyla dolu ama anlaşılan yine de King çizgisinin olabildiğince dışında. 
** "Altın Ticaret Gemisi" olarak çevrilebilir.
*** Maine, Lizbon Şelaleleri, King'in doğup büyüdüğü ve hatta üniversite eğitimini aldığı yerdir.
**** Orjinal deyiş "light out for the territory ahead of the rest".

25 Nisan 2012 Çarşamba

Akıntürk'le Hukuk Çok Kolay

Kim hukuk sever? Kim şöyle güzel bir hukuk makalesi olsa da okusam der? Sanırım hukuk fakültesi mezunu değilsek hemen hemen hiçbirimiz. İktisat gibi hukuk da ağır mevzu. Son dönemde şike davası Türk erkeklerine "cezanın kanuniliği", "hakkaniyet", "suça iştirak ve teşebbüs" gibi bazı temel kavramlar konusunda ışık tutsa da hukukun dehlizleri çoğumuz için karanlık. 

Benim gibi mecburiyetten, en azından ana hatlarıyla ve mantığını kavrayarak medeni hukuka giriş yapmak isteyenler için çıkış yolunu açıklıyorum: Prof. Dr. Turgut Akıntürk ve kitapları!


Akıntürk, medeni hukuk (medeni hukuk + borçlar hukuku) konusunda bir otorite. (Huzur içinde yatsın, 2009 yılında hayata veda etmiş ama kitapları hala baskıda olduğuna göre hala otorite sayılabilir bence.) 2003 yılında yürürlüğe giren 4721 sayılı Medeni Kanun ve bu yıl Temmuz ayında yürürlüğe girecek olan 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nu hazırlayan komisyonların başkanlığını yapmış, saygın bir hukukçu. 

Burada bahsedeceğim Borçlar Hukuku ve Medeni Hukuk kitapları bir konuya tamamıyla hakim olan kişi onu en basit anlatandır tezimi doğrular gibi. Müfredatı takip ederek kitaplar hakkında atıp tutmaya Medeni Hukuk kitabından başlıyorum.

Medeni Hukuk kitabının resimde gördüğünüz baskısını değil ama 2003 baskısını okudum. Kitap Giriş, Kişiler Hukuku, Aile Hukuku, Miras Hukuku ve Eşya Hukuku bölümlerinden oluşuyor. Giriş kısmı temel kavramların öğrenilmesinde çok etkili. Hem yeterince açıklayıcı hem de genel çerçeveyi kaybettirmeyecek kadar öz. Kişiler hukuku, hukukun kamusu olsun, özeli olsun her alanında çok mühim. Basit gibi görünmesine rağmen incelikleri ve önemiyle hata kaldırmayan bu kısmın Akıntürk'ün kitabındaki halini çok beğendim. Aile ve miras hukuku, zaten hocanın bu konuda ayrıca referans kitaplar yazdığı konular. Eşya hukuku benim özellikle korktuğum bir konuydu. Çünkü en özet kitaplarda bile bu kısım kitabın yarısından fazlasını tutuyor ve zilyetlik, hükmen teslim, tescil derken başka bölümlerde görmeyeceğiniz kavramlarla kafanız bir güzel karışıyor. Akıntürk'ün kitabı temel kavramları ve eşya hukukunun sistemini kavramanız için bire bir.  Her sorunuza cevap bulabileceğiniz, detaylı sınavlara hazırlanırken kullanabileceğiniz bir kaynak değil ama sağlam bir altyapı ve güzel bir başlangıç. Eşya hukuku dışındaysa diğer bölümlerin yeterli olduğunu düşünüyorum.

Borçlar Hukuku da korkulan bir alan. Ezber çok denir. Ben hiç böyle bir önyargıya sahip değildim, bu kitaptan sonra da neden korkulduğunu anlamamak konusunda ısrarım arttı. Hem yürürlüğe bu yıl girecek olan kanunlara göre güncellenmiş az sayıdaki kitaptan biri olması hem de kitabın yapısını beğendiğim için aldım. Kitap, iki genel bölümden oluşuyor: Genel Hükümler ve Özel Borç İlişkileri. Ben bunlardan kitabın da yarısından fazlasını teşkil eden Genel Hükümler kısmını çalıştım, Özel Borç İlişkileri'ni ise parça parça okudum. Kitabın en önemli özelliği yeni Borçlar Kanunu'nu ile yürürlükten kalkmasına az zaman kalmış olan eskisini karşılaştırarak anlatması, üstelik bunu da kitabı boğucu ve upuzuuun yapmadan başarması. Yine borçlar hukukunun edim, müteselsil borçluluk, şahsi sorumluluk, alacağım temliki gibi temel kavramlarını sağlam şekilde öğretiyor, Medeni Hukuk kitabındaki kadar olmasa da örneklerle şekillendiriyor. Farklı bölümler arasında öyle güzel bağlantılar kurulmuş ki aslında ezber değil biraz dikkat gerektiğini anlıyorsunuz.

İki kitapta da karşılaştığım ortak bazı harika özellikler var. Bunlardan ilki kitabın ana bölümlerinin ayrımlara, onların da 6-7 sayfalık ünitelere, gerekirse ünitelerinde birer sayfalık alt başlıklara ayrılması. Kitapların "İçindekiler" sayfası bile kafanızda bir şeylerin şekillenmesine yardımcı oluyor. Kitabı takip etmek çok kolaylaşıyor.

Kitabın takibini kolaylaştıran ve belki de en sevdiğim özellik Akıntürk'ün anlatımı. Kitapları alıp roman okur gibi okuyabilirsiniz. Öyle sade, öyle akıcı. Hatta "ayırt etme gücü" kavramını anlatırken, akla uygun davranmadan bahseden hocanın, derste uyuyan, konuşan, dersi dinlemeyen ve hatta derse gelmeyen öğrencinin akla uygun iş yapmadığını ama yine de ayırt etme gücünün bulunduğunu çünkü bu hareketinin sonuçlarını (!?) öngörebildiği örneğini vermesi ve bir nevi öğrencilerine mesaj göndermesi benim gibi sizi de gülümsetebilir. (ve böyle konunun satır satır aklınızda kalmasını sağlar:))

Kitaplarda beğendiğim son özellik baskısı ve fiyatı. Alkışlar Beta'ya. Kitapların eli yüzü düzgün, sayfaları aydınlık, imlâsı özenli. Ders kitapları genelde büyük boy olur. Bu kitaplarsa yaklaşık 19cm x 14cm ebadında. Hem insanın gözü korkmuyor, hem taşımak çok kolay. Son olarak da fiyatlar çok uygun. Şöyle izah edeyim, aynı sayfa sayısındaki ve kalitedeki bir romanı bu fiyatlara bulmanız imkânsız.

Sonuç olarak hukuk bölüm birinci sınıf öğrencilerine, işi gereği medeni hukuk kavramlarını öğrenmesi gerekenlere, iktisadi idari bilimler fakültelerinde bu dersleri alanlara, iş sınavlarına çalışanlara, başka bir alanda araştırma yapmasına rağmen kanunların ilgili kısımlarına ihtiyaç duyanlara ve her meraklıya şiddetle öneriyorum.

Prof. Dr. Turgut Akıntürk'ün 
fakülteden ayrılmadan önce yaptığı 
son konuşma, bir anlamda son dersi (2006)




Not: Bu özelliklere sahip, yani kolay okunan işin özüne yönelik ve güvenilir, bir Ticaret Hukuku (Ticari İşletme Hukuku + Ortaklıklar Hukuku) kitabı önerebilecek varsa tavsiyelere açığım. (Tabi, yeni 6012 sayılı Ticaret Kanunu'na göre hazırlanmışlar tercihim:))

20 Nisan 2012 Cuma

Hiç "Evrim"li Roman Olur mu?!

Bu ay kısmetimiz evrimden açıldı. Evrim kitaplarıyla ilgili yazının -itiraf ediyorum- beklediğimden fazla ilgi görmesi aslında hep yazmayı düşündüğüm bu kitap konusunda beni cesaretlendirdi. Bu ay evrim ayı olsun dedim.

Size olur mu bilmem, insan bazen okuduğu bir kitabı herkese anlatmak ister. "Arkadaşım, blog yazıyorsun zaten, artık bunun istemesi mi kalmış?!" demeyin. Yani böyle her ortamda, konu kıyısından köşesinden oraya yaklaşınca, hemen nezaket kurallarını, düşünceliliği, ölçüyü filan bir kenara bırakıp insanlar ister dinlesin ister dinlemesin bütün hikayeyi ballandırarak anlatmak isteğinden bahsediyorum. Bu bana çok az olur. Şimdiye kadar iki buçuk kitap bana bu etkiyi yaptı: Boleyn Kızı (buçuk), Genesis (tam), bir de Liz Jensen'in Tufandan Sonra'sı (tastamam).

Bu etkisinin nedenini düşündüm ve şu sonuca vardım, birçok koldan birden ilerleyen kurgu öyle çok unsurun etkileşimiyle bir noktaya varıyor ki, o roman bir başyapıt olmasa da beyninizin kıvrımlarına işliyor. O hikayeyi okumak, izleri takip edip uzun yollardan sonra finale varınca gururla karışık bir mutluluk hissi veriyor.

Tufandan Sonra'da bir değil, iki değil, üç koldan hikaye gelişmeye başlıyor. İlk iki kol Viktorya dönemi İngiltere'sinde, birinde kraliyet biyologu ve ailesi var, diğerinde bir sahil kasabasının kendi halindeki papazı ve onun ailesi. Üçüncü koldan da 90'ların İngilteresinden sıradan bir orta sınıf ailesi ile evin çirkin ikizleri ve bir müşterisinden kaçarak onların yaşadığı yere sığınan genç bir veteriner.

Şimdi bunların hepsi nasıl birbiriyle buluştu ve tüm bunların evrimle ne ilgisi var? Ayrıca tufan nereden çıktı?

Tufan nereden çıktı bilinmez ama bir tufan başlıyor ve bittiğinde Adadaki tüm kadınların kısırlaştığı anlaşılıyor. Yıllar geçse de durum değişmeyince hükumet ilk doğuracak kadına yüklü bir para ödülü vaat ediyor, kadınlar çocuk özlemlerini şempanzelere bebek elbisesi giydirerek gidermeye başlıyor.

Liz Jensen
Evrimin canlıların soyunu devam ettirme güdüsü çılgın İngilizleri ne noktaya getirecek? Genç veteriner kaçıp sığındığı yerde neye çatacak? Çirkin ikizler nelere kadir? Kraliçe Viktorya'nın biyologu neler keşfedecek? Papazın bulup evlat edindiği bebeğin belindeki yara da ne? Evrim 100'lerce yıllık bir şaka mı yapıyor?

Tüm bunların cevabı kitapta!

Sorular cevaplanırken Darwin'in, kendi filminde birkaç saniye görünen yönetmen gibi, kitabın sonlarına doğru görünüp hatta birkaç cümle konuşması, biyologun evinin adetlerinin Darwin'in gemisi HMS Beagle'a benzemesi, centilmen maymun, Mendel'in fasülyeleri,  Jensen'in sosyal hicvi hikayenin kreması oluyor.

Orange Prize'ın kurgu dalında uzun listesine giren ve Guardian Kurgu Ödülü kısa listesine alınan bu kitabı okuyunuz. Biraz kendinizi rahat bırakır ve akışına kaptırırsanız, çok eğleneceğinize ve sizin de bu hikayeyi herkese anlatmak isteyeceğinize eminim.