22 Aralık 2014 Pazartesi

Monako

Monako Ville'de kraliyet sarayı

Monako Ville sokakları

İtalya yazılarına devam edeceğim ama küçük bir ara vermek istedim. Monako ve Monte Carlo'dan bahsetmek istiyorum biraz…
Monako Vatikan'dan sonra dünyadaki en küçük ikinci bağımsız devlet. Yüz ölçümü bu kadar küçük olmasına rağmen Monako'da bir stadyum, havaalanı yerine de helikopter pisti var. Kara sınırları Fransa ile çevrili olan ülkede 40.000' e yakın kişi yaşıyor. Monako'nun başkenti yok sadece yerleşim birimlerinden oluşuyor. Bunlar: Monaco Ville, Monte Carlo, Fontveille ve La Condamine. Fontveille daha sonra deniz doldurularak oluşmuş bir semt. Monako Ville semtinde kraliyet sarayı bulunuyor ve bu semtte sadece kraliyet üyeleri yaşıyor en lüks semti ise Monte Carlo.
Tarihine gelince; ülke ilk olarak 1228 yılında Ceneviz sömürgesi olarak kurulmuş. 1297 yılında bu topraklar Grimaldi ailesinin eline geçmiş. O zamandan bu yana da ülke Grimaldi ailesi tarafından yönetiliyor. 1793 - 1814 yılları arasında Fransanın idaresi altında olan ülke 1861 yılından sonra bağımsız bir prenslik haline gelmiş. 1911 yılında kabul edilen anayasa ile Monako Prensi mutlak hakim sayılmış. Prens Rainer 2005 yılında hastalık sebebiyle tahtı oğlu Albert'e devrettikten kısa bir süre sonra ölünce Prens Albert Monako'nun hakimi olmuş.


Monako daha doğrusu Monako Ville bölgesi gerçekten enteresan. Sokakları tertemiz, her yer kameralarla izleniyor (hatta söylendiğine göre en ufak yanlış bir hareketinizde güvenlik güçleri dibinizde bitiveriyormuş) ve bütün binalar o kadar net, planlı ve düzgün ki  film platosu geziyor izlenimine kapılıyorsunuz (Monte Carlo semti hariç. Orada bütün binalar tıkış tıkış duruyor gibi). Ülke bir tepenin üzerine kurulduğu için kot farklılıkları var bu yüzden de her yere asansör yada merdivenlerle inip çıkıyorsunuz bir de. Kraliyet sarayı ise beklediğimin aksine çok sade (hele bizim yeni sarayımızla! karşılaştırılırsa). Bize denk gelmedi ama Kraliyet üyeleri sokaklarda normal insanlar gibi gayet rahat dolaşıyormuş. Bunların dışında Monako F1 yarışlarına da ev sahipliği yapıyor. Normalde de pahalı olan ülke o dönemlerde iyice çıldırıyormuş fiyat konusunda.
                                      

Monako denince ilk akla gelen şeylerden biri de Prenses Grace. Neredeyse her sokakta Prensesin fotoğrafları var. Görebildiğim kadarıyla bir çok cadde ve sokak da kraliyet üyelerinin özellikle de prensesin adını taşıyor. Prenses Grace kızı Stephanie ile yanlış bilmiyorsam Eze kasabası yakınlarında geçirdiği trafik kazası sonucu 1982 yılında hayatını kaybediyor. 2005 yılında ise Prens Rainer vefat ederek Grace'in yanına St. Nicholas katedraline defnediliyor. (Bu arada Eze'den Monako'ya inen yollar o kadar virajlı ve uçurumluk ki gerçekten de çok dikkatli kullanmak gerekiyor arabayı). Grimaldi ailesinde o kadar çok beklenmedik ölüm var ki (bunlardan biri de Prenses Caroline'in eşi olan Stefano Casiraghi. Stefano 1990 yılında henüz 30 yaşındayken Monako'da düzenlenen bir off-shore yarışında teknesinin ters dönmesi sonucu boğularak ölüyor).  Bu ani ve feci ölümlerin, mutsuzlukların arkasında ise Grimaldi laneti olduğu söyleniyor. Rivayete göre bu lanet 13.yy'dan beri ailenin üstünde. Prens 1.Rainer Flaman bir kadına tecavüz etmiş. Flaman kadın da aileyi evliliklerinizde asla mutlu olamayın, gerçek mutluluğu asla bulamayın diye lanetlemiş. Bütün bunların sebebi de bu lanetmiş...

Son derece zengin olan ülkenin geçim kaynakları ise turizm ve kumar. Düzenlenen F1 yarışları da önemli gelir sağlıyor. Monako'da yaşayan insan sayısı ülkenin yüzölçümüne göre o kadar fazla ki ev fiyatları tavana vurmuş biçimde. (Küçücük bir evin 4-5 milyon Eu'ya satıldığını gördük) Ayrıca Monako 90 yaş ile dünyanın en uzun yaşama ortalamasına sahip ülkelerden biri. Para var huzur var böyle oluyor galiba. E gidip orada yaşayayım derseniz o biraz zor (daha doğrusu yaşarsınız ama vatandaşı olamıyorsunuz) çünkü ya evlenmelisiniz birisiyle yada ailenizin kökeni Monako'ya dayanmalı. Öyle gidip vatandaşlık başvurusu yapamıyorsunuz yani. (evlenince bile vatandaşı olamıyorsunuz).

Monako'da gezilecek / görülecek yerler


Deniz müzesi: 1910 yılında 1. Albert tarafından açılan müzede çeşitli hayvan türlerinin canlılarının ve iskeletlerinin yanı sıra denizcilikle ilgili gereçlerde sergileniyor. Çocukluğumuzun ünlü kaptanı Cousteau'da 1957 - 1988 yılları arasında müzenin yöneticiliğini yapmış.


Monako Saint Nicholas Katedrali: 1875 yılında yapılan katedralin özelliği Prenses Grace'in ve daha birçok kraliyet mensubunun burada evlenmiş olması. Ayrıca Prenses Grace ve Prens Rainer burada gömülü.
Kraliyet sarayı: Belli saatlerde askerlerin nöbet değişimini izlemek keyifli olabilir. Ayrıca ailenin yaşamadığı bölümleri de rehber eşliğinde gezebiliyorsunuz.
En ilgi çeken kısım olan Monte Carlo ise bir sonraki yazıda...

Ayrıntılı Monako / Monte Carlo fotoğraflarına ana sayfada bulunan instagram adresinden ulaşabilirsiniz...

21 Aralık 2014 Pazar

Nice sigarasız yıllara!

Dün insanlık için önemsiz, benim içinse çok ama çok önemli bir olayın yıl dönümüydü. Evet geçen sen dün, bundan tam 1 sene önce, yani 365 gün geri sayımla ben sigarayı bırakmıştım!

Sigarayı bırakmak mutluluktur!

Alkışlar kendime gelsin diyorum, hiç de mütevazı olmayacağım bu konuda. Nice senelere temiz kokan saçlarım, nice senelere daha çok oksijen alan ciğerlerim, nice senelere zehirli madde girmeyen iç organlarım...
Hani vardır ya sigarayı bıraktıktan sonra ne faydalar görürsünüz çizelgeleri, işten ben şu aşamadayım:

Sigarayı bıraktıktan 1 yıl sonra:

Akciğerler kendini temizleme yeteneğini tekrar kazanır
       •Sigara içen birisine göre sigaraya bağlı kalp krizi riski yarıya düşmüştür.

Neler hissediyorum, neler gözlemliyorum:
Artık sigara kokusu ve dumanından rahatsız olmaya başladım. Geçenlerde boyu yaklaşık benim kadar olan ve de sigara içen bir arkadaşımla bir kafede oturmuş çay içiyorduk. Arkadaşımın ağzından yayılan sigara kokusuna abartmıyorum gerçekten de tahammül edemedim. Boylarımız aynı seviyede olduğu için ağız hizası da tam benim burun hizama denk geliyordu ve o koku, Oh My God yani!! Sandalyemin yönünü çevirdim hemen ve sigarayı bıraktığım için bir kez daha mutlu oldum kendi kendime.
Gerçekten de sigara içenlerin kokusu çok ama çok itici geliyor artık.

Sigarayı bırakınca mis gibi kokarsınız!

Bir de sigarayı bırakmak isteyen ama bir türlü bırakamayanların çaresizliğini, suçluluk duygusunu, konuyu ört bas etme çabalarını daha iyi görebiliyorum, ben de öyleydim bir zamanlar. Bırakmak isterdim, bırakamayınca da üzerimde ayrı bir gerilim olurdu. Artık öyle sorunlarım yok ve hayata karşı daha güçlü hissediyorum kendimi.

Benden tavsiye isteyen arkadaşlarıma hep şunu söylüyorum:

Bıraktıktan sonraki başarı duygusunu, o hazzı yaşamanız lazım! Düşünsenize milyonlarca insan kurtulmak için çaba sarfedip başaramazken siz bu sorunu çözenler tarafında, yani haklı gururlarını doyasıya yaşayan mutlu ve başarılı insanlar tarafında yer alacaksınız! Ne şahane bir duygu bu!

Sigarayı bırakmak için beni ne motive etti?
Çevremde sigarayı bırakanların büyük bir çoğunluğu ya ağır bir enfeksiyon geçirdiği için, ya ciğerlerinde türlü türlü sorunlar yaşadıkları için, yani sigara yüzünden hastalandıkları için sigarayı bırakmışlardı. Ben böyle bir şeyi ne  yaşamak, ne de yakınlarıma yaşatmak istemiyorum dedim kendi kendime. Hastalanana kadar sigara içip sonrasında mecburiyetten bırakacağıma özgür irademle, kendi istediğim için bırakmalıyım bu kötü alışkanlığı dedim. Hani halk arasında denir ya, “ben onu bırakamıyorum ama o bırakacak beni bir gün!”İşte bunu yaşamayı kendime yediremedim. Çok etkili bir motivasyon oldu, nitekim yokuş çıkarken tıkanmıyorum, nefesim açık, şahaneyim! Vücuduma bile bile zarar vermediğim için vicdanım son derece rahat.

Sigarasız hayat şahane!

Evet biraz kilo aldım.
Hayatımda hiç kilo sorunum olmamıştı, evet 6-7 kg aldım. Ama doktor arkadaşım bir yıl sonunda bu kiloları kolaylıkla verirsin dert etme diyor. İlk zamanlar dert ediyordum, artık etmiyorum. Bağımlı olduğum sigarayı bırakmışım 6-7 kiloyu mu veremeyeceğim diyorum! En kısa zamanda kilolar da gidecek ve kuşlar kadar hafif ve özgür olacağım.

Sonuç;
Sonuç muhteşem, darısı tüm bağımlıların başına diyorum.
Sağlıklı günler diliyorum hepinize..

NOT: Bırakırken neler hissetmişim, nasıl mücadele etmişim merak edenler buraya bakabilir.


20 Aralık 2014 Cumartesi

Floransa gezi notları: Bölüm 3

Floransa o kadar güzel ki gezilecek yerler yaz yaz bitmiyor. Geldik üçüncü bölüme...

Uffizi Müzesi

Venüs'ün Doğuşu

Orjinal adı Galleria degli Uffizi. Dünyanın en önemli müzelerinden biri. Mediciler döneminde onların ofis binası olarak kullanılmak üzere Cosimo de Medici tarafından yaptırılmış. Bir çok önemli sanatçının eserlerinin yanı sıra Sandro Boticelli'nin "The birth of Venus" yani Venüs'ün Doğuşu tablosu da burada (Bu arada Boticelli Dante'nin eseri İlahi Komedya'yı da resimlemiştir). Kapıda çok kuyruk oluyor bunu aşmak için Firenze Kart alabilir (aşağıda bahsedeceğim), internetten rezervasyon yaptırabilir yada çok erken saatlerde kuyruğa girebilirsiniz. Müze pazartesi hariç 08.15 - 18.50 saatleri arasında görülebilir.
http://www.uffizi.com




Floransa Akademi Galerisi (Galleria del'Accademia di Firenze)

Michelangelo'nun Signoria meydanında bulunan ünlü heykeli Davut'un orjinali burada. Bunun dışında yine bir çok önemli sanatçının eseri de sergileniyor. Müze pazartesi hariç 08.15 - 18.50 saatleri arasında görülebilir.
http://www.accademia.firenze.it/en/
Dante Evi (Casa di Dante)
İlahi Komedya'nın yazarı Dante'nin doğup büyüdüğü ev Dante sevenler için enteresan olabilir.
http://www.museumsinflorence.com/musei/Dante_house.html
Palazzo Pitti
Medicilerin yazlık sarayı olan Palazzo Pitti (Floransa'da zaten gördüğünüz neredeyse tüm binalar Medicilerin) ayrı bölümlerden oluşan bir müze. Porselen, resim, köstüm galerilerinin yanı sıra Medici ailesinin günlük eşyalarının sergilendiği galeriler de var.
http://www.polomuseale.firenze.it/en/musei/pitti.php?m=palazzopitti

Mercato Nuovo (Domuz Pazarı - Yeni Pazar)

Bu pazar girişinde bulunan ünlü domuz heykelinden dolayı bu adı almış. Bronzdan yapılan heykelin burnunu okşayıp, burnundan attığınız para aşağıdaki deliklerden düşerse dileğinizin olacağı ve tekrar Floransaya geleceğiniz söyleniyor (Benim attığım parayı daha düşmeden kaptı biri havada ama burnunu okşayıp dileğimi tuttum). Bunun dışında Floransa deri işleri ile ünlü olduğu için bu pazardan çanta, cüzdan, eldiven, kemer gibi şeyleri uygun fiyatlarla alabilirsiniz. (Pek pazarlık yapmıyorlar ama).

Boboli bahçeleri
Boboli bahçeleri Medicilerin ikametgahı olan Pitti sarayının arkasında. Pitti'yi gezerken tam bilet alırsanız bu bahçeleride gezebiliyorsunuz. Heykeller ve simetrik bahçe düzenlemeleri keyifli zamanlar geçirtebilir bahçede.
http://www.museumsinflorence.com/musei/boboli_garden.html

Floransa'da ne yenir, nerede yenir, ne alınır, nerede kalınır?

Floransa'da uygun fiyatlı oteller olsa da ucuz olanların çoğunun yıldızı düşük yada hostel tarzında. İyi bir otelde kalmak istiyorsanız biraz pahalı olmasını göze almak durumundasınız. Biz turla gittiğimiz için Montecatini Terme'de bir otelde kaldık (bkz: Alba Otel) ama tam bir faciaydı. Eşim en son gittiğinde ise Signoria meydanında Degli Orafi adında harika bir otelde kalmıştı. Bu yüzden bir dahaki sefere bende orada kalmayı planlıyorum (yada o kalitede Floransa içinde bir yerde).

Yemek konusuna gelince ise Floransa'nın bifteği çok ünlü. İyi bir restorantta fiyatı biraz pahalı olsa da denenmeye değermiş. Değermiş diyorum çünkü yurt dışında malumunuz et kanlı kalıyor biraz.


Ben o halde yiyemediğim için ve ne kadar pişerse pişsin benim sevdiğim kıvama gelmediği için eti deneyemedik. Ama yediğimiz restoranda diğer yemekler de keyifliydi. Adresini tam hatırlayamıyorum ama Duomo'ya çıkan sokaklardan birindeydi restoran. (Yukarıda fotoğrafını görebilirsiniz)






Tatlı sevenlerdenseniz de piazza della repubblica'da bulunan Gilli'de tiramisu'yu deneyebilirsiniz. Mekan fazla turistik olsa da çok keyifli yine de. 1733 yılında Floransa Medicilerin kontrolündeyken açılmış olan pastane günümüze kadar tarihe tanıklık etmiş. Bu bile havasını büyüleyici kılıyor.
http://www.gilli.it

Kahve yada bir içki içmek için ise bence en iyi mekan muhteşem Duomo manzarasıyla La Terazza cafe-bar. La Terazza Repubblica meydanında bulunan Rinascente mağazasının en üst katında. Fiyatları da gayet uygun...






Alışveriş konusuna gelince Floransa deri işleri ve kağıtçılıkla ünlü. Deriden ürünleri özellikle domuz pazarından uygun fiyatlara alabilirsiniz. Bunun dışında Floransa'nın dışında ünlü markaların yer aldığı outletler de var. Ponte Vecchio'da bulunan kuyumcularda enteresan takılar da ilginizi çekebilir. Ayrıca yine ponte vecchio taraflarında el yapımı ajanda, defter satan küçük dükkanlara da bakabilirsiniz. Bir de benim gibi Disney hastasıysanız Disney Store sizi deli edebilir.


50 Eu karşılığında Floransa Kart alırsanız 3 gün boyunca 50'den fazla müzeyi - galeriyi sıra beklemeden gezebilir, otobüslerden ücretsiz olarak faydalanabilirsiniz. Detaylı inceleme ve müze listesi için Firenze Card'ın internet sayfası 

http://www.firenzecard.it/?lang=en

Diğer Floransa yazıları için

http://tatilname.blogspot.com.tr/2014/12/floransa-gezi-notlar-bolum-2.html

http://tatilname.blogspot.com.tr/2014/12/floransa-gezi-notlar-bolum-1.html

Ayrıntılı Floransa ve diğer gezi fotoğraflarına ana sayfada bulunan İnstagram adresimden ulaşabilirsiniz

18 Aralık 2014 Perşembe

Mahmut Mahmutpaşa'dan giyiniyor dedirtmem!

Evin erkeği Mahmut da bir tuhaf! Para kazansınlar diye ev ahalisine olmadık baskıyı yapıyor ama, kendisi alt tarafı mahallenin kahvesine giderken bile janti giyinmeyi ihmal etmiyor. Gitmiş “EfendiAdam” markalı takım elbise almış kendine. İngiliz Lordları gibi dolaşıyor ortalıkta!

 “Kaç para verdin bu elbiseye?” diyor komşular, çıt yok kendisinde. “Yahu söylesene be adam, kaç para verdin bu çula çaputa?” diyor evin hanımı Nermin, yine çıt yok. Bir afra bir tafra ki sormayın gitsin, dokunan yanar hesabı!


Nermin nasıl gidip sorsun EfendiAdam mağazasına elbisenin kaç para olduğunu, kapıdan içeriye bile sokmazlar! Ne yapsın ne etsin, aklına mahallenin kaşı gözü oynayan “kaçın kurrası!” terzisine sormak geliyor, bilse bilse o bilir diyor. Nitekim kalkıp gidiyor terzi Muhsin efendiye. Muhsin efendi diyor ki,
 “Hmm bu elbise 10.000 eder!” 
Alıyor mu bizim Nermin'i bir telaş! Çoluk çocuk cümle cemaat çalışıp didinip anca bir senede kazanıyorlar o parayı, o da geldiği gibi gidiyor zaten, kalanı borç harç! 

Akşam eve gelsin hele o Mahmut, göstereceğim ben O'na gününü!” diyor kendi kendine.

Akşam oluyor, sanki çok çalışmış gibi afra tafrayla eve adımını atar atmaz Mahmut, yayılıyor etrafına en negatifinden kötü bir enerji. Ya sabır çekip, biraz da korkusundan bunca yıldır katlandığı Mahmut'a soruyor Nermin:

Bu elbise on bin edermiş diyolar Mahmut, doğru mudur bu? Çoluğumuzun çocuğumuzun rıskını nasıl yatırırsın çula çaputa, azıcık tasarruf et!”

Mahmut önce bir afallıyor, neye uğradığını şaşırıyor. Nermin kim oluyor da koskocaman(!) Mahmut'a hesap soruyor! "Demek ki o mendebur kardeşinin komplosuna geldi, bana darbe yapacak bu Nermin!" diyor içinden. "Yoksa zehirleyip öldürecek mi beni bu kadın!" diye bir düşünce geçiyor aklından. Neyse diyor kendi kendine, bozuntuya vermemek lazım, Nermin'in peşine birilerini takayım da bakalım kimlerle konuşuyor, benimle ilgili hangi hain planları ya-pıyor bir öğreneyim diye düşünüyor.. O mendebur kardeşinin kasedini çekeyim de görsün bakalım Mahmut'un gücünü diye düşününce rahatlıyor. İki nefes alıp cevap veriyor:


Kim demiş on bin diye, millet de kıskançlığından ne diyeceğini bilemiyor. On bin değil, on bin yüz küsür ediyor bu elbise! Evin rızkı mızkı deyip durma be kadın! Kaç senedir mahallede bizim de bir raconumuz var icabında, ben mahalle kahvesindekilere 'Mahmut Mahmutpaşa'dan giyiniyor' dedirtmem! Biraz daha çalışırsınız olur biter ne abartıyosun! Sen sadece gündüzleri değil, geceleri de git temizliğe! Bizim oğlan 4' e kadar okudu, yeter daha okuyup ne yapacak, artı dördünü de okumayıversin; gitsin terzinin yanında çıraklık yapsın. Güllü kızı da başlık parasına sattık mıydı, öderiz elbisenin borcunu! Şunu kalın kafana sok hem sen:


Prestijin tasarrufu olmaz hanım!

17 Aralık 2014 Çarşamba

Floransa gezi notları: Bölüm 2


Floransa'da gezilecek yerler hakkında bilgi vermeye başlamadan önce genel olarak dikkat edilmesi gereken bazı şeyler de var. Bunlardan biri de İtalya'nın birçok şehrinde bulunan afrika kökenli sokak satıcıları. Diğer şehirlerde bu konuda sıkıntı yaşamadık ama Floransa'da heyecanlı dakikalar geçirdik sayelerinde. 


Domuz pazarı yakınlarında dolaşırken yanımıza bir satıcı yanaştı ve birşey almak istemiyoruz dememize rağmen bir türlü peşimizi bırakmadı. En son o kadar yanaştı ki bize biraz korktuk açıkçası. O sırada eşimin eline küçük bir paket bırakmış meğerse (tahminimize göre uyuşturucu türü birşeydi) ve zorla satmaya çalıştı bunu. Eşim de paketi yere attı ve hızla uzaklaştık oradan (Genova'da göstere göstere satıyorlardı bu tip şeyleri ama orada bu kadar ürkmemiştik). Daha sonra ben alışveriş için bir mağazaya girdim. Tam ödemeyi yapacaktım ki cüzdanımın çantamda olmadığını fark ettim. Panik içinde elimdekilerle beraber eşimin yanına dışarı fırladım mağazadan. Satıcı kız da peşimden tabii (alıp kaçacağım sandı sanırım). Durumu anlatınca bu sefer sakinleştirmeye çalıştı beni. En son sırt çantasının dibinde bulduk cüzdanı ama o arada ciddi panik oldum ben. Derdim paradan çok içindeki kartlar ve kimliklerdi. Yanımıza yanaşan satıcı aldı kaşla göz arasında sandık cüzdanı. Demem o ki hep bahsedildiği gibi bir hırsızlık yaşamadık İtalya'da allaha şükür ama o paket bırakma ve cüzdan bulamama korkusu yetti de arttı bize. Siz de dikkat edin bence sokaklarda dolanırken.

Floransa gezilecek yerler


Signoria meydanı (Piazza della Signoria)

 Davut Heykeli

 Sabine kadınlarının kaçırılması

Perseus Heykeli

Bu meydan Floransa'nın en ünlü meydanı. Meydanı bu kadar ünlü hale getirense içinde bulunan heykeller. Michelangelo'nun ünlü "David - Davut" heykeli (burada bulunan kopyası. Gerçegi Floransa sanat akademisinde), Ammanato'nun eseri "Neptün heykeli ve çeşmesi", "Perseus heykeli" ve tek parça mermerden yapılan "Sabine kadınlarının kaçırılması" heykeli bu meydanda bulunuyor.

Palazzo Vecchio




Signoria meydanında bulunan Palazzo Vecchio 14.yy'da Senyorların yönetim binası olarak, ardından da Medicilerin sarayı olarak kullanılmış ama günümüzde belediye binası olarak kullanılıyor. 34 metrelik çan kulesi ile oldukça ihtişamlı bir yapı olan binanın ön cephesinde bulunan balkon Hannibal filminde de kullanılmış. Belediye binası olarak kullanılsa da bazı bölümleri ücret karşılığı belli saatlerde gezilebiliyor.


Piazza della Repubblica




Burası Romalıların forum olarak kullandığı dönemden beri şehrin en önemli meydanlarından biri olmuş. Meydanın ortasında bulunan atlı karınca ve çevresindeki cafeler nedeniyle daima cıvıl cıvıl olan alan görülmesi gereken yerlerden biri...


Bu arada 50 Eu karşılığında Floransa Kart alırsanız 3 gün boyunca 50'den fazla müzeyi - galeriyi sıra beklemeden gezebilir, otobüslerden ücretsiz olarak faydalanabilirsiniz. Detaylı inceleme ve müze listesi için Firenze Card'ın internet sayfası 

http://www.firenzecard.it/?lang=en

Diğer Floransa yazıları için
http://tatilname.blogspot.com.tr/2014/12/floransa-gezi-notlar-bolum-1.html

http://tatilname.blogspot.com.tr/2014/12/floransa-gezi-notlar-bolum-3.html

Ayrıntılı Floransa ve diğer gezi fotoğrafları için ana sayfada bulunan İnstaram adresini takip edebilirsiniz...

16 Aralık 2014 Salı

Blog'unuzu meşhur edecek tüyolar!

Viral yani virüs gibi yayılıp herkese “bulaşan” içeriklerimiz olsun istemez miyiz? İçeriğimiz sosyal medyada paylaşılsın, hatta sokakta insanların konuşacağı kadar ünlensin istemez miyiz? Elbette isteriz, hangi blog yazarı istemez ki?

O halde Bumerang'ın düzenlediği “4. İyi İçerik Atölyesi”nde en beğendiğim sunumlardan biri olan “Viral İçerik Nasıl Oluşturulur?” konu başlığından neler öğrendiğimi aktarayım size kısaca. Sunumu Radikal'den Oktay Vural Alkaya ve Eda Utku yaptılar, kendilerine yeri gelmişken teşekkür de etmek isterim.


TREND AVCILARI

Hayalet avcıları, moda avcıları, beyin avcıları duymuştum ama “trend avcısı” tanımlamasıyla ilk kez karşılaştım açıkçası. Habercilik dünyasındaki trend avcılarının görevi, dünyanın herhangi bir yerindeki haber kaynağına ulaşıp detaylardan içerik üretmekmiş.

Hani bir zamanlar Levent Kırca'nın meşhur karakteri vardı, adı “Tam Teçhizatlı Kameraman Cevat Kelle!” idi.  Sırtında klozetten tutun da tost makinesine kadar her şeyi taşırdı. Trend Avcıları da Cevat Kelle'nin günümüz versiyonu diyebiliriz. Sürekli karşılarında ekran açıktır, editöre haber paslamak için var güçleriyle çalışırlar.

Peki nasıl bulur trend avcıları viral içeriği, nedir bu işin özü? İşte size değerli ve  hap şeklinde  özetlenen sır:

  1. Kışkırtıcı bir başlık,
  2. Empati kurulabilir dozda duygusallık,
  3. Göreni paylaşmaya yönelten özgünlükte içerik.
Örnek mi istiyorsunuz,  internetten Upworthy sitesine bakabilirsiniz. Bir buçuk sene gibi kısa bir zamanda aylık 88 milyon okuyucu kitlesine ulaşmışlar! Onların sırrı kışkırtıcı başlıklarda.

Şimdi de #Radikalist etiketiyle karşımıza sık sık çıkan, cazip başlıklı örneklere bakalım:

*Bilinen tarihin öksüz kalmış 9 piramiti 
*Antik çağların kaybolmuş 7 teknolojik harikası

Bu başlıklar merak uyandırıyor, hatta şimdi içinizde bu başlıkları Google'a yazıp aratanları görüyor gibiyim.

İÇERİK BULMA KONUSU

Size bu konuda çok güzel bir tüyo verebilirim.

Merak ettiğimizi bilmediğimiz konuları araştırmak!

Örnekler yine Radikalist'den.

-Bugün kalkıp Dublin'e gitmek için 15 sebep
-Devrimi mutfakta başlatan 10 Latin Amerika yemeği

Dublin aklınıza gelmemişti değil mi, bir yere gitmek isterseniz aklınıza Paris gibi, Prag gibi popüler destinasyonlar gelir çünkü.  Aslında merak edebileceğiniz ama aklınıza gelmeyen konu başlığına verilebilecek güzel örnekler bunlar.  Sahi ya neymiş acaba Dublin'i özgün kılan şey deyip okumaz mısınız bu başlığın altındaki yazıyı?

Burada mesele, alışılmış klişelerin dışına çıkan şeyi insanlara kabul ettirmek. Şimdi düşünün, bir arkadaşınız, Facebook sayfasında “Bugün kalkıp Dublin'e gitmek için 15 sebep” başlıklı bir yazı paylaşmış. Ne düşünürsünüz?

-Vay be Selin'e bak, demek Dublin'e gitmeye karar vermiş!
-Demek Selin'de böyle de bir vizyon varmış. Ben O'nu sıradan biri zannederdim, hmmm bak sen!
-Neymiş sahi bu Dublin meselesi ya, Dublin neredeydi aklım karıştı şimdi!
-Ben de paylaşayım da havam olsun!
.....

LİSTE İÇERİKLER

Maddeler halinde yazılan yazılar, okuyucunun sayfada kalmasını sağlar. Merak eder okuyucu, sonraki madde neymiş, bir sonraki madde neymiş..

Örnek yine Radikalist'den:

-7 maddede dünya haritasının ardında yatan saklı gerçekler!

Başlığını görseniz merak etmez misiniz? Birinci madde ilginizi çektiyse diğer maddelere de yönelmez misiniz?
İçeriğin içinde komplo kokusu almışsanız, zaten merakınız daha da artacaktır. “Ne yani, burada da mı manipule olduk!” diyenler içeriği merakla okuyacaklardır.

HİKAYE ANLATMAK

Başlık şöyle:

“İntihar etme, gel çay içelim diyerek 500 kişiyi kurtardı”

Burada bir hikaye var belli ki, merak edersiniz, hikayede ne olduğunu okumak istersiniz.

Viral içerikte döngü belli:

TIKLAMA > DÜŞÜNMEDEN PAYLAŞMA

VİRAL İÇERİK ÖRNEKLERİ

Mesela geçenlerde Rusya'da donan uçağı yolcuların itmesi konusu viral olmuştu, "sütü seven kamyoncu" klibi viral olmuştu, yine viral olan caps'ler var biliyorsunuz. İlber Ortaylı capslerini bilmeyen var mı?

İlber Ortaylı Caps'leri

Gangham Style'ı  aramızda izlemeyen kalmamıştır herhalde. En son 2 milyar 166 milyon kişi izlemişti. Gerçi bu başarıyı Gangham Style'dan çok O'nu meşhur eden viral içerik editörü hak ediyor.

Viral olmasın da ne olsun :)

 Çok da araştırmaya gerek yok aslında, yurdum insanı malzemelerinin hepsi başlıbaşına viral olabilecek kapasitede. “Normalde ben, şunu yaparken ben” caps'leri aynı şekilde. Aslında burada durum komedisi ile kendi hallerimizi anlatıyoruz.

Bir de ONLARDA /BİZDE caps'leri var biliyorsunuz. Onlarda havalı duranlar, bizde çoğunlukla komik olabiliyor. Aslında Türkiye'de gündemi takip ederek bolca viral malzeme bulabilirsiniz.


Onlarda-bizde caps'leri

Yanlış anlaşılma olmasın: VİRAL DEMEK, KOMİK İÇERİK DEMEK DEĞİLDİR.

Philae'nin indiği kuyrukluyıldızdan esrarengiz bir 'şarkı' yayılıyor”haberi de viral olmuştu. Bu haberi “kuyrukluyıldızın sesi” “kuyrukluyıldızdan yayılan ses dalgaları” gibi kuru bir başlıkla verselerdi böyle bir etkisi olmayacaktı


Özetleyecek olursak, iyi bir viral içerik için gerekenler:

1- Duygusal bir başlık
2- Gönüllü viral elçileri
3- Farklı içerik

Son olarak diyorum ki, bu yazıyı meşhur edecek "gönüllü viral elçileri" aranıyor, onlardan biri de neden siz olmayasınız ki, kalın sağlıcakla ☺


15 Aralık 2014 Pazartesi

Floransa gezi notları: Bölüm 1

Floransayı anlatmaya nereden başlasam bilemiyorum açıkçası. O kadar büyüleyici o kadar güzel ki. Floransa çocukluğumdan beri takıntılı bir şekilde görmek istediğim şehirlerden biriydi. Bu zamana nasip oldu. Öyle bir etkilendim ki buradan en kısa zamanda tekrar nasıl görebilirim bu güzel şehri diye daha oradayken planlar yapmaya başlamıştım.
Floransa Toscana bölgesinin başkenti ve İtalya rönesansının doğum yeri. Ayrıca Leonardo da Vinci, Michelangelo ve Dante Alighieri gibi ünlü sanatçıların, şairlerin de memleketi.

Floransa'da gezilecek - görülecek yerler:
Floransa'yı çok detaylı gezemedim açıkçası. Bu güzel şehri kısmen de olsa anlamak ve tanımak için 2-3 gününüzü en az burada geçirmelisiniz bence. Çünkü dışarıdan görülecek yerlerin yanı sıra detaylı gezilecek o kadar çok müze, kilise vs. var ki...
Floransa eski ve yeni şehir olarak ayrılmış. Eski tarafta bulunan binalar tamamen korunmuş ve aralara yeni hiçbir bina yada silüeti bozacak hiçbir yapı eklenmemiş. Tarihi kısma otobüsler giremiyor. Yoğun araç trafiği de yok. Benim görebildiğim sadece polis arabaları vardı etrafta. Zaten tarihi kısmın da yürüyerek bakına bakına tadı çıkarılır. (Çok fotoğraf koymak ve elimden geldiğince detay verebilmek için Floransa'yı bir iki bölümde yazmayı planlıyorum)

Floransa Katedrali (Santa Maria del Fiore)








Santa Maria del fiore yani "Meryem'in çiçeği". En ihtişamlı yapılardan biri burası. Sokaktan çıkıyorsunuz ve hiç beklemediğiniz bir anda karşınızda beliriyor bu muhteşem yapı. 1296 - 1436 yılları arasında gotik tarzda inşa edilmiş. Devasa ünlü kubbesi Brunelleschi tarafından yapılmış. Floransa denince de sembol haline gelen bir kaç yapıdan biri bence. Çok ihtişamlı olan ve pembe,beyaz, yeşil mermerden yapılan dış cephenin aksine iç cephe çok sade. Ön cephede klasik kilise - katedral süslemesi olan İsa, Meryem ana, havari heykellerinin yanı sıra ünlü sanatçıların da heykelleri bulunuyor. İlginç olan nokta ise sanatçıların heykellerinin havarilerden ve meleklerden daha üst sırada bulunması. Bu da sanatın ve sanatçının ne kadar üstün tutulduğunu ifade ediyormuş. Katedralin girişi ücretsiz ama çok sıra oluyor. Meşhur kubbeye çıkış ise ücretli. Katedral kompleksi için yapılan ama ayrı duran önemli bir yapı da çan kulesi. Giotto tarafından yine gotik tarzda yapılan çan kulesi katedral, vaftizhane gibi önemli bir yapıdır.

Detaylı inceleme için http://www.duomofirenze.it

Aziz Giovanni Vaftizhanesi (Battistero di San Giovanni)





Katedral kompleksinin içinde bulunan bu vaftizhane asıl ününü Pisano ve Ghiberti tarafından yapılan bronz kapıları ile kazanmış. İlk olarak 9.yy'da küçük bir bazilika olarak yapılan yapı daha sonra katedrale ait bir yapı olmuş. Ünlü kapı hariç tamamen bakım altında olduğu için ne yazik ki binayı göremedik ama Michelangelo'nun "cennetin kapıları" olarak adlandırdığı kapıları görme fırsatımız oldu. (Eski ahitten sahnelerin anlatıldığı bu bronz kapıların orjinali şu anda müzede bulunuyor. Kapılar pırıl pırıl parladığı ve çok güzel işlendiği için Michelangelo kapıları bu isimle adlandırıyor.) Bu arada ikinci fotoğrafta daire içine aldığım figür kapıyı yapan Ghiberti...


Ponte Vecchio (Vecchio Köprüsü - Eski köprü)





Floransa'da ikinci dünya savaşı sırasında yıkılmayan tek köprü burası. İlk olarak 996 yılında tahtadan yapılmış, sel sonucu yıkılınca 1117 yılında tekrar yapılmıştır. Yangın sonucu zarar gören köprü son olarak 1345'te tekrar yapılmıştır.  1565 yılında ise suikast vs. korkusu yüzünden halk arasına pek karışmak istemeyen Mediciler Arno nehrinin öte tarafına geçmek için köprüye günümüzde "Vasari koridoru" olarak bilinen kapalı bölümü ekletirler.

(bkz: http://tatilname.blogspot.com.tr/2014/12/medici-ailesi.html)
Ponte Vecchio Palazzo Pitti ile Uffizi'yi birbirine bağlar. Geçmişte (14.yy) çoğunlukla kasapların dükkanları ile dolu olan köprüde günümüzde kuyumcuların dükkanları bulunmaktadır.
Vasari koridoru ise Cosimo de Medici'nin emriyle Giorgio Vasari'ye yaptırılmıştır. Yaklaşık 1 km. uzunluğundadır. Özel turlarla gezilen koridorda birçok ünlü sanatçının da tablosu bulunmaktadır.(Dan Brown'un son kitabı Cehennem'i okuduysanız hatırlayacaksınız. Buradan ve köprüden sıkça bahsediliyordu) Tur ve detaylı bilgi için http://www.uffizi.firenze.it/en/musei/?m=vasariano

Ayrıntılı Floransa ve diğer gezi fotoğraflarıma ana sayfada bulunan İnstagram adresinden ulaşabilirsiniz...

Yazının devamı http://tatilname.blogspot.com.tr/2014/12/floransa-gezi-notlar-bolum-2.html

http://tatilname.blogspot.com.tr/2014/12/floransa-gezi-notlar-bolum-3.html