12 Kasım 2013 Salı

Güle Güle SONBAHAR


Geçmiş blog yazılarına şöyle bir göz attım da, elim kaleme son olarak ilkbahar için değmiş. Bu esnada ilkbahar bitti, yaz geldi ve dolu dolu tükettik yazı da. Ardından sonbahar gösterdi yüzünü, şimdi o da geçip gidiyor bile. Zaman ne kadar da hızlı akıyor geyiği yapmayacağım:), en azından bu yazıda, yoksa 30‘undan sonra zaman cidden çok hızlı geçiyormuş.

Ben en çok yazı severim, ardından ilk baharı… Aslında kış çocuğuyum ama güneşsiz yapamıyorum. Güneşe olan bağımlılığımı ise Almanya’ya taşındıktan sonra çok daha iyi anladım… En ufak bir güneş hüzmesi görünce dört duvar arasında kalmayıp/kalamayıp, soğuk da olsa dışarı atmaların ardı arkası kesilmeyince, tescillenmiş oldu benim güneş sevdam. Bir nevi günebakan diyebiliriz elbette:)

YAZININ DEVAMINI okumak icin TIK TIK TIK»

11 Kasım 2013 Pazartesi

Kavim

Ahmet Ümit okumayan var mı?! Şimdi malum reklamdaki gibi bir sessizlik bekliyorum. Kavim'in resimdeki kapağında 31. baskı diyor ama siz ona bakmayın, şu an 32. baskısında ve bundan ayrıca cep boyu da 9 baskı yapmış. Ahmet Ümit gibi en çok satan bir yazarın en çok beğenilen romanlarından. Konusu elbette bir cinayet ve Başkomiser Nevzat.

Bu sefer genç bir adam haç saplı bir bıçakla öldürülüyor, baş ucunda bir İncil var. Ekip katilin bıraktıklarından bir ipucu çıkarmak için Süryani, Nusayri derken... Gizli bir tarikatin işi mi bu? Mafya hesaplaşması mı? Kaçakçılık mı? Ne kadar çok yazarsam polisiyenin yegane unsuru gizemi öldürebilirim o yüzden susuyorum ama şunu söylemeliyim [yarı spoiler] Behzat Ç: Ankara Yanıyor'u izlerken aklıma Kavim geldi [yarı spoiler].

Ahmet Ümit için hep soluksuz okudum veya benzer bir şeyler derler. Gerçekten de akıcı, yormayan, okuyucuyu bağlayan bir anlatımı var. Misal Başkomiser Nevzat'ın kendi kendine düşündüğü/konuştuğu bölümler çok hoşuma gitti. O çelişkileri, kendine kızışları, tam kendisini ikna ederken başladığı noktaya dönüşü çok doğaldı. Diğer yandan dinler, Anadolu kültürleri ve cinayetle ilgili verdiği bilgilerde sanıyorum hiç bilmeyen de anlasın, en dikkatsiz okuyucu da hiçbir şeyi kaçırmasın düşüncesiyle tekrarlara düşmesi ve konuyu uzatması beni biraz sıktı. Birinci tekil kişili anlatımın yukarıda bahsettiğim başkahramanın iç dünyasına açılan samimi bir kapı sağlaması avantajının yanında dezavantajı da vardı. Kurgu gereği Nevzatsız gelişen olaylar yer yer yapay diyaloglarla aktarılıyordu.

Hikayeyi ise genel olarak beğendim. Sıkı bir polisiye okuru değilim o yüzden katili tahmin etmedim, tahmine de çalışmadım. Romanın sonunda aralara serpiştirilen ipuçları birleşti (bunun bir de yapay konuşmalarla özetlenmesi benim için gereksizdi) şok edici değilse de romanın genel seviyesini düşürmeyen bir final oldu. Bazı kısımların ise romanın ana kurgusuna ne kattığını anlayamadım. Örneğin Evgenia'nın Yunanistan'a gidişinin nasıl bir işlevi vardı? Başkomserimin özel hayatı bir kitaptan diğerine dizi gibi takip edebiliyorsak, oradan tutunabilir belki.

Bir arkadaşım Kavim'i okuduğumu öğrenince "Hayatta bir Ahmet Ümit iyidir, fazlasına da gerek yok" mealinde bir şey söyledi. Ahmet Ümit'in hep aynı romanı yazdığı eleştirisini de birkaç kez duymuştum. Ben ilk Ahmet Ümit'imi Sis ve Gece ile yaklaşık sekiz yıl önce okuduğum ve pek bir şey hatırlamadığım için bir şey söyleyemeyeceğim ama geçtiğimiz haftalarda çıkan Beyoğlu'nun En Güzel Abisi'nin kapağındaki yazı dikkatimi çekti. "Aşk yaşamı, cinayet ölümü sıradanlıktan kurtarır." Buradaki ana fikri 2006 yılında basılmış olan Kavim'de de hemen hemen aynı kelimelerle bulmak mümkün. Bunun Ümit'in bir "motto"su olduğunu düşünmek istiyorum. Sanırım tüm bu kuşkularımın cevabını bir Ümit romanı daha okuyarak bulabilirim. Beyoğlu'nun En Güzel Abisi de çok yakın geliyor bana.

10 Kasım 2013 Pazar

Pear OS 8 Çıktı İndirin


Linux dünyasının OSX'i olan Pear OS'un en son sürümü Pear OS 8 Rocha yakın zamanda yayımlandı. David Tavares tarafından Linux kullanıcılarına sunulan Pear OS, Ubuntu mini remix türevi ve oldukça işlevsel bir dağıtım.






Eğer Mac-OSX bir bilgisayar arzuluyorsanız ve ücretini pahalı buluyorsanız diğer yandan Apple üretimi olmayan bir bilgisayara OSX kurmayı güç buluyorsanız Pear OS 8'i

5 Kasım 2013 Salı

Okuma Şenliği: Kış 2013

Okuma Şenliği'nin 2013 Kış ayağı başlamış. Özetle aşağıdaki kategorilerde 3 Mart'a kadar kitap okuyup puan toplamaya çalışıyoruz. Ya da benim gibi "önemli olan katılmaktı" diyerek zaten okuyacağınız kitapları kategorilere sokmaya çabalayabilirsiniz. Detaylar için Okuma Şenliği Kış 2013

Ben önceki okuma şenliğinde finişe bile yaklaşamadım. Sonuç şöyleydi: Okuma Oyununa Var mısınız? O yüzden ben kendimi biraz sütten sayıp her kitabın en az 200 sayfa olması kuralını biraz esnettim. Listenizi oluştururken yardımcı olsun diye Kitap Notları'nda hakkında atıp tuttuğum kitaplara bağlantılar da verdim. İşte listem:


1. 10 puan: Altın Kitaplar Yayınevi’nden çıkan bir kitap okuyanlara.
Vahalla'nın Yükselişi - Clive Cussler (Altın Kitaplar, 2003, 543)

Kitap Notları'ndan... Akıl Oyunları - Sylvia Nasar

2. 10 puan: Kütüphaneden ödünç alınmış veya sahaftan satın alınmış bir kitap okuyanlara.
Angela’s Ashes – Frank McCourt (Flamingo, 1999, 426 sayfa) 
Shakespeare and Company’den 2 avroya aldım.

3. 10 puan: Adında bir hayvan adı olan bir kitap okuyanlara.
Sineklerin Tanrısı – William Golding (İş Bankası Kültür Yayınları, 2006, 253 sayfa)

4. 15 puan: 600 sayfadan uzun bir kitap okuyanlara.
22/11/63 – Stephen King (Altın Kitaplar, 2012, 816 sayfa)

5. 15 puan: Nobel Edebiyat Ödülü kazanmış bir yazarın bir kitabını okuyanlara.
Açlık – Knut Hamsun (Elips Kitap, 2007, 186 sayfa) (OKUDUM)
Hamsun 1920 yılında Nobel Edebiyat Ödülünü almış. 14 sayfacıktan bir şey olmaz, bu kitabı okurum.

Kitap Notları'ndan... Bitmeyen Kavga - John Steinbeck
Kelt Rüyası - Mario Vargas Llosa 
Altın Defter - Doris Lessing

6. 15 puan: Türk edebiyatında klasik kabul edilen bir roman okuyanlara.
Saatleri Ayarlama Enstitüsü – Ahmet Hamdi Tanpınar (Dergah Yayınları, 2005, 395 sayfa)
Bostan Patlıcanı övmüş; okumaz mıyım?

Kitap Notları'ndan... İçimizdeki Şeytan - Sabahattin Ali

7. 15 puan: Hiç okumadığınız bir ülke edebiyatından bir kitap okuyanlara.
Norwegian Wood – Haruki Murakami (Vintage Books, 2000, 296 sayfa)
Japon Edebiyatı. Yaz şenliğinde de listemdeydi ama yetişmemişti.

8. 20 puan: Sinemaya uyarlanmış bir kitabı okuyup filmini izleyenlere.
The Informant – Kurt Eichenwald (Broadway Books, 2001, 629 sayfa)
Based on a true story, 2009 yılı Soderbergh filmi, başrolde Matt Damon, IMDB puanı 6,5 ama olsun yine de izlerim.

Kitap Notları'ndan... Kelebek, Akıl Oyunları, Bitmeyen Kavga'ya ek olarak
Effi Briest - Theodor Fontane
Boleyn Kızı - Philippa Gregory
Uçurtma Avcısı - Khaled Hosseini

9. 20 puan: Adında kış mevsimine ilişkin bir sözcük olan veya konusunda kış teması olan bir kitap okuyanlara.
The Left Hand of Darkness – Ursula Le Guin (Ace, 2010, 304 sayfa) (OKUDUM)
Olaylar kış gezegeninde geçiyor, hava gerçekten çok soğuk!

Kitap Notları'ndan... Taht Oyunları - George R.R. Martin

10. 25 puan: Yasaklanmış bir kitap okuyanlara.

11. 25 puan: Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk hakkında yazılmış bir kitap okuyanlara.

12. 25 puan: Yayınlanmış en az beş kitabı olan bir yazarın ilk kitabını okuyanlara.
The Sun Also Rises – Ernest Hemingway (Arrow Books, 2004, 216 sayfa) (OKUDUM)
Aslında The Torrents of Spring (Mayıs 1926) kitabı bundan birkaç ay önce 1250 tane basılmış, sonra ciddi basım ve dağıtımı The Sun Also Rises (Ekim 1926) ile birlikte yapılmış. Üstelik bu kitap Hemingway’in ilk ciddi yazarlık eseri olarak kabul ediliyor. O yüzden gönül rahatlığıyla okuyorum.

13. 25 puan: Bir biyografi veya otobiyografi okuyanlara.
Tesla: Anlaşılmamış Dahi – Margaret Cheney (Aykırı Yayıncılık, 2009, 286 sayfa) (OKUDUM)

Kitap Notları'ndan... Akıl Oyunları'na ek olarak
Hayatım - Bill Clinton
Rıza Güral'ın Tornası - Rıdvan Akar
Zarafet - Donald Spoto (Audrey Hepburn)
Onun Parlak Işığı  - Danielle Steel (Danielle Steel'in oğlu Nick Traina)

14. 30 puan: Okuma yazmayı öğrendiğiniz yıl ilk kez yayınlanmış bir kitap okuyanlara.
The Firm - John Grisham (Deli, 2003, 501 sayfa)

15. 40 puan: Bir üçleme veya aynı seriden üç kitap okuyanlara.
Açlık Oyunları Üçlemesi
1. The Hunger Games - Suzanne Collins (Scholastic, 2008, 374 sayfa) (OKUDUM)
2. Catching Fire - Suzanne Collins (Scholastic, 2009, 391 sayfa)
3. Mockingjay - Suzanne Collins (Scholastic, 2010, 390 sayfa)
Aslında Asimov'un Vakıf serisindan üç kitap okumak isterdim ama bu kitaplar da ilgimi çekti ve biraz da kolay okunacak kitaplar olsun istedim.


Puan Durumu: 85


Cok sevgili okuyucularımız, sevgili seyahat severler


Başlık size seçim propogandasını anımsatmış hatta ve hatta „aman kaçın oy isteyecek“ hissini yaşatmış olabilir, durun  durun yok öyle bir şey… Siz onu normal bir girizgah, samimi bir başlangıç cümlesi olarak alın. İşin özü yazar burada, uzun zamandır bloğu boşladığı için uygun bir giriş cümlesi aramış ama bulamamıştır, sonunda klavyesinin götürdüğü yere gitmeye karar vermiştir.

Bizi takip edenler, bloga gelip bir bakıp „yine mi yeni yazı yok“ diyenler olmuştur eminim. İşte bu yazının maksatı da, bu vesileyle sessizliğimize  bir son vermektir.


YAZININ DEVAMINI okumak icin TIK TIK TIK»

Cratos Premium Hotel Casino-Port-Spa / Kıbrıs


Bu sene şimdiye kadar geçirdiğim yıllar içinde en üzücü sene oldu benim için. Hayatta en değer verdiğim kişilerden biri olan Anneannemi kaybettim. O yüzden bu yaz stresten birazcık uzaklaşabilmek ve kendimle kalabilmek için Kıbrıs'a gittim. Otelde düşüp ayağımı incitip, 4 gün tekerlekli sandalye ile dolaşmama rağmen Cratos hakkında iyi izlenimler edindim. Cratos Hotel Kıbrıs'ın en lüks otellerinden biri. Spa'sı güzel, Casinosu ise diğer otel casinolarına göre çok büyük. Otelin iç tasarımı oldukça ihtişamlı ve şatafatlı. Her yer altın varaklar, kadife koltuklarla dolu. Yemekler genel otel yemekleri gözönüne alınırsa çeşitli ve lüks sayılabilecek çeşitlerden oluşuyor. Bu yemeklerin dışında Port kısmında dünya mufaklarından lezzetler sunan restoranlar da var. Açık havuz ise gördüğüm en büyük havuzlardan biriydi. Odalar ana bina odaları ve klüp odaları olarak ikiye ayrılmış. İç tasarımları ise aynı -banyo ve tuvalet kısmı ayrı tutulmuş ve küçük bir oturma bölümüne sahip-. Klüp odaları havuz manzaralı ama binaya biraz yürümek gerekiyor. 
 Yazıda kullanılan görseller çeşitli internet sitelerinden kullanılmıştır.

1 Kasım 2013 Cuma

Shakespeare and Company


Dünya’nın en ünlü kitapçısı belki de Paris’in Latin mahallesindeki Shakespeare and Company’dir.  Aslında iki Shakespeare and Company’den bahsetmek gerek.  İlki Sylvia Beach tarafından 1919’da kurulan ve Ernest Hemingway, F. Scott Fitzgerald, Gertrude Stein, Ezra Pound, James Joyce  gibi yazarlarının buluşma noktası haline gelen kitapçı. Aynı zamanda bir kütüphane ve yayınevi. Parasızlık günlerinde Hemingway buradan az kitap ödünç almamış. James Joyce’un şaheseri Ulysses ise ülkesinde yasaklıyken 1922 yılında Shakespeare and Company tarafından basılmış. 1940’ta Almanlar Paris’i işgal edince kitapçı da kapanmış.

Kayıp Kuşak özel bir bölümü hak ediyor.
İkinci Shakespeare and Company ise George Whitman tarafından 1951 yılında kurulmuş. İşte turist rehberlerine ilk ondan giren mekan da Whitman’ın kitapçısı (ancak kitapçının bu adı almasının Sylvia Beach’in 1963’teki ölümünün akabinde gerçekleştiğini belirtmeden geçmeyelim). Bu sefer de Beat Kuşağı yazarlarının mekanı olan kitapçı kütüphane ve yayınevi özelliklerine birkaç saat kitapçıda çalışmaları karşılığında gezginler için yatakhane işlevini de eklemiş. 

"Yabancılara düşmanca davranmayın, belki de tedbil-i kıyafet meleklerdirler."
Bu kadar tarih yeter. Merak edenler Sheakespeare and Company başlıklı kitaptan detayları okuyabilirler. Gelelim neler var neler kısmına.


Merdivenler?
Shakespeare and Company yan yana iki kitapçıdan oluşuyor. Sırtınızı Sen Nehri’ne verdiğinizde sağınızda kalan dükkan yeni kitapların satıldığı yer. Kitaplar İngilizce ve çoğu karton kapaklı. Duvarları tavana kadar kitaplarla kaplı. Kitap doz aşımından anlaşılmayan hem tematik hem de alfabetik bir düzen var. Dükkanın ön kısımlarında edebiyat hakim, derinliklere doğru, kültür, sanat, yemek gibi farklı konular kendine yer bulmuş. 

Üst kat ise çocuk ve gençlere yönelik kitaplarla Sylvia Beach’in anısına adanmış bir kütüphaneye mekan oluyor. Burada bir küçük bölüm ziyaretçilerin notlarıyla dolu, bir başka minicik kulübede ise eski bir daktilo, bir masa, bir lamba ve bir sandalye var. Sylvia Beach kütüphanesinde bir zamanlar Simone de Beauvoir, Jean Paul Sartre ve Sylvia Beach’e ait olan kitaplar yer alıyor. Kütüphanedeki okuma salanı aynı zamanda birçok etkinliğin mekanı.Shakespeare and Company yan yana iki kitapçıdan oluşuyor. Sırtınızı Sen Nehri’ne verdiğinizde sağınızda kalan dükkan yeni kitapların satıldığı yer. Kitaplar İngilizce ve çoğu karton kapaklı. Duvarları tavana kadar kitaplarla kaplı. Kitap doz aşımından anlaşılmayan hem tematik hem de alfabetik bir düzen var. Dükkanın ön kısımlarında edebiyat hakim, derinliklere doğru, kültür, sanat, yemek gibi farklı konular kendine yer bulmuş. 


Okuma salonu
Üst kat ise çocuk ve gençlere yönelik kitaplarla Sylvia Beach’in anısına adanmış bir kütüphaneye mekan oluyor. Burada bir küçük bölüm ziyaretçilerin notlarıyla dolu, bir başka minicik kulübede ise eski bir daktilo, bir masa, bir lamba ve bir sandalye var. Sylvia Beach kütüphanesinde bir zamanlar Simone de Beauvoir, Jean Paul Sartre ve Sylvia Beach’e ait olan kitaplar yer alıyor. Kütüphanedeki okuma salanı aynı zamanda birçok etkinliğin mekanı.

"Sylvia Beach Kütüphanesine hoş geldiniz.
Kitaplar okumanız için burada ancak lütfen bu cömertliğin karşılığını
 kitapları aldığınız yere doğru sırayla geri koyarak verin."
Buraya girip de kitap bolluğu içinde kendinizi kaybederseniz girişin solunda yer alana bizim seçtiklerimizi temalı köşeye bakabilirsiniz. Shakespeare and Company’nin de tuzunun bulunduğu güzel kitaplar ver burada. Eğer yeni veya ikinci el fark etmez, kitap alırsanız ilk sayfasına kocaman bir Shakespeare and Company damgası vurulacağını bilin. Kitap aşığı bir arkadaşınız için en güzel hediye bu olabilir.



Soldaki dükkan ise ikinci el kitapların bulunduğu yer. Geç giderseniz diğerine nazaran daha erken kapanan bu bölümü öncelikle gezmenizi tavsiye ederim. Bir de sabırlı olmanızı. Çünkü bu kısımda düzen gerçekten çok az. Bazı raflar düzenlenmiş olsa da kitapların çoğunluğu yığınlar halinde her yerde, masalarda, zeminde, raflarda, sandalyelerde… 19. yüzyılda basılmış bir kitabın altından Amis’e ait bir roman onun da altından bir klasik çıkması mümkün. Eğer şansınız yaver giderse başka yerde bulamayacağınız kitapları burada bulabilirsiniz. Gerçekten sürprizlerle dolu bir yer; aradığınız bir kitabı değil ama kitabın eski sahibinin fotoğraflarını da bulmanız mümkün. Yok ben satıcıyım derseniz öğleden akşam 7’ye kadar özellikle karton kapaklı kitaplarınızı getirebilirsiniz. 


İkinci el kitaplar... Başka bir yerde Yachar Kemal de gördüm. 

Etkinlikler, etkinlikler...

2011 yılında ölen Whitman’ın kızı tarafından işletilen Shakespeare and Company sıradan bir kitapçıdan daha çok bir edebiyat merkezi gibi: çocuk saatleri, kitap klübü toplantıları, okuma ve yazma atölyeleri, söyleşiler, imza günleri, dinletiler, FestivalandCo Edebiyat Festivali…

Geçmişiyle, detaylarıyla, edebiyat dünyasına etkisiyle, aslını koruyan ilginç Shakespeare and Company kitap severler için büyülü bir dünya. Bana sadece burası yetmez diyenler için Paris’te İngilizce kitap satan kitapçılar yakında geliyor…
Sağım solum kitap.