8 Haziran 2014 Pazar
Google 2014 Dünya Kupası'nın Statlarını Ayağınıza Getiriyor
Brezilya'da düzenlenecek 2014 Dünya Kupası'na milli takım bazında gidemiyoruz haliyle organizasyon kapsamında yeni inşa edilen statları da yakından göremiyoruz. Futbol tutkunu iseniz muhtemelen önem verdiğiniz konuların başında stadyumlar da vardır. Bizzat göremeseniz de Google sayesinde Brezilya'nın yeni ya da modernleştirilmiş stadyumlarını yakından görebilirsiniz.
Google bünyesinde
7 Haziran 2014 Cumartesi
Şarkını Söylediğin Zaman
İşte uzun zaman önce büyük heyecanla ve umutla okuduğum bir roman. Hem ağırlıklı olarak Ankara'da geçiyor hem de çok okunan İnci Aral'dan okuduğum ilk roman.
Önce sevdiğim taraflarıyla başlayayım. Birkaç garip cümleye rastlasam da Aral'ın anlatımından da zevk aldım. Yazar kişilerin duygularını ve mekanların atmosferlerini okuyucuya yaşatıyor. Siyah Defter, yani 80'lerin Cihan'ın ağzından anlatıldığı bölümü etkileyiciydi. Romanın geçtiği dönem ve konusu çok şeylere gebe, çok önemli, çok cazipti. Hem 80'lerdeki hem de günümüzdeki Ankara'ya ilişkin tasvirlerse benim çok hoşuma gitti. O konservatuvar binasının piyano şeklini düşünüp taş avlulu üniversite kantinlerini, Bahçelievler'deki o zamanlar bahçeli müstakil evleri okumak çok güzeldi. Bütün bunlara rağmen romandan ne beklediğimi ne de istediğimi alamadım.
Yazarın tasvirlerini beğensem de ilk bölümdeki diyaloglar o kadar yapaydı ki neredeyse okumayı bırakacaktım. Diyaloglar zaman zaman kötü bir dizideki gibi tutuk, zorlama ve gereksizdi.
Aral'ın romandaki yansımasının Cihan'ın olduğunu düşünüyorum. Çünkü Cihan'ın ağzından olaylar anlatılırken yapılan değerlendirmelerle romanın diğer bölümlerindeki bakış açısı örtüşüyor. Cihan'ın ve bu teorime göre de yazarın gençlik olaylarına bakış açısını beğenmediğim. Karakterlerin hiçbirine de ısınamadım zaten. Deniz'in çekici olsun diye anlatılan halleri bana hiç de çekici gelmedi. Ayşe ise kelimenin tam anlamıyla ruhsuzdu.
Benim kitabı sevmememin asıl nedeniyse Deniz-Cihan-Ayşe arasındaki bağ oldu. Dikkatli bir okuyucu bu üçlü arasındaki ilişkiyi hemen fark edebilir. Bunun nedenlerinden biri de yazarın umutsuzca bu ilişkiyi sempatik gösterme çabası. O kadar altyapısını hazırlıyor ki siz başınıza ne geleceğini anlamaya başlıyorsunuz. Yazarın tüm çabalarına rağmen ben bu ilişkiyi sempatik bulamadım, hatta kabullenemedim bile. Bence bu aşk üçgeni ne romantik ne de sevimli, resmen travmatik. Hele bu saçma sapan durumun tarafları ilişkiden soğutmaması aksine coşturması bana çok manasız geldi.
Ankara'da geçen bu güzel anlatılmış romanın karakterlerini ve olaylarını sevemesem de pişman değilim. O döneme ve Ankara'ya dair bir şeyler okumak istiyorsanız tavsiye ederim. Belki siz Cihan'ı sever, romanın sonunu romantik bulursunuz, kim bilir :)
Bkz: 06 ROMAN 00 Ankaralı Romanlar Listesi
Ankara'da geçen bu güzel anlatılmış romanın karakterlerini ve olaylarını sevemesem de pişman değilim. O döneme ve Ankara'ya dair bir şeyler okumak istiyorsanız tavsiye ederim. Belki siz Cihan'ı sever, romanın sonunu romantik bulursunuz, kim bilir :)
Bkz: 06 ROMAN 00 Ankaralı Romanlar Listesi
5 Haziran 2014 Perşembe
Hurriyet SOSYAL Deneyimim
Facebook ve Twitter severler bu yazım sizin ilginizi çekebilir. Neden mi?
Nedeni yeni deneyimlediğim Hürriyet Sosyal servisi Facebook ve Twitter
mantığına benzemiş ama ikisinden de çok daha farklı olmuş. Çünkü
paylaşımlar artık haber odaklı ve yorumlarınız daha da değerli..
Şimdi Hürriyet Sosyal benim deneyimlediğim kadarı ile nedir nasıl
kullanılabilir ona bir bakalım!
Öncelikle bu servis bir hurriyet.com.tr servisi. Eğer üye olmak istiyorsanız
diğer sosyal paylaşım sitelerinde olduğu gibi bir mail adresi ile ücretsiz olarak
kayıt oluyorsunuz. Daha sonra kendi üyeliğinizi aktif ediyorsunuz. Isterseniz
üyelik bilgilerinizi herkese açık veya sadece arkadaşalarınızın görmesini
sağlayarak özelleştirebiliyorsunuz.
Üye olmak için 2 dakikaya ihtiyacınız var.
1. adım Kategori Seçimi

Tam olarak sayısını bilmiyorum ama 100 civarında kategoriden size uygun olanları
seçiyorsunuz. Bu kategori seçimleri size ait özelleştirilmiş sayfanızda hangi
hurriyet.com.tr haberleri öncelikle görünmesini istediğinizi belirliyor. Bu
sayede sizin ilginizi çekmeyen örn: hamilelik haberleri sizin sayfanızda ilk
sıralarda çıkmamasını sağlayabiliyorsunuz. Bu kategorilere ayırma fikri benim
çok hoşuma giden bir özellik. Ayrıca seçimleri daha sonra da
değiştirebildiğiniz için çok da zaman harcamadan 5-6 kategori seçerek hemen
ilk adımı geçebilirsiniz.
2. adım Takip edeceğiniz kişiler

2. adımda takip edeceğiniz kişileri Twitter mantığı ile kendiniz
seçebiliyorsunuz. Bu kişileri seçerek onların gönderilerini ve haberlere
yorumlarını takip edebiliyorsunuz. Ayrıca ilk kategori gibi takip edeceğiniz
kişileri daha sonra da şekillendirebiliyor değiştirebiliyorsunuz.
ve son olarak 3. adım profil ayarlarınızı yapmak.

Profilinizde isterseniz kullanacağınız fotografı seçebiliyorsunuz.
Kategorilerinizi ve takip ettiklerinizi görebiliyorsunuz. Hakkında bölümünü
doldurup takipcilerinizin sizi nasıl tanıyacaklarına karar veriyorsunuz...
Kısacası Hürriyet Sosyal Twitter ile Facebook karışımı HABER ODAKLI bir
sosyal paylaşım servisi olmuş. Ben çok beğendim. Öncelikle haber siteleri
içinde yine hurriyet bir adım önde olduğunu göstermiş. Facebook gibi
istediğiniz fotoğrafı ve durumu paylaşmanızı sağladığı için özgürlük hissi
veriyor. Gerçekten hürsünüz.
Twitter gibi takip etme ve edilme seçenekleri de getirdiği için başkalarını takip
etmek için ille arkadaşınız olması gerekmiyor. Farklı düşüncelere farklı ilgi
alanlarına sahip kişilerle tanışma ve onların yorumlarını görme şansınız da var.
Sonuç olarak
Hürriyet Sosyal, Haberin Sosyal Platformu olmak için çok güzel ve önemli bir
adım atmış. Bizlere de haber kaynaklı bir sosyal platformda yorumlarımıza
önem verdiğini göstermiş.
Hem sosyal medya kullanıcısını hedef kitlesi olarak seçtiği, hem de kendi
platformunu twitter ve facebook özelliklerini birleştirerek yapılandırdığı için
Hürriyet ekibini bir kez daha tebrik ediyorum. Bence çok güzel bir platform
oluşturmuşlar bundan sonrası kullanıcıların deneyimlemelerine ve haber ve
yorum odaklı bir sosyal medya platforumuna ne kadar ilgi göstereceklerine
bağlı olarak gelişecek.
Teşekkürler Hürriyet
http://sosyal.hurriyet.com.tr/
İçerik: http://www.omactivities.com/
Bir boomads advertorial içeriğidir.
Nedeni yeni deneyimlediğim Hürriyet Sosyal servisi Facebook ve Twitter
mantığına benzemiş ama ikisinden de çok daha farklı olmuş. Çünkü
paylaşımlar artık haber odaklı ve yorumlarınız daha da değerli..
Şimdi Hürriyet Sosyal benim deneyimlediğim kadarı ile nedir nasıl
kullanılabilir ona bir bakalım!
Öncelikle bu servis bir hurriyet.com.tr servisi. Eğer üye olmak istiyorsanız
diğer sosyal paylaşım sitelerinde olduğu gibi bir mail adresi ile ücretsiz olarak
kayıt oluyorsunuz. Daha sonra kendi üyeliğinizi aktif ediyorsunuz. Isterseniz
üyelik bilgilerinizi herkese açık veya sadece arkadaşalarınızın görmesini
sağlayarak özelleştirebiliyorsunuz.
Üye olmak için 2 dakikaya ihtiyacınız var.
1. adım Kategori Seçimi
Tam olarak sayısını bilmiyorum ama 100 civarında kategoriden size uygun olanları
seçiyorsunuz. Bu kategori seçimleri size ait özelleştirilmiş sayfanızda hangi
hurriyet.com.tr haberleri öncelikle görünmesini istediğinizi belirliyor. Bu
sayede sizin ilginizi çekmeyen örn: hamilelik haberleri sizin sayfanızda ilk
sıralarda çıkmamasını sağlayabiliyorsunuz. Bu kategorilere ayırma fikri benim
çok hoşuma giden bir özellik. Ayrıca seçimleri daha sonra da
değiştirebildiğiniz için çok da zaman harcamadan 5-6 kategori seçerek hemen
ilk adımı geçebilirsiniz.
2. adım Takip edeceğiniz kişiler
2. adımda takip edeceğiniz kişileri Twitter mantığı ile kendiniz
seçebiliyorsunuz. Bu kişileri seçerek onların gönderilerini ve haberlere
yorumlarını takip edebiliyorsunuz. Ayrıca ilk kategori gibi takip edeceğiniz
kişileri daha sonra da şekillendirebiliyor değiştirebiliyorsunuz.
ve son olarak 3. adım profil ayarlarınızı yapmak.
Profilinizde isterseniz kullanacağınız fotografı seçebiliyorsunuz.
Kategorilerinizi ve takip ettiklerinizi görebiliyorsunuz. Hakkında bölümünü
doldurup takipcilerinizin sizi nasıl tanıyacaklarına karar veriyorsunuz...
Kısacası Hürriyet Sosyal Twitter ile Facebook karışımı HABER ODAKLI bir
sosyal paylaşım servisi olmuş. Ben çok beğendim. Öncelikle haber siteleri
içinde yine hurriyet bir adım önde olduğunu göstermiş. Facebook gibi
istediğiniz fotoğrafı ve durumu paylaşmanızı sağladığı için özgürlük hissi
veriyor. Gerçekten hürsünüz.
Twitter gibi takip etme ve edilme seçenekleri de getirdiği için başkalarını takip
etmek için ille arkadaşınız olması gerekmiyor. Farklı düşüncelere farklı ilgi
alanlarına sahip kişilerle tanışma ve onların yorumlarını görme şansınız da var.
Sonuç olarak
Hürriyet Sosyal, Haberin Sosyal Platformu olmak için çok güzel ve önemli bir
adım atmış. Bizlere de haber kaynaklı bir sosyal platformda yorumlarımıza
önem verdiğini göstermiş.
Hem sosyal medya kullanıcısını hedef kitlesi olarak seçtiği, hem de kendi
platformunu twitter ve facebook özelliklerini birleştirerek yapılandırdığı için
Hürriyet ekibini bir kez daha tebrik ediyorum. Bence çok güzel bir platform
oluşturmuşlar bundan sonrası kullanıcıların deneyimlemelerine ve haber ve
yorum odaklı bir sosyal medya platforumuna ne kadar ilgi göstereceklerine
bağlı olarak gelişecek.
Teşekkürler Hürriyet
http://sosyal.hurriyet.com.tr/
İçerik: http://www.omactivities.com/
Bir boomads advertorial içeriğidir.
4 Haziran 2014 Çarşamba
Gmail Spam Engelleme
Gmail Spam Mailleri Kalıcı Engellemek
Gmail tarafından otomatik olarak tespit edilen bazı mailler Spam klasörüne otomatik olarak yönlendiriliyor. Zaman içerisinde Spam klasörü bu mailler ile dolmaya başlıyor ve mail hesabını sürekli kontrol edenlerin sürekli dikkatini çekerek sinirlerini bozan bir yer haline geliyor.
Bir çok mail uygulamasının istenmeyen mailleri ve gönderenleri "Engelle
3 Haziran 2014 Salı
Kamu spotu mu, gerilim filmi mi?
Ekranda “bu film, depremzedelerin gerçek hikayelerinden esinlenerek hazırlanmıştır” yazısı belirir. Sonrasında da misafir olan genç kız ile evin sahibi genç kadın arasında geçer bu konuşma:
-Banyoya mı girecektin yavrum?
-Hı hı..
-Havlu vereyim mi?
-Sağol teyze, var havlum.
-Geç, kendi banyon gibi kullan yavrum.
Tam da bu anda, verilen mesajı pekiştirmek için araya duygu müziği girer. Genç kız ezilmiş büzülmüştür, ürkek ürkek çevresine bakmaktadır. Kızın yüzünden anlaşılır ki ev sahibi O'na misafir olduğunu fena hissettirmiştir, berbat durumdadır kız. Küçük Emrah filmlerindeki ürkek kız efektinin aynısıdır ekrandan yansıyan. Ne bir eksik, ne bir fazla..
Derken duygusuz, üstten üstten konuşan- kamu spotu insanı- bir kadın sesi devreye girer. Mesajı okuyan bu ses o kadar negatif, o kadar buyurgandır ve o kadar otoriterdir ki; sanki bir yerlerde işaret parmağını sallayarak sizi köşeye sıkıştırmış hissine kapılırsınız; üzerinize üzerinize gelir, bütün enerjinizi bir vantuz gibi sömürür. Şöyle der:
“Depremde evi hasar gören pek çok insan, yakınlarına uzun süre misafir olmak zorunda kaldı. Zorunlu deprem sigortanızı yaptırın; zorunlu misafirlikten kurtulun..”
Dask- Doğal Afet Sigortaları Kurumu
![]() |
| Resim yazısı ekle |
Bu ve benzeri kamu spotlarını ne zaman görsem hemen o kanalı değiştiriyorum, televizyonun sesini kısıyorum. Gösterdikeri felaket tabloları bende bilinç uyandırmak bir yana, sadece kaçma-anlatılanları duymama-yok sayma-başkaldırma hissi uyandırıyor.
Tamam deprem sigortası önemli bir şey, iyi de neden insanları yaralayarak, en derin korkularına ve kaygılarına parmak basarak yapıyorsunuz ki bunu? Bizi böyle korkuta korkuta, sindire sindire, gözümüzün içine parmağınızı soka soka , “yapmazsan bak neler olacak görürsün sen!” hışmıyla azarlaya azarlaya nasıl bir toplum haline getirdiniz böyle?
Bilinçlendirmek korkutarak olmaz beyler...
Sen benim gözümün içine parmağını sokacaksın, bana ezik muamelesi yapacaksın, “bak başına böyle şeyler gelir!” diye benim bilinç altıma pis duygu sömürülerini işleyeceksin, insanların yaşadığı duygusal travmaları sigorta parası almak için kullanacaksın, utanmadan bir de buna “gerçek yaşam öyküsü” deyip modelleme yapacaksın, ben de başımı eğip kabulleneceğim öyle mi?
Bu toplum bu muameleyi hak etmiyor!
Eğitimin korkutarak başarıya ulaşmayacağını bilmek için eğitimci olmaya da gerek yok..
Zaten sizin yaptığınız, kusura bakmayın ama işin kolayına kaçmak. Korkutmak için yaz aptal bir senaryo, oynat başarısız oyuncuları, kapkara bir ekrana yaz sloganı, adına da “kamu spotu” de!
Önemli olan, en karamsar konularda bile insanları ürkütmeden, hatta güldürüp eğlendirerek eğitmeyi başarabilmek.
Çok merak ediyorum, bu kamu spotu denen ve çoğu bana göre saçmalıktan ibaret olan diyalogları kimler yazıyor acaba? Yazarken psikologdan, sosyologdan, eğitimciden teorik destek alıyorlar mı?
Hayatımızın bütün alanlarında karşımıza çıkan, adeta bizi kuşatan bu arabesk yaklaşımlardan çok ama çok sıkıldım. Cehaletin bu kadar kol gezmesi bir yana, cahil insanların bağırlara basılıp yüceltilmesi ve bunun adına da “milli irade” denmesi midemi bulandırıyor ayrıca. Dedim ya, bu toplum bunu hak etmiyor.
Modern, eğitilmiş, bilinç düzeyi yükselmiş insanların arasında yaşamak istiyorum. Bu halleriniz bu tavırlarınızla içimi şişiriyorsunuz.
Ya değişin, gelişin biraz; ya da kamunuz da spotunuz da sizin olsun, kamu buysa ben orada yokum!
İçimdeki insan sevgisi gün be gün azalıyorsa, nedeni sizin bu tavırlarınız olabilir mi acaba?
YouTube Erişime Açıldı
Uzunca bir süredir Türk makamları ile uyuşmazlık sonucu kapalı tutulan YouTube an itibariyle TİB tarafından tekrardan erişime açılmış durumda.
YoTube Engeli Kaldırıldı
Yakın zamanda Anayasa Mahkemesi'nin verdiği yasakla ilgili "ifade özgürlüğünün engeli" yönündeki karar göz önüne alınarak YouTube tekrardan ülkemizde erişime açıldı. İnternet servis sağlayıcılarının ve de mobil operatörlerin
YoTube Engeli Kaldırıldı
Yakın zamanda Anayasa Mahkemesi'nin verdiği yasakla ilgili "ifade özgürlüğünün engeli" yönündeki karar göz önüne alınarak YouTube tekrardan ülkemizde erişime açıldı. İnternet servis sağlayıcılarının ve de mobil operatörlerin
2 Haziran 2014 Pazartesi
Tarihe tanıklık ediyoruz farkında mısınız?
Uzun zamandır bunu yazmak istiyordum ama neresinden başlayacağımı bilemiyordum. Galiba yazacaklarımın özeti şu cümle:
“Tarihe tanıklık ediyoruz farkında mısınız?”
Şimdi diyeceksiniz ki “yaşıyoruz ve zaman geçiyor, elbette tarihe tanıklık ediyoruz.” Benim bahsetmek istediğim bu değil. Demek istiyorum ki kayda geçmesi gereken çok önemli zamanlar yaşıyoruz. Bu yaşadığımız sürecin önemi belki 30 sene sonra, belki de 50 sene sonra çok daha iyi anlaşılacak. Belki gözümüzün önünde gelişen bütün bu olup bitene şu anda bilinçlerimiz kapalı yaklaşıyoruz ve farkında değiliz çoğu şeyin, ama öyle değil gerçekler.. Diyorum ya, çok önemli zamanlardan geçiyoruz.
Birşeylerin farkına varmak için ne olması gerekir?
Kan ve gözyaşı mı?
Gözle görünür değişimler mi?
Ucundan bize dokunması mı?
Birilerinin kafamıza sopayla vurup “anla artık!”demesi mi?
Bazen hepsi olsa da insanlar, gözünün önünde tanıklık ettiği tarihi gerçeklerin hâlâda farkına varamayabilir. Farkına varamadığı için tepki de göstermez, tepki göstermediği için olan bitenin bir parçası olur hiç istemese de. Bazen de farkındadır ama tepki göstermek çıkarına ters geliyordur. En kötüsü ise farkında olduğu halde yaşam koşullarının onu görmeme noktasında zorlamasıdır..
Şimdi düşünüyorum da 12 eylül öncesinde ve sonrasında binlerce, belki de milyonlarca kişi olup bitenin farkında değildi.. Günümüzden bakılınca buna inanmak kolay değil, çünkü artık o günleri konuşana, yazana, çizene ceza yok. O günler hakkında bilgi yaymak serbest; ama öyle miydi? Bugün 12 eylül konusunda üst perdeden ahkam kesen gazetecilerin çoğu o günlerde magazin haberleriyle meşguldü ne yazık ki!
Bir suç işleniyordu göz göre göre ama yaşananların “suç” olduğunu söylemek büyük bir suçtu. Hatırlasanıza !!
İnsanlar sokaklarda öldürülüyordu, faili meçhul cinayetler vardı, üniversiteler güvenli değildi, yazmak çizmek konuşmak direkt cezaevine atılıp senelerce özgürlükten mahrum olmak demekti. Şarkı dinlemenin bile suç olduğu günlerdi, ne çabuk unutuyoruz her şeyi!!
Diyorum ya, tarihe tanıklık ediyoruz; ben şahsım adına böyle düşünüyorum en azından ve içim daha da ürperiyor.
Sevgi, barış, özgürlük, kardeşlik özlemi ile yanıp tutuştukça daha da içimi şişiren bu detayları bir romana döküp kurtulasım var..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



